
Son yıllarda trendi yakalamak güçleşti. Zira zevklerin ve renklerin tartışmaya konulması söz konusu bile olmadan değişiveriyor algıların yönü.
Bu dumanı tüten trendlerden biri de son 50 yılın modasında yerini zirveye taşıyan Atatürk karşıtlığı.
Kendini kanıtlamak isteyenin bireysel özgürlüğünü en iyi tanımlama şekli Atatürk düşmanlığı şu dönemlerde.
Demokrasiden uzak hayatlarımızın, ekonomik çalkantılarımızın, işsizliğimizin, karılarımızın hamile kalamayışının ve çamaşır makinelerimizi bozan sudaki yüksek kireç oranının bile sorumlusu Mustafa Kemal adeta!
Topraklarımız ve insanlarımız parsel parsel paylaştırılmamıştı, kadınlarımızda yüksek tahsil oranı %90' dı, Avrupa önümüzde el pençe divan duruyordu ki ne olsa beğenirsin? Atatürk diye bir demokrasi düşmanı asker çıktı, tüm özgürlüklerimizi elimizden alarak bizi yoz bir toplum haline getirdi. Ne desek az ona!
Sosyal modaya (!) hakim olan Ata karşıtlığı takunyalısından smokinlisine, tam özgürlükçüsünden (!), solcu eskisine herkesin son dönem mastürbasyon şekli. Dokunulmazlığın gölgesinde tabulaştırdıkları "adama" 10 yaşında çocuklar bile kıçlarındaki boka bakmadan giydiriyor da giydiriyor.
Kimi İslam' ın mutlak otoritesine karşı durduğu için düşman kendisine, kimi üniter yapıya verdiği önemden. Bazısı sadece laf söyleyebilmiş olmak için bile "haydi Atatürk' e saldıralım" seansları düzenlemekte.
Elele veren cemaatler -her yönden- bu düşmanlıktan beslenirken devrimci eskilerinin, "yetmez ama evet" çilerin, radikal özgürlükçülerin ve trendin bekçiliğine dünden meraklı sözde aydınların "Atatürk' ü eleştiriye açma" adı altında uyguladıkları vurun kahpeye politikası sayesinde güçlenmekte ve sapkın ideallerinin önünü açmaktalar.
Yobazların hedeflerine işaretçi olmayı kendine borç bilen sözde demokratlara bu modanın pek demode olduğunu hatırlatarak, şu iki satırı hediye etmek gerekir diye düşünüyorum:
Sen anandan yine çıkardın ama,
baban kimdi bilemezdin şerefsiz!
0 yorum:
Yorum Gönder