<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890</id><updated>2012-01-25T14:03:37.162+02:00</updated><title type='text'>Chercheve</title><subtitle type='html'>ozanezgiberberoglu.com adresinde iki yıldır fırtınalar estirirken 15 TL ödemeyi unutan zihnim yüzünden tüm verileri ile kaybolan kalburüstü sanat günlüğüm "Çerçeve" nin yozlaşmış, otobanlaşmış, orospulaşmış kızı...

Chercheve</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>55</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7096478466189963430</id><published>2012-01-17T15:36:00.008+02:00</published><updated>2012-01-17T15:43:29.639+02:00</updated><title type='text'>Modern Çağın "Büyük Birader"i</title><content type='html'>&lt;span&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ksvRqNkMmN0/TxV5e1QI_II/AAAAAAAAAZE/QZ0qE_Z0VCw/s1600/twitter-follow.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 297px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ksvRqNkMmN0/TxV5e1QI_II/AAAAAAAAAZE/QZ0qE_Z0VCw/s400/twitter-follow.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698594474105044098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır süregelen “Büyük Birader bizi gözetliyor” tartışmalarına Facebook, Twitter gibi ağların yeni bir boyut kazandığını da söylemek mümkün. Bu söylemin yerini “Artık tüm Dünya bizi gözetliyor ve bunu da bizim ‘rızamıza dayalı’ yapıyor” söylemi aldı.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Özel hayatlar, radikal görüşler, söylemler, hatta fotoğraflar, videolar arık ortada. Ünlüler ve siyasiler birbirlerine Twitter’dan cevap veriyor. İşin daha ilginç tarafıysa, bir zamanlar ‘ulaşılmaz’ dediğimiz kurumlar ve şahıslar artık  “bir enter uzaklıkta”.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Sosyal paylaşım ağlarında herkesin eşit söz hakkına sahip olması öne çıkan başka bir unsur. Öyle ki sıradan vatandaş ünlü kişi ve kurumların mesajlarını takip edebiliyor, paylaşabiliyor. Bugün bir köşe yazarı, hem devlet büyüklerinin, hem diğer ünlülerin, hem de vatandaşın takip ettikleri arasında yer alabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Twitter, ‘gazetecilik’ anlayışına da farklı bir boyut getirmeye başladı. Daha önce doğru habere ulaşabilmek için büyük çaba harcayan gazeteciler, artık haber kaynağı olarak bu sosyal ağlardan faydalanıyorlar. Magazin muhabiri, magazine konu isimleri, spor muhabiri ise spor adamlarını, klüpleri takip ediyorlar. Bir Tweet, bir habere dönüşüyor.  Gazeteci, haberin güvenilirliğini okuyucusuna duyururken “Twitter’dan açıkladı.” ifadesini kullanılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Sosyal paylaşım siteleri sayesinde artık vatandaş da bir gazeteci gibi, haberleri yorumlayarak arkadaşlarına duyuruyor, onun arkadaşları da kendi arkadaşlarına duyuruyor .&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Öyle ki Vatandaş kendi gündemini özgürce sosyal ağlarda belirliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2011’de TWITTER  İLE YAZILI BASININ GÜNDEMİ NE KADAR EŞLEŞTİ ?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;PRNet Halkla İlişkiler Araştırma ve Değerlendirme A.Ş, Twitter’da 2011 yılında en çok bahsi geçen konu başlıklarıyla, yine 2011’de yazılı basında karşımıza çıkan başlıkları karşılaştırdı. Twitter gündemi ve Basının gündemi ne kadar tutuyor , adetler ile raporladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Türk Twitter kullanıcıları dizini olan Twitterturk’un, 2011 yılını baz alarak ‘Twitter paylaşım ağı’ hakkında yaptığı geniş çaplı araştırma verilerine göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Twitter’da en çok konuşulan ’10 önemli ‘olay’ şu şekilde sıralandı:&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Arap Baharı,&lt;br /&gt;2-Şike iddiaları&lt;br /&gt;3-Haziran 2011 Seçimleri&lt;br /&gt;4-Van depremi&lt;br /&gt;5-Terör&lt;br /&gt;6-Ekonomik kriz&lt;br /&gt;7-Bedelli askerlik&lt;br /&gt;8-İnternet filtresi&lt;br /&gt;9-Atanamayan/atanmayı bekleyen öğretmenler&lt;br /&gt;10-Çılgın Proje&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PRNet,  aynı konuları basında çıkan haber adetlerine göre yeniden sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Haziran 2011 Seçimleri      (80.072 haber),&lt;br /&gt;2-Van depremi                       (32.965 haber),&lt;br /&gt;3-Terör                                   (32.667 haber),&lt;br /&gt;4-Ekonomik kriz                     (30.571 haber),&lt;br /&gt;5-Şike iddiaları                       (22.446 haber),&lt;br /&gt;6-Arap Baharı                        (10.112 haber),&lt;br /&gt;7-Bedelli askerlik                   (6.135 haber),&lt;br /&gt;8-Çılgın Proje                         (5.815 haber),&lt;br /&gt;9-İnternet filtresi                   (2.779 haber),&lt;br /&gt;10-Atanamayan öğretmenler (1.051 haber)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter kullanıcılarının 2011’de hakkında en çok konuştuğu “Arap Baharı” konusu, yazılı basın sıralamasında 6. sırada yer alarak ciddi bir farklılık gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80 bin haber ile Basın gündeminin birincisi olan “Haziran 2011 Seçimleri” ise Twitter’ın ‘en çok konuşulanlar listesinde 3. sırada yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın Van depremini 2011’in 2. Gündem maddesi olarak belirlerken, Twitter’da  Şike iddiaları, Van depremini geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2011 yılında Twitter’da hakkında ‘En çok yorum yapılan kişiler’ ise şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Hilal Cebeci&lt;br /&gt;2-Erol Köse&lt;br /&gt;3-Okan Bayülgen&lt;br /&gt;4-Nihat Doğan&lt;br /&gt;5-Cüneyt Özdemir&lt;br /&gt;6-Murat Boz&lt;br /&gt;7-Melih Gökçek&lt;br /&gt;8-Ahmet Hakan Coşkun&lt;br /&gt;9-Doğuş&lt;br /&gt;10-Pucca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PRNet, aynı isimleri yazılı basında çıkan haber adetlerine göre yeniden sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Melih Gökçek          (6.407 haber),&lt;br /&gt;2-Nihat Doğan              (1.791 haber),&lt;br /&gt;3-Ahmet Hakan Coşkun (1.670 haber),&lt;br /&gt;4-Okan Bayülgen        (1.311 haber),&lt;br /&gt;5-Murat Boz               (1.107 haber),&lt;br /&gt;6-Cüneyt Özdemir      (946 haber),&lt;br /&gt;7-Erol Köse                 (858 haber),&lt;br /&gt;8-Hilal Cebeci             (750 haber),&lt;br /&gt;9-Doğuş                      (337 haber),&lt;br /&gt;10-Pucca                     (239 haber).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011’de Pampişleri ile Twitter gündemine oturan Hilal Cebeci’nin yazılı basında 750 haber ile her yıl olduğundan çok daha fazla habere konu olduğu aşikar. Aynı şekilde Erol Köse de sansasyonel açıklamaları ile her ne kadar 7. sırada yer alsa da basında 858 adet habere konu oldu. Twitter’da 7. sırada olan Melih Gökçek ise Basın sıralamasında 1.’lik koltuğunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TV DÜNYASI’nda Twitter ve Yazılı basının  gündemi eşleşti; MUHTEŞEM ZİRVE!&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Muhteşem Yüzyıl&lt;br /&gt;2-Kuzey Güney&lt;br /&gt;3-Öyle Bir Geçer Zaman Ki&lt;br /&gt;4-Behzat Ç.&lt;br /&gt;5-Leyla ile Mecnun&lt;br /&gt;6-Disko Kralı&lt;br /&gt;7-Survivor&lt;br /&gt;8-Fatma Gül'ün Suçu Ne&lt;br /&gt;9-Yetenek Sizsiniz&lt;br /&gt;10-O Ses Türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PRNet, aynı TV başlıklarını yazılı basında çıkan haber adetlerine göre yeniden sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Muhteşem Yüzyıl                (8.022 haber),&lt;br /&gt;2-Öyle Bir Geçer Zaman Ki    (4.303haber),&lt;br /&gt;3-Behzat Ç.                             (2.951haber),&lt;br /&gt;4-Fatma Gül'ün Suçu Ne        (2.781 haber),&lt;br /&gt;5-Survivor                               (2.418haber),&lt;br /&gt;6-Leyla ile Mecnun                (876 haber),&lt;br /&gt;7-Yetenek Sizsiniz                   (771 haber),&lt;br /&gt;8-Kuzey Güney                        (751 haber), * yeni&lt;br /&gt;9-O Ses Türkiye                      (408 haber), * yeni&lt;br /&gt;10-Disko Kralı                          (254 haber).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Muhteşem Yüzyıl”, hem Twitter’da hem de yazılı basında ilk sıraya oturarak muhteşem bir gövde gösterisi yaptı.&lt;br /&gt;Kanal yöneticilerinin Muhteşem’in karşısına koyacak kadar güvendikleri yeni dizi “Kuzey Güney” Twitter’da 2. sırada. Kulvara yeni yayın döneminde çıktığı göz önünde bulundurulursa, yazılı basın adetlerinde de iddialı olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Spor camiasında Twitter’ın ilk 10’u ;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;1-Fenerbahçe&lt;br /&gt;2-Aziz Yıldırım&lt;br /&gt;3-Trabzonspor&lt;br /&gt;4-Galatasaray&lt;br /&gt;5-Beşiktaş&lt;br /&gt;6-NBA Lokavt&lt;br /&gt;7-Alex&lt;br /&gt;8-Arda Turan&lt;br /&gt;9-Volkan Demirel&lt;br /&gt;10-El-Clasico olarak sıralandığını görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PRNet, aynı spor markalarını, yazılı basında çıkan haber adetlerine göre yeniden sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe                (105.696 haber),&lt;br /&gt;Galatasaray                (88.544 haber),&lt;br /&gt;Beşiktaş                      (76.195 haber),&lt;br /&gt;Trabzonspor               (64.853 haber),&lt;br /&gt;Aziz Yıldırım               (11.994 haber),&lt;br /&gt;Alex                            (11.813 haber),&lt;br /&gt;Arda Turan                 (8.429 haber),&lt;br /&gt;Volkan Demirel          (3.006 haber),&lt;br /&gt;NBA Lokavt                 (1.390 haber),&lt;br /&gt;El-Clasico                      (683 haber)&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;TV Dünyasında olduğu gibi Twitter gündemi ve Basın gündemi yine eşleşerek Fenerbahçe’yi 2011’in zirvesine taşıdı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7096478466189963430?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7096478466189963430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/modern-cagn-buyuk-biraderi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7096478466189963430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7096478466189963430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/modern-cagn-buyuk-biraderi.html' title='Modern Çağın &quot;Büyük Birader&quot;i'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ksvRqNkMmN0/TxV5e1QI_II/AAAAAAAAAZE/QZ0qE_Z0VCw/s72-c/twitter-follow.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1970471531147749740</id><published>2012-01-17T09:18:00.004+02:00</published><updated>2012-01-17T17:06:13.691+02:00</updated><title type='text'>Kürk ve Deri Fuarı Karşıtı Basın Açıklaması</title><content type='html'>&lt;span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-_rC38OdPbEs/TxUiE85eBmI/AAAAAAAAABo/lsLa1gl0Nqs/s1600/ozan_ezgi_berberoglu_eylem7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_rC38OdPbEs/TxUiE85eBmI/AAAAAAAAABo/lsLa1gl0Nqs/s320/ozan_ezgi_berberoglu_eylem7.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698498371969222242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; "&gt;İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU VE KÜRKE HAYIR PLATFORMU'NUN &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; "&gt;17-19 OCAK 2012 KÜRK VE DERİ FUARI ORTAK BASIN AÇIKLAMASIDIR.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;17/18/19 Ocak 2012&lt;/b&gt; tarihlerinde İstanbul TÜYAP fuar alanında gerçekleştirilecek olan "İSTANBUL DERİ &amp;amp; KÜRK 2012" fuarını protesto metnimiz, gerekçelerimizle, basın ve kamuoyu ile paylaşılır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kürk ve deri kullanımının artık eski çağlarda olduğu gibi zenginlik ve statü sembolü değil; cehalet, bilinçsizlik, görgüsüzlük ve duyarsızlık" olarak algılanmaya başladığını hemen hemen herkes biliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Teknoloji ve iletişim çağının zirve yaptığı günümüzde, kürk ve deri ürünlerinin nasıl elde edildiği de artık herkesin bilgisi dahilinde bir gerçektir. Kürklü hayvanların, (biz kürk hayvanları demiyoruz) doğdukları andan itibaren güneşsiz, topraksız suni ortamlarda aylarca tutularak ağır eziyet altında geçen süreler sonunda daha acılı ve korkunç olan; elektrik verilmesi, canlıyken başlarına vurularak etkisizleştirilip, diri diri kürk ve derilerinin üzerlerinden soyulduğunu bilmeyen neredeyse yoktur. Bu insanlık dışı üretim ve işleme sürecine seyirci kalmak, hatta üreterek, satarak, satın alarak ya da susarak dahil olmak, sorumluluk bilincine sahip merhametli kişilerin asla kabul edemeyeceği bir tavırdır. Kürk hammaddelerinden bazılarının kedi, köpek, tavşan, tilki olduğunu bilen pek çok kişi; kendisine daha uzak olan, günlük hayatta rastlamadığı mink, vizon, samur gibi hayvanların da varlığını artık biliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kürk vahşetinin tamamen sonlandırılması için çalışmalarımız her platformda devam edecektir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye'nin en büyük metropolünde bütün bu gerçeklerden habersizmiş gibi "korkunç cehalet ve vahşet ürünlerini" sergilemekten çekinmeyen "İSTANBUL DERİ&amp;amp;KÜRK 2012" fuarını bu nedenlerle protesto ediyor, bütün bilinçli, duyarlı insanları da bilinçli seçimler yapmaya ve protestomuza katılmaya davet ediyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Değerli basın mensupları, sosyal ağlardaki dostlarımız, duyarlı halkımız ve meslektaşlarımızla paylaşırız.&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;" &gt;KÜRKE HAYIR PLATFORMU&lt;br /&gt;İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1970471531147749740?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1970471531147749740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/kurk-ve-deri-fuar-karst-basn-acklamas.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1970471531147749740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1970471531147749740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/kurk-ve-deri-fuar-karst-basn-acklamas.html' title='Kürk ve Deri Fuarı Karşıtı Basın Açıklaması'/><author><name>o.</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-_rC38OdPbEs/TxUiE85eBmI/AAAAAAAAABo/lsLa1gl0Nqs/s72-c/ozan_ezgi_berberoglu_eylem7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-5153869038496638608</id><published>2012-01-09T13:51:00.003+02:00</published><updated>2012-01-09T13:59:16.569+02:00</updated><title type='text'>Otuz Yaşa Mektuplar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0RvvQHFNlB4/TwrWj7nBzyI/AAAAAAAAABY/LnmWDdzl6J4/s1600/Otuz%2BYa%25C5%259Fa%2BMektuplar%2BKapak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 194px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-0RvvQHFNlB4/TwrWj7nBzyI/AAAAAAAAABY/LnmWDdzl6J4/s320/Otuz%2BYa%25C5%259Fa%2BMektuplar%2BKapak.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695600591548567330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;Maceracı ol, sevgili gençliğim...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;Kendin için macera şudur: Meslekte ve yaşamda büyük bir maceranın&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;içinde olduğun duygusuna sahip olmalısın. Aşk konusunda geniş ufuklar, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;bir anlayış, büyük bir insan sevgisi sana egemen olmalı... İnsan mutlaka&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;kendine erkenden bir “macera hediye etme” şansını yaratmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;Bir insanın yaptığı güzel işler ve yapmayıp ertelediği işler, yaşanmamış&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;aşklar ileriki yaşlarda insanın içinde bir burukluk olarak kalabiliyor. Toparlayacak&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;olursam derim ki: “Sakın ha iş ve aşk konusunda hiçbir şeyi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;erteleme...”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span&gt;Ali Poyrazoğlu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ansi-language:TR"&gt;Meri İstiroti başarılı iş insanlarını 30’lu yaşlarına geri götürdü. Ortaya çıkan mesajları kendi kaleminden derledi.  “Otuz Yaşa Mektuplar” değerli iş insanlarının 30 yaşındaki kendilerine yazdıkları mektupları içeriyor.  Gençleri, rol modelleri ile buluşturma misyonu taşıyan kitap;  aynı zamanda, satışından elde edilecek gelirle sağlık bilimlerinde okuyan ihtiyaç sahibi öğrencilere de burs imkanı sağlıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ansi-language: TR"&gt;Meri İstiroti’nin kaleme aldığı Doğan Kitap’tan çıkan “Otuz Yaşa Mektuplar” D&amp;amp;R’larda okurlarıyla buluşmak üzere raflardaki yerini alırken İstiroti, eserin amacını şöyle tanımlıyor: “Amacım, günümüzün farklı değer yargılarıyla büyüyen, daha yüzeysel ve maddi değerlere erişmenin içsel derinliğe ulaşmaktan daha baskın olduğu gençliğimize “mentorlük” yapabilecek çok değerli şahsiyetleri yanı başlarına getirebilmekti. Her birinin yaşam serüvenlerini ve kendi gençliklerine yazdıkları mektupları okurken okuyucuların geleceklerini aydınlatabilmeyi arzuladım.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-layout-grid-align: none;text-autospace:none"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ansi-language:TR"&gt;“Otuz Yaşa Mektuplar” da her biri kendi mesleklerinde seçkin 44 isim, 30’lu yaşlarına geri dönüyor ve yaşadıkları tecrübelerle gençlere sesleniyor. Tiyatrocu, iş adamı, müzisyen, din adamı vb. farklı meslekten, farklı dinden, farklı kuşaktan ve farklı geçmişten 44 ayrı renk, bu eserde aynı çatı altında toplanıyor. Kimisi “keşke”leriyle, kimisi “iyiki”leriyle hem geçmişlerini yad ediyor, hem de kendilerini keşfetmenin keyfini yaşıyor ve yaşatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ansi-language: TR"&gt;Bugünkü aklım olsaydı çok daha farklı davranırdım” dediğiniz olur mu? Bu kitapta; yaşanan çok değerli tecrübeler, kazanılmış başarılar, üst noktalara ulaşmak için yapılmış hatalar var... Kendi başımıza gelmese bile bu tecrübeleri okuyarak, hayat yolumuzu bir miktar daha bilinçli kat edebiliriz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="display: none;opacity: 1 !important;border-color: none !important;background: transparent !important;padding: 0 !important;margin: 0 !important;position: absolute !important;top: 0;left: 0;overflow: visible !important;z-index: 999999 !important;text-align: left !important;"&gt;&lt;div style="max-width: 300px !important;color: #fafafa !important;opacity: 0.8 !important;border-color: #000000 !important;border-width: 0px !important;-webkit-border-radius: 10px !important;background-color: #363636 !important;font-size: 16px !important;padding: 8px !important;overflow: visible !important;background-image: -webkit-gradient(linear, left top, right bottom, color-stop(0%, #000), color-stop(50%, #363636), color-stop(100%, #000));z-index: 999999 !important;text-align: left  !important;"&gt;&lt;div class="translate"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="additional"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://www.google.com/uds/css/small-logo.png" style="position: absolute !important; z-index: -1 !important; right: 1px !important; top: -20px !important; cursor: pointer !important;-webkit-border-radius: 20px; background-color: rgba(200, 200, 200, 0.3) !important; padding: 3px 5px 0 !important; margin: 0 !important;" onclick="document.location.href='http://translate.google.com/';" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-5153869038496638608?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/5153869038496638608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/macerac-ol-sevgili-gencligim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5153869038496638608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5153869038496638608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/macerac-ol-sevgili-gencligim.html' title='Otuz Yaşa Mektuplar'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-0RvvQHFNlB4/TwrWj7nBzyI/AAAAAAAAABY/LnmWDdzl6J4/s72-c/Otuz%2BYa%25C5%259Fa%2BMektuplar%2BKapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6801471854248579413</id><published>2012-01-04T15:11:00.003+02:00</published><updated>2012-01-04T15:13:37.089+02:00</updated><title type='text'>İmmün İlişkili Hastalıklar</title><content type='html'>İlgilenenlere...&lt;div id="-chrome-auto-translate-plugin-dialog" style="opacity: 1 !important; background-image: initial !important; background-attachment: initial !important; background-origin: initial !important; background-clip: initial !important; background-color: transparent !important; padding-top: 0px !important; padding-right: 0px !important; padding-bottom: 0px !important; padding-left: 0px !important; margin-top: 0px !important; margin-right: 0px !important; margin-bottom: 0px !important; margin-left: 0px !important; position: absolute !important; top: 0px; left: 0px; overflow-x: visible !important; overflow-y: visible !important; z-index: 999999 !important; text-align: left !important; display: none; background-position: initial initial !important; background-repeat: initial initial !important; "&gt;undefined&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" style="width:420px;height:297px" id="284907b8-11cd-1eea-b37a-e2f18212657f"&gt;&lt;param name="movie" value="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v2/IssuuReader.swf?mode=mini&amp;amp;printButtonEnabled=false&amp;amp;backgroundColor=%23222222&amp;amp;documentId=120104125433-8de5069e56fe4a799f5fd8b9f28b68c8"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://static.issuu.com/webembed/viewers/style1/v2/IssuuReader.swf" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" menu="false" wmode="transparent" style="width:420px;height:297px" flashvars="mode=mini&amp;amp;printButtonEnabled=false&amp;amp;backgroundColor=%23222222&amp;amp;documentId=120104125433-8de5069e56fe4a799f5fd8b9f28b68c8"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="width:420px;text-align:left;"&gt;&lt;a href="http://issuu.com/ozanezgiberberoglu/docs/immun?mode=window&amp;amp;printButtonEnabled=false&amp;amp;backgroundColor=%23222222" target="_blank"&gt;Open publication&lt;/a&gt; - Free &lt;a href="http://issuu.com/" target="_blank"&gt;publishing&lt;/a&gt; - &lt;a href="http://issuu.com/search?q=immunimmun" target="_blank"&gt;More immunimmun&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6801471854248579413?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6801471854248579413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/immun-iliskili-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6801471854248579413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6801471854248579413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2012/01/immun-iliskili-hastalklar.html' title='İmmün İlişkili Hastalıklar'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3423082856516388726</id><published>2011-07-10T18:29:00.004+03:00</published><updated>2011-07-10T18:42:06.565+03:00</updated><title type='text'>Biokalem</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kAEV_hV-Q7w/ThnGyaXtMQI/AAAAAAAAAYg/18mRcz5hREU/s1600/biokalem.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kAEV_hV-Q7w/ThnGyaXtMQI/AAAAAAAAAYg/18mRcz5hREU/s400/biokalem.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5627747778750656770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;:) Biokalemlerimiz (Soldaki benim, sağdaki Yekta' nın)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yekta ile yepyeni ve çok keyifli bir şey keşfettik: Biokalem.&lt;div&gt;Hemen üçer, beşer aldık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mısır nişastası atığını işleyerek elde ettikleri biyoplastik hammadde ile yapılan kalem, doğaya atıldığında tamamen çözünebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mürekkebi toksik madde içermiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Görünümü çok farklı ve şık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha mı?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet dahası da var. Bu kalemde karaçam tohumları var. Tohumlar kalemin arkasına entegre edilen biyoplastik kapsülün içinde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani kalem bittiğinde onu toprağa ekip, üzerinde büyüyen karaçam ağacının gölgesinde anılardan bahsedebiliyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte size kalemlerinizi organik hale getirmek için birçok neden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;EkoOrganik Mağazası Tanıtımından:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: 14px; line-height: 20px; -webkit-border-horizontal-spacing: 15px; -webkit-border-vertical-spacing: 15px; "&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kara Çam Tohumu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.ekoorganik.com/images/products/biokalem_karacam_tohumu.jpg" align="right" width="250" height="376" /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın başlaması için önce uygun bir ortam gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaçam tohumlarınız doğru nem, ışık, ısı gibi etkenleri bulduğunda çimlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu minik tohum, doğal ortamında, Ağustos-Eylül ayları arasında toprağa düşer. Üzerine yağn sonbahar yağmurları ve soğuk kış mevsimiyle fiziksel olarak hazırlanır. Baharın ılık havasıyla da kabuğu kırılarak çimlenir yani doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misafirinizin kendini evinde gibi hissetmesi için onu bir gün suda (yağmur), birkaç gün de buzdolabında (kış) bekletip ekmenizi öneriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0,5 lt'lik pet şişenin üstünü kesip 10cm yüksekliğinde bir saksı oluşturuyoruz ve dibine bir delik açıyoruz. Bu boylarda bir saksı da kullanabiliriz. İçine taş ve kalın parçalardan oluşmayan bahçe toprağı koyuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohumu 2mm derinlikte ekiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yıl boyunca kabında muhafaza ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada dikkat etmeniz gereken toprağın sürekli nemli (ıslak değil) kalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fidanımız 1 yaşında olduğunda, kamusal bir alana veya bir orman arazisine ekebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMA Vakfı Orman Bölümü'ne ağaçlandırma projelerinde kullanılmak üzere vermek istersek, 0212 283 78 16 numaralı telefondan yardım alabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fidanımız evde en çok 3 yıl tutabiliriz,&lt;br /&gt;1 yıldan sonra fidanımız misafirliğe devam edecekse, daha büyük bir saksıya aktarmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal yaşama katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3423082856516388726?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3423082856516388726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/07/biokalem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3423082856516388726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3423082856516388726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/07/biokalem.html' title='Biokalem'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kAEV_hV-Q7w/ThnGyaXtMQI/AAAAAAAAAYg/18mRcz5hREU/s72-c/biokalem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7504597294063023984</id><published>2011-07-01T13:21:00.005+03:00</published><updated>2011-07-01T13:36:33.955+03:00</updated><title type='text'>Kitap Seçkisi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Aşağıda en kısa zamanda okumanız gereken kitap önerilerimden bazılarını bulabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-J4uVAv-r5kg/Tg2g3-yNy3I/AAAAAAAAAX4/xsQYjKXXbJQ/s1600/remzi.png" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 306px; height: 75px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-J4uVAv-r5kg/Tg2g3-yNy3I/AAAAAAAAAX4/xsQYjKXXbJQ/s400/remzi.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624328393262484338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=6&amp;amp;yil=2011&amp;amp;bolum=12"&gt;KARTEZYEN METAFİZİK ve DÜŞÜNCENİN ÖZNESİZLİĞİ&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=4&amp;amp;yil=2011&amp;amp;bolum=12"&gt;AÇGÖZLÜLÜK GÜDÜSEL DEĞİL TOPLUMSAL&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=7&amp;amp;yil=2010&amp;amp;bolum=12"&gt;HERKES İÇİN EVRİM TEORİSİ&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=8&amp;amp;yil=2010&amp;amp;bolum=10"&gt;EVRİMİN DEVŞİRME ÜRÜNÜ İNSAN&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-JwGWLQRuVVU/Tg2iOwI09MI/AAAAAAAAAYA/ez2G6IIAjvA/s1600/norobilim_logo.png" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 109px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-JwGWLQRuVVU/Tg2iOwI09MI/AAAAAAAAAYA/ez2G6IIAjvA/s400/norobilim_logo.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624329883979412674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.norobilim.com/?p=294"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); -webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.norobilim.com/?p=294"&gt;SEVİŞEN BEYİN&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7504597294063023984?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7504597294063023984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/07/kitap-seckisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7504597294063023984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7504597294063023984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/07/kitap-seckisi.html' title='Kitap Seçkisi'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-J4uVAv-r5kg/Tg2g3-yNy3I/AAAAAAAAAX4/xsQYjKXXbJQ/s72-c/remzi.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2706344479971833128</id><published>2011-06-28T03:00:00.005+03:00</published><updated>2011-06-28T03:35:52.054+03:00</updated><title type='text'>Cevaplarım Komada!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-LzJjesjzvpw/TgkhUVmEhrI/AAAAAAAAAWw/q1D5nvZ7uiY/s1600/nazan_oncel-01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LzJjesjzvpw/TgkhUVmEhrI/AAAAAAAAAWw/q1D5nvZ7uiY/s400/nazan_oncel-01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623062243026699954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırıldın mı? &lt;br /&gt;Gözün arkada mı kaldı?&lt;br /&gt;İçin mi gitti?&lt;br /&gt;Yüreğin mi hasta?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle konuşma, ağlatacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstünü değiştirdin mi?&lt;br /&gt;Ya fikrini?&lt;br /&gt;Neme lazım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bebişim. (:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağıtmak mı istiyorsun?&lt;br /&gt;Herkes kıvırıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılan canın bir yanlış yapmak istiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakılıp kalıyor musun?&lt;br /&gt;Ayarın tutmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahanesi aşktandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aforizmalar kraliçesinin yeni albümünden güzel cümleler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kuş girerse odana kanadı kırık bırakma, kurtar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Saçım süpürge, ruhum sömürge."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyanın bir tozunu almalı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beş yıldızlı yalnızlık..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ferrari' yi satmış bize ne? Satacağına verseymiş birine..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hatıralar nereye tutunsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aynı şeylere ağladık o sokaklarda."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başımıza aşk gelmiş bir kere, yaşamayan korkaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" 'Birgün beni anlarsın' diyor annem."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hem İsa' ya, hem Musa' ya yaranılmaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazan bizi mutlu bu kadar aradan sonra mutlu edince insanın sorası geliyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana normal gelen bana neden anormal? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/muzik/hayvan-nazan-oncel/tanim.asp?sid=TYZ6YXRB51L73F45775H"&gt;Hemen albümü edinin!&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2706344479971833128?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2706344479971833128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/06/cevaplarm-komada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2706344479971833128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2706344479971833128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/06/cevaplarm-komada.html' title='Cevaplarım Komada!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-LzJjesjzvpw/TgkhUVmEhrI/AAAAAAAAAWw/q1D5nvZ7uiY/s72-c/nazan_oncel-01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1115360123334540158</id><published>2011-06-15T03:21:00.002+03:00</published><updated>2011-06-15T03:32:08.734+03:00</updated><title type='text'>Atatürk' e Küfür Modası</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webimsi.net/wp-content/uploads/2010/06/5.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 450px;" src="http://www.webimsi.net/wp-content/uploads/2010/06/5.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda trendi yakalamak güçleşti. Zira zevklerin ve renklerin tartışmaya konulması söz konusu bile olmadan değişiveriyor algıların yönü.&lt;br /&gt;Bu dumanı tüten trendlerden biri de son 50 yılın modasında yerini zirveye taşıyan Atatürk karşıtlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini kanıtlamak isteyenin bireysel özgürlüğünü en iyi tanımlama şekli Atatürk düşmanlığı şu dönemlerde.&lt;br /&gt;Demokrasiden uzak hayatlarımızın, ekonomik çalkantılarımızın, işsizliğimizin, karılarımızın hamile kalamayışının ve çamaşır makinelerimizi bozan sudaki yüksek kireç oranının bile sorumlusu Mustafa Kemal adeta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topraklarımız ve insanlarımız parsel parsel paylaştırılmamıştı, kadınlarımızda yüksek tahsil oranı %90' dı, Avrupa önümüzde el pençe divan duruyordu ki ne olsa beğenirsin? Atatürk diye bir demokrasi düşmanı asker çıktı, tüm özgürlüklerimizi elimizden alarak bizi yoz bir toplum haline getirdi. Ne desek az ona!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal modaya (!) hakim olan Ata karşıtlığı takunyalısından smokinlisine, tam özgürlükçüsünden (!), solcu eskisine herkesin son  dönem mastürbasyon şekli. Dokunulmazlığın gölgesinde tabulaştırdıkları "adama" 10 yaşında çocuklar bile kıçlarındaki boka bakmadan giydiriyor da giydiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi İslam' ın mutlak otoritesine karşı durduğu için düşman kendisine, kimi üniter yapıya verdiği önemden. Bazısı sadece laf söyleyebilmiş olmak için bile "haydi Atatürk' e saldıralım" seansları düzenlemekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elele veren cemaatler -her yönden- bu düşmanlıktan beslenirken devrimci eskilerinin, "yetmez ama evet" çilerin, radikal özgürlükçülerin ve trendin bekçiliğine dünden meraklı sözde aydınların "Atatürk' ü eleştiriye açma" adı altında uyguladıkları vurun kahpeye politikası sayesinde güçlenmekte ve sapkın ideallerinin önünü açmaktalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yobazların hedeflerine işaretçi olmayı kendine borç bilen sözde demokratlara bu modanın pek demode olduğunu hatırlatarak, şu iki satırı hediye etmek gerekir diye düşünüyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen anandan yine çıkardın ama,&lt;br /&gt;baban kimdi bilemezdin şerefsiz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1115360123334540158?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1115360123334540158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/06/ataturk-e-kufur-modas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1115360123334540158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1115360123334540158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/06/ataturk-e-kufur-modas.html' title='Atatürk&apos; e Küfür Modası'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2400969850455403477</id><published>2011-05-29T12:20:00.002+03:00</published><updated>2011-05-29T12:25:52.988+03:00</updated><title type='text'>Vermeyeceğiz!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ae9WtYMQqfI/TeIQ-k4ljLI/AAAAAAAAAWk/zyrwBmrD2Gk/s1600/anadoluyu-vermeyecegiz-pankart.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 121px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ae9WtYMQqfI/TeIQ-k4ljLI/AAAAAAAAAWk/zyrwBmrD2Gk/s400/anadoluyu-vermeyecegiz-pankart.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612066752896011442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; line-height: 18px; "&gt;&lt;h1 style="font-size: 13px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; line-height: 1.1em; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1 style="font-size: 13px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; line-height: 1.1em; "&gt;Manifesto&lt;/h1&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Gezegenimiz, üzerinde yaşayan tüm canlılarla birlikte tarihte görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya. İnsanoğlunun aşırı tüketime dayalı bugünkü yaşam şekli nedeniyle ortaya çıkan doğa yıkımı, geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Her on üç dakikada bir, yeryüzünde bir canlı türü daha yok oluyor. Günümüz insanı, varolmanın yegâne yolunu ihtiyacının fazlasını üretmek ve tüketmek olarak görüyor. Bu anlayış, doğa üzerinde egemenlik mantığını temel alan sonu gelmeyen bir kâr hırsıyla tüm yaşam kaynaklarımızı metaya dönüştürüyor. Sınırsız tüketime dayalı bu sistemin Türkiye’deki yansıması, çok daha korkunç bir tablo olarak karşımıza çıkmaktadır: Son elli yılda yok edilen sulakalanlarımızın büyüklüğü Marmara Denizi’nin büyüklüğünü geçti. Yani 60’lı yıllardan bu yana sulak alanlarımızın %40’ını kaybettik.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Dağlarımız, son on yılda verilen 40 binden fazla maden ruhsatıyla maden şirketlerine tahsis edildi. 2B yasası tasarısı ile ormanlarımızın satışı için düğmeye basıldı. Yakın zamana dek kendi kendine yetebilen nadir toplumlardan biriyken, yanlış tarım politikaları nedeniyle yediğimiz ekmeğin buğdayını bile ithal eder hale geldik. Yanlış tarım politikları sonucunda doğduğu topraklarda doyamaz hale getirilen köylü nüfusun kırsal alanlardan şehre göç etmesiyle insansızlaşan topraklarımız, GDO’lu tohumlara ve rant peşindeki büyük tarım şirketlerine terk edildi. Bugüne kadar kanunları eğip bükerek el konulmaya çalışılan kıyılarımız, yaylalarımız, ormanlarımız; hazırlanan yeni kanunlarla satışa çıkarılıyor. Toprağımıza ektiğimiz tohumdan çocuklarımıza yedirdiğimiz mamaya, enerji üreten santrallerde kullanılan makinelerden üzerimize giydiğimiz kıyafetlere kadar hemen her ürünü ithal ettiğimiz unutulup; enerjide dışa bağımlılığı giderme adı altında bütün akarsularımız ve vadilerimiz yağmalanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Anadolu derelerinin tamamına yakını üstüne hidroelektrik santral yapılması amacıyla şirketlere satıldı. Sayısı 2000’in üzerinde olan bu santraller hayata geçirildiği taktirde Anadolu’da akan tüm dereler, borular ya da tünellere hapsedilmiş olacak. Sayıları her geçen gün artan termik santrallere bir de nükleer santral projeleri eklendi. Artık çocuklarımızın geleceği de ipotek altında. Kendi imkânlarımızla ürettiğimiz son ürünlerle birlikte, bu ürünleri üretenlerin kültürü ve geleneksel yaşam biçimi de yok ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Artık bir seçim yapmak zorundayız: Ya sınır tanımayan tüketim alışkanlıklarımızı sürdürerek, doğayla birlikte kendimizi de yok edeceğiz ya da onunla uyumlu bir yaşamı seçeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Doğanın varoluşuna, binlerce yıldır bu topraklarda yaşamış olan uygarlıklara, ait olduğumuz topluma ve gelecek nesillere karşı duyduğumuz vicdani sorumluluğun gereği olarak, biz ikincisini seçiyoruz. Doğası ve yaşam alanlarıyla birlikte, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bizler şu gerçeklerin altını çiziyoruz:&lt;/p&gt;&lt;ul style="font-size: 13px; "&gt;&lt;li&gt;Doğa kendi başına vardır ve insan onun sadece bir parçasıdır. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Varoluşumuzun yegane kaynağı olan doğanın ‘çevre’ adıyla yaşamımızın dışına çıkartılıp ötekileştirilmesi kabul edilemez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Doğa canlı bir varlıktır. İnsanlar, şirketler veya devletler doğanın sahibi olamaz, doğanın kadim dengesini ve işleyişini bozacak herhangi bir tasarrufta bulunamaz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Doğa üzerinde herhangi bir mülkiyet hakkı iddia edilemez. İnsan doğa içinde yaşayan her canlı gibi geçicidir. *Kendinden sonraki nesillerin ve diğer canlıların da içinde yaşayacağı doğaanayı; onun dağlarını, ormanlarını, kıyılarını, derelerini, göllerini sahiplenmesi veya özelleştirmesi, bir mal gibi alıp satması asla kabul edilemez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Temiz ve sağlıklı doğa ve bunun birinci şartı olarak su, tüm canlıların doğuştan gelen en temel hakkıdır. Bu hakkı ihlal edebilecek hiçbir kanun ve uygulama kabul edilemez.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tek başına hiçbir canlının ihtiyacı, doğanın tahrip edilmesinin nedeni olamaz. ‘Sürdürülebilir kalkınma’, ‘koruma kullanma dengesi’, ‘üstün kamu yararı‘ gibi kavramlar doğanın sömürülmesi için gerekçe gösterilemez. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Bu ilkeler doğrultusunda, aşağıda sıraladığımız adımların gerçekleşmesi için harekete geçiyoruz:&lt;/p&gt;&lt;ol style="font-size: 13px; "&gt;&lt;li&gt;Doğayı bir meta olarak gören kalkınma modeli terk edilmeli, ‘doğaanamızın yaşama hakkı’ anayasal güvence altına alınmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;‘Her insan doğduğu yerde doyabilmeli’ ilkesinden yola çıkarak, kırsalda yaşayan insanların büyük kentlere göçünü engelleyecek ve geleneksel yaşam biçimlerimizi destekleyecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kırsal yaşamımızı, kültürel mirasımızı ve biyolojik çeşitliliğimizi tehdit eden, kâr hırsıyla hazırlanmış hidroelektrik santral (HES) ve baraj projelerinin tamamı durdurulmalıdır. #Bugüne kadar yapılmış uygulamaların doğal alanlarımız üzerinde yarattığı yıkımı giderecek çalışmalar acilen başlatılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ormanlarımızın yok olmasının önünü açacak 2B yasal düzenlemeleri derhal geri çekilmeli, ormanların özelleştirilmesine dair hazırlıklar durdurulmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ne koruma alanlarını, ne tarım alanlarını ne de canlı yaşamını dikkate alan madencilik faaliyetleri durdurulmalı, bu faaliyetlerin ekosistem üzerindeki etkisi göz ardı edilerek verilmiş tüm maden ruhsatları iptal edilmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Toprakların verimsizleşmesine, temel geçim kaynağı tarım olan köylünün yoksullaşmasına ve su kaynaklarının aşırı kullanımına neden olan yanlış tarım politikaları terk edilmeli; tüm tarımsal faaliyetlerde doğanın dengesini gözetilmeli ve doğru yerde doğru ürün ilkesi benimsenmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tüm canlı yaşamını tehdit eden hibrit tohumların, GDO’lu ürünlerin ve üretimde kullanılan her türlü kimyasal maddenin kullanımı durdurulmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bizden önce bu topraklarda yaşamış onlarca uygarlıktan günümüze miras kalan Hasankeyf gibi nice kültürel zenginliğimizi tehdit eden projeler ve uygulamalar derhal durdurulmalıdır. #Sadece bize değil tüm insanlığa ait bu değerler itinayla korunmalı, gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılması için gerekli çalışmalar acilen başlatılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sosyal ve ekolojik maliyeti gözardı edilerek planlanan ve şehirlere daha büyük göç dalgalarının gelmesine yol açacak otoyol, köprü ve konut projeleri durdurulmalı, karbon salınımını azaltacak demiryolu ulaşımı geliştirilmeli ve yaygınlaştırmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Var olanlara her geçen gün bir yenisi eklenen, doğaya verdikleri zarar tartışılmaz termik santraller ve nükleer santral yatırımları derhal durdurulmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çevre ve Orman Bakanlığı’nın izniyle, doğayı yok eden şirketler tarafından finanse edilen özel firmalar tarafından hazırlanan ÇED raporları ve buna izin veren ÇED Yönetmeliği derhal iptal edilmelidir. Doğanın hassas dengesi, kamuoyu vicdanı, sivil toplum kuruluşları ve yerel halkın kanaatinin dikkate alınmadığı hiçbir projeye onay verilmemelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tüm koruma alanlarını ticari yatırımlara açan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı geri çekilmeli, Yenilenebilir Enerji Kanunu derhal iptal edilmelidir. Varolan koruma alanlarının statüleri güçlendirilmeli; biyolojik çeşitliliği korumak için önemli doğa alanlarına hızla koruma statüsü kazandırılmalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Özel şirketlerin ve kamu kurumlarının doğayı katletmesinin önünü açan ‘kirleten öder’ mantığı ve uygulaması terk edilmeli, doğaya zarar verenlerin ağır cezalara çarptırılmasını öngören yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yaptığı yatırımlarla doğanın dengesine müdahale eden icracı bir kuruluş niteliğindeki Devlet Su İşleri (DSİ) ile doğayı korumakla yükümlü Çevre ve Orman Bakanlığı’nı aynı çatı altında birleştiren yapı derhal değiştirilmelidir. Çevre ve Orman Bakanlığı, şirketlerin çıkarlarını savunmak yerine; asli görevi olan, doğayı koruma görevini yerine getirmelidir.&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Kendini doğa ananın sahibi değil bir parçası olarak gören bizler :&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;İçinde varolduğumuz doğayı ve onun hassas dengesini tehdit eden, yukarıda sıraladığımız ilkeleri ve talepleri karşılamayan, ulusal veya uluslararası yasa, sözleşme, antlaşma ve bunların uygulamalarının tümünü reddediyoruz. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan doğamızın kadim dengesini, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın birinci şartı olarak görüyoruz. Varolan idari sistemin, taleplerimizi karşılayacağına dair inancımız kalmadığından; halk olarak bu gidişe dur diyor, parçası olduğumuz doğaanamızın haklarıyla birlikte kendi yaşam hakkımızı savunmak için ayağa kalkıyoruz;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-size: 13px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Nisan 2011 itibariyle vadilerden, köylerden, kasabalardan, şehirlerden yola çıkıyor, Türkiye’nin dört bir yanından 40 gün 40 gece yol alacak kervanlar halinde Ankara’ya yürüyoruz. Ve taleplerimiz yerine getirilene kadar geri dönmüyoruz. Doğanın hassas dengesini korumanın, insan olarak vicdani sorumluluğumuz olduğunu düşününen herkesi bu hareketi desteklemeye çağırıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;a href="http://vermeyoz.net/"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;http://vermeyoz.net/&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="font-size: 13px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2400969850455403477?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2400969850455403477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/05/vermeyecegiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2400969850455403477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2400969850455403477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/05/vermeyecegiz.html' title='Vermeyeceğiz!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ae9WtYMQqfI/TeIQ-k4ljLI/AAAAAAAAAWk/zyrwBmrD2Gk/s72-c/anadoluyu-vermeyecegiz-pankart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-9122486196798419502</id><published>2011-05-02T23:09:00.002+03:00</published><updated>2011-05-02T23:30:14.350+03:00</updated><title type='text'>Kartezyen Metafizik ve Düşüncenin Öznesizliği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-t98V4N2Cckc/Tb8Tmed76OI/AAAAAAAAAWc/uVdqkJ9ETR8/s1600/2047867035_a1786adc65_o.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-EAYGqDJ6yDQ/Tb8Q87elcNI/AAAAAAAAAWM/HHKsS3LOH88/s1600/saffet_murat_tura.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 226px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EAYGqDJ6yDQ/Tb8Q87elcNI/AAAAAAAAAWM/HHKsS3LOH88/s400/saffet_murat_tura.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602215100416356562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarımızın bir anlamı var mı? Bu sorunun cevabına duyduğumuz merak bizi felsefeye yaklaştıran ilk güdü. Birbiri ardına bitmeksizin sıralanan sorular cevaplarıyla ancak felsefede buluşabilirler. Bilimi anlamada felsefenin vazgeçilmezliği var oluşumuzun kökenini yorumlamak için gereken soruları sormamızı sağlıyor. Bu noktada var oluşumuza ait cevapları bilim felsefesinde bulabilmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddeyi tanımlamaya giden yolda rasyonalitenin doğadaki yerinin belirlenmesi gerekliliktir. Zira maddeye ulaşırken takip edilecek yol -çıkış noktası her ne kadar metafizik de olsa- rasyonalite üzerinden geçmektedir. Mananın tanımını nörobiyolojik ve felsefi olarak yapmak ise onun madde ile ilişkisini kavramanın temel şartlarından biridir. Saffet Murat Tura eserini “kartezyen metafizikle yapılan materyalist bir hesaplaşmanın ürünü” olarak adlandırıyor. Madde ve Mana' da rasyonaliteden sapmadan metafizik soruların yanıtlarını arıyoruz. Manayı kavramaya yönelik tanımlar sunan yazar parça ve bütün arasındaki bağı inceleyerek “mana” ifadesinin zihninizdeki resmini netleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın kendi içinde açıklanabilirliği varsayımından yola çıkarak bilimsel bilgiye ulaşmak mümkündür. Doğayı rasyonel şekilde tarif etmek ve doğa olaylarını akılcı biçimde açıklamak için doğaüstü varsayımlara başvurulamayacağı gibi şahsi mistik deneyimler de doğaüstünün kanıtı olarak kabul edilemez. Adı üzerinde bunlar kişisel deneyimlerdir ve evrensel bir gerçeklik barındırmazlar. Bireysel deneyimleri doğaüstünün kanıtı olarak görmek -eğer gerçekten varsa- metafizik varlığı da hiçe saymak anlamına gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrim, evrenin bugünkü halini anlayabilmemiz için önümüzdeki en önemli veri kaynağıdır. Genetik biliminin ilerlemesiyle paleontolojik göstergelerin çok ötesinde evrimsel kanıtlara sahip olduk. Evrimi oluşturan raslantısal değişimler ve çevre etkisinin büyük rol oynadığı doğal seçilim, algımızı zorlayacak uzunlukta bir zaman dilimi boyunca olageldi. Üst üste dökülen kum tanelerinin yeterli zaman geçtikten sonra bir dağa dönüşebileceğini anlamamız görece kolaydır. Ancak aşkın güce olan inanç benzer bir transformasyonun kendileri için de mümkün olabileceği düşüncesinden hep uzak tutmuştur insanları. Oysa evrimin doğal bir seyir olduğunu içselleştirdiğimizde evrenin rasyonalitesini daha kolay anlayabiliriz. Tüm bilim insalarının ortak görüşte buluştukları evrim teorisini dünyanın gerçeğini açıklamada temel referanslardan biri olarak alan yazar, onu “insanlık tarihinde ilk kez açıklama ve yorumlamayı tek bir formülde ifade edebilmeyi başarması bakımından eşsiz” olarak nitelendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel ve kimyasal gerçeklikleri kullanarak maddeye ilişkin açıklamalara ulaşmak mümkündür. Biyolojinin diğer bilimlerden farkı ise fizik ve kimya gibi açıklayıcı değil yorumlama yoluyla öznesiz rasyonaliteye varma özelliğidir. Eserde diyalektik materyalizmin ışığında doğa felsefesinin paradigmatik bilim örneği olarak fiziğin değil, biyolojinin alınması gerektiği vurgulanarak, bu doğa biliminin beyin-anlam ilişkisi problemlerini çözebilecek güçte olduğu anlatılıyor. Biyolojik bilimler materyalist felsefeden yola çıkarak değerlendirildiğinde canlıların “yaptığını” varsaydığımız olaylar aslında edimsel öznelerden uzak, canlılığın doğal seyrinde olagelmektedir. Tura' nın ifadeleriyle örneklersek, bitkiler fotosentez yapmazlar; fotosentez olayı bir takım fiziksel ve kimyasal etkileşimler sonucu bitkilerin bünyesinde olagelir. Bu örneğin ardından fotosentezi öznesiz bir olay olarak nitelendirebiliriz. Zira organizmada meydana gelen bu faaliyet bir edim olmamasıyla öznesiz niteliktedir. Benzer örnekler daha kompleks canlılar için de geçerliliğini korur. Gündelik ifadelerimizde öznelere mal ettiğimiz olayların bütünü aslında özneden uzak bir biçimde meydana gelmektedir. Vücut sistemlerimizde (sindirim, dolaşım vb) gerçekleşen olayların öznesi olmadığımız gibi emosyonlar(ımız)ın ve düşünceler(imiz)in de sahibi bizler değiliz. Çünkü bir özneye yüklediğimiz düşünceler aslında nörofizyolojik değişimlerin (hücresel / elektriksel faaliyetlerin) birer sonucu olarak meydana gelmektedir. Yazar bu yaklaşımla felsefe tarihinin en ünlü argümanı olan “düşünüyorum öyleyse varım” ı yanlışlıyor. Maddesel olarak “ben” i kanıtlamak için gerekli olan argümanı “düşünce olayını içeriyorum, o halde varım” şeklinde yeniden yapılandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-KEE90pqon5M/Tb8TZ88-HDI/AAAAAAAAAWU/BgNtMOn2rKM/s1600/2047867035_a1786adc65_o.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-KEE90pqon5M/Tb8TZ88-HDI/AAAAAAAAAWU/BgNtMOn2rKM/s400/2047867035_a1786adc65_o.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602217798051699762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Materyalist felsefede ruh ve beden birbirinden ayrı algılanamaz. “Düşünen insan ve maddesel olarak var olan insan” fikri düşüncenin aşkın bir öznenin ürünü gibi algılanmasına yol açmaktadır. Oysa düşünce bedensel bir aktivitenin, beyinsel mekanizmaların faaliylerinin, sonucu gerçekleşen bir olaydır. İnsanın bu rasyonalite ile uzlaşması bazı engeller taşımaktadır. Çünkü edimsel özneyi yok etmek insanların kolayca benimseyebilecekleri bir fikir değildir. Bunun sebebi kendimizi edimsel özne gibi varsaydığımız kartezyen algı taşıyor olmamızdır. Bu algı beynimizde gerçekleşen zihinsel faaliyetleri bizden içeri bir öznenin iradesine bağlamamıza yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir psikiyatrist olan Saffet Murat Tura felsefi donanımı ile pozitif bilimleri yorumlarken okurlarına metafizikten rasyonele doğru bir köprü uzatıyor. Varlığın kökeni ve devamlılığı konusunda materyalist yaklaşımın açıklayıcılığını kullanan Madde ve Mana, Türk felsefe dünyasında son yıllarda kaleme alınmış en kaliteli eserlerden biri şüphesiz. Tura beynin kimyasını kartezyen algının dışında açıklarken beynimizin her hücresini maddenin derin felsefi anlamlarını sorgulamaya sevk ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar evrimi ve diyalektik materyalizmi, hermeneutiği, doğa bilimlerini ve metafiziği kullanarak mananın maddesel sahibini ya da sahipsizliğini sorguluyor. Bu sorgulama engin bilgisi ve güçlü anlatımı ile birleşince bilime ve felsefeye ilgi duyan, soru sormayı seven okurlar için muazzam bir kitap çıkıyor ortaya. Genç nörobilimcilere bilim felsefesi üzerine dersler de veren Tura geleceğin bilim insanlarına geniş ufuklar kazandıracak bu armağanı ile bilim felsefesi kitaplığınıza eşsiz bir yerli eser kazandırıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-9122486196798419502?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/9122486196798419502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/05/kartezyen-metafizik-ve-dusuncenin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9122486196798419502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9122486196798419502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/05/kartezyen-metafizik-ve-dusuncenin.html' title='Kartezyen Metafizik ve Düşüncenin Öznesizliği'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EAYGqDJ6yDQ/Tb8Q87elcNI/AAAAAAAAAWM/HHKsS3LOH88/s72-c/saffet_murat_tura.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1404340721575690369</id><published>2011-02-01T14:40:00.006+02:00</published><updated>2011-02-01T14:54:07.199+02:00</updated><title type='text'>Uçan Balon</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" src="http://www.youtube.com/embed/fiun1zBaEQ4" allowfullscreen="" width="480" frameborder="0" height="390"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kırmızı bir balona tutunmuş,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;bulutların gerisinden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;güneşe doğru uçuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ellerim rüzgar olmuş okşuyor yüzünü, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;çatlatırken dudaklarını şiddeti,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;sımsıkı kavrıyor belini. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Bırak ipini &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;bak kanatların oldu ellerim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1404340721575690369?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1404340721575690369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/02/krmz-bir-balona-tutunmus-bulutlarn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1404340721575690369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1404340721575690369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/02/krmz-bir-balona-tutunmus-bulutlarn.html' title='Uçan Balon'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/fiun1zBaEQ4/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-9135325792544919609</id><published>2011-01-04T17:23:00.004+02:00</published><updated>2011-01-04T17:29:39.548+02:00</updated><title type='text'>Cinquantamila lacrime</title><content type='html'>&lt;iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" src="http://www.youtube.com/embed/EkjoCMvc-lI" frameborder="0" height="390" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="anaMetin"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey birbirinden bağımsız şekilde “olmaya”  devam eder dünyada. İnsanlar birbirlerinden habersiz güler, üzülür,  evlenir ya da ölürler. Dünyayı yukardan izleyebilsek, birbirinden  bağımsız ve sürekli olagelen milyarlarca hareketin oluşturduğu kusursuz  bir mozaik görürdük şüphesiz.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="anaMetin"&gt;Hüzün en gerçek duygudur. Mutluluklar ancak  hüzünle geldilerse kalıcı olarak alınırlar belleğe. “Her mutluluğun  içinde biraz hüzün vardır” denir ya, kötümser, basmakalıp bir söz  değildir bu aslında. Hayatı hatırlanılabilir yapan, geçmişi bir resim  olarak beynimize yerleştiren hüznün ta kendisidir. Hüzün insan hayatının  vazgeçilmez ögesi, onu yaşam yapan temel unsurdur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="anaMetin"&gt;&lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=1&amp;amp;yil=2011&amp;amp;bolum=14"&gt;Kavramlarınız olgunlaştıkça yağmurun sadece “yağmur” olmadığını anlayabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-9135325792544919609?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/9135325792544919609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/01/cinquantamila-lacrime.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9135325792544919609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9135325792544919609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2011/01/cinquantamila-lacrime.html' title='Cinquantamila lacrime'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/EkjoCMvc-lI/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7143761328828394498</id><published>2010-12-06T14:22:00.000+02:00</published><updated>2010-12-06T14:38:20.253+02:00</updated><title type='text'>Sinirbilimsel Paylaşım Grubu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe src="http://www.facebook.com/plugins/likebox.php?href=http%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fhome.php%3F%23%21%2Fpages%2FSinirbilim%2F164821750221144&amp;amp;width=520&amp;amp;colorscheme=light&amp;amp;connections=10&amp;amp;stream=true&amp;amp;header=false&amp;amp;height=555" style="border: medium none; overflow: hidden; width: 520px; height: 555px;" allowtransparency="true" scrolling="no" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7143761328828394498?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7143761328828394498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/12/sinirbilimsel-paylasm-grubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7143761328828394498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7143761328828394498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/12/sinirbilimsel-paylasm-grubu.html' title='Sinirbilimsel Paylaşım Grubu'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-316692278496821354</id><published>2010-10-25T15:08:00.004+03:00</published><updated>2010-10-25T15:33:22.058+03:00</updated><title type='text'>Ahu' nun gidişi ve kesik izi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMV2OWDTpvI/AAAAAAAAASI/wjEYdFHz0iQ/s1600/ahu.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531957706104219378" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMV2OWDTpvI/AAAAAAAAASI/wjEYdFHz0iQ/s320/ahu.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Opera severdi."&lt;br /&gt;Onu hep böyle anacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro salonunun kapısında avazı çıktığı kadar bağırıyordu bulduğumda.&lt;br /&gt;Tüyleri daha sarıydı, gözleri ise lacivert.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çabam ve sevgim benle kalmasını sağlamaya yetmedi.&lt;br /&gt;Yekta' nın sıcak okşaması ve annemin gözyaşı da...&lt;br /&gt;ve ona hasta iken aldığım &lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/kedi-hikayeleri-julia-bachstein/tanim.asp?sid=HLSLG5TJJH3HYVD37SV6"&gt;baş ucu kitabı&lt;/a&gt; da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agubahçe &lt;span style="font-size:78%;"&gt;(Fenerbahçeli Ahu' nun kısaltması)&lt;/span&gt; binlerce yıl&lt;br /&gt;bu bahçenin olduğu tepecikten İstanbul' u seyredecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabullenme güçlüğümün sonucudur ki,&lt;br /&gt;gidişi vücudumda taşıdığım kesik izlerine bir yenisini daha ekledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="81" width="100%"&gt; &lt;param name="movie" value="http://player.soundcloud.com/player.swf?url=http%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F1726205&amp;secret_url=false"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed allowscriptaccess="always" height="81" src="http://player.soundcloud.com/player.swf?url=http%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F1726205&amp;secret_url=false" type="application/x-shockwave-flash" width="100%"&gt;&lt;/embed&gt; &lt;/object&gt;  &lt;span&gt;&lt;a href="http://soundcloud.com/gbucio/7-buleria-adagio-mozart-concierto-para-piano-n21"&gt;7- Buleria Adagio (Mozart- Concierto para piano N21)&lt;/a&gt; by &lt;a href="http://soundcloud.com/gbucio"&gt;gbucio&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-316692278496821354?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/316692278496821354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/10/ahu-nun-gidisi-ve-kesik-izi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/316692278496821354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/316692278496821354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/10/ahu-nun-gidisi-ve-kesik-izi.html' title='Ahu&apos; nun gidişi ve kesik izi'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMV2OWDTpvI/AAAAAAAAASI/wjEYdFHz0iQ/s72-c/ahu.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-8381062879091478873</id><published>2010-10-23T15:16:00.008+03:00</published><updated>2010-10-23T17:02:19.341+03:00</updated><title type='text'>Emanuel-Gelin</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMLm0dWfQ8I/AAAAAAAAASA/7zWbmeMJHdQ/s1600/mona_artstuff.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 242px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531237081270928322" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMLm0dWfQ8I/AAAAAAAAASA/7zWbmeMJHdQ/s320/mona_artstuff.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Vatandaş:&lt;/strong&gt; Çerçeve' nin içindeki arkadaş. Sence "aşk böceği" denen şey tam olarak hangisidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çerçeve' den Ozan:&lt;/strong&gt; Sevgili meraklı vatandaşım (başbakanlığa soyunmadım yahu, aynı vatandanız ya o nedenle; "meslektaşım" gibi yani).&lt;br /&gt;Aşk böceğinin ne anlama geldiğini uzun yıllar düşünüp bulamamış olman üzücü. Ancak konu o kadar hassas ki, kesin karara varmak için öncelikle aşkı yaşamış biri olman gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;Konu hakkında elde ettiğim veriler ışığında şunu söyleyebilirim ki: aşk böceği &lt;strong&gt;akrep&lt;/strong&gt;tir.&lt;br /&gt;Sinsice gelip ummadığın anda iğnesini batırır. Zehiri ile hem canını yakar, hem de seni sarhoş eder.&lt;br /&gt;Akrep ile ilgili taksonomik, morfolojik ve fizyolojik bilgileri Google' dan bulabilirsin. Aşkla ilgili detayları ise Mehmet Coşkundeniz' den öğrenebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vatandaş:&lt;/strong&gt; Neden sadece bitkiler fotosentez yapar? Her şey iradede bitiyorsa, insanlar da fotosentez yapamazlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çerçeve' den Ozan: &lt;/strong&gt;Sevgili vatandaş. Life sciences ile bu denli ilgili olduğun için sana teşekkür ediyorum. Kendimin de aktif olarak içinde bulunduğu life sciences ve davranışsal bilim verilerimi birleştirerek seni şöyle bilgilendirmek isterim.&lt;br /&gt;İnsanlar fotosentez yapamazlar, çünkü klorofilleri yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İrade bu konuda efektif değildir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ancak ne var ki, insanların da bitkilerde olmayan bir şeyleri vardır: Ego.&lt;br /&gt;Bu nedenle insanlar "&lt;strong&gt;egosentez&lt;/strong&gt;" yaparlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Egosentezi "egosantriklerin kendi kendilerinin egosunu tatmin etme durumu" olarak tanımlayabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Örn; "&lt;a href="http://www.timsah.com/ben-dunyanin-en-gozel-garisiyam/N0MTTy2Ss99"&gt;Ben dönyanın en gözel garısıyam!&lt;/a&gt;".&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vatandaş&lt;/strong&gt;: Sevgili Çerçeve. Sen canlı mısın? Ne yer, ne içersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çerçeve' den Ozan:&lt;/strong&gt; Lütfen gerzek olmayalım vatandaşım. Tüm çerçevelerden farklı olmasının ötesinde elbette Çerçeve de cansız bir varlık. İçinde onu dolduran elemanlar canlı sadece.&lt;br /&gt;Bu nedenle soruyu kendi üzerime alıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yemek ayırmıyorum, içmeye gelince gazsız içecekler tercihimdir (reflü sağ olsun).&lt;br /&gt;Sorun o kadar kısır ki, daha kapsamlı cevap bulamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halbuki ne içmek isteyeceğimi sorsan sana şöyle güzel bir cevap verebilirdim:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;En çok ezogelin çorbası seviyorum ve vanilyayı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Keşke vanilya kokulu, ezogelin çorbası aromalı, gazsız içecek üretseler. Adını da &lt;strong&gt;emanuel-gelin (E.G.)&lt;/strong&gt; koysalar, ne güzel olurdu değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Çerçeve, alelade bir çerçeve değildir. Çerçeve benim çerçevemin ismidir. Yani özel isimdir.&lt;br /&gt;"Neden kesme işareti ile ayırıyorsun?" sorusu istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-8381062879091478873?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/8381062879091478873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/10/emanuel-gelin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8381062879091478873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8381062879091478873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/10/emanuel-gelin.html' title='Emanuel-Gelin'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TMLm0dWfQ8I/AAAAAAAAASA/7zWbmeMJHdQ/s72-c/mona_artstuff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1064411132175921261</id><published>2010-09-03T12:36:00.007+03:00</published><updated>2010-09-16T19:09:29.772+03:00</updated><title type='text'>Rüyalar Ülkesi ve Uçan Çocuk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TIDDxaCgjfI/AAAAAAAAARc/hMqJyaE4Aho/s1600/flying-boy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512621197472337394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TIDDxaCgjfI/AAAAAAAAARc/hMqJyaE4Aho/s320/flying-boy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Forrest Gump' ta küçük sarışın kızın babasının şiddetinden kaçıp tarlanın ortasında "tanrım bizi bir kuşa çevir, buradan uçup gidelim" diye dua etmesi ruhumda derin yara açmıştır. Çocukluğumdan beri kitap okuyan, yemek yiyen, banyo yapan... ben, sürekli bu hayalin gerçekliği ile yaşadım diyebilirim. Acıbadem' deki evimizin balkonundan tepelere bakarken manzaranın çok uzaklardaki bir toprağın üzerini örttüğünü düşünür, gerisinde "ona ait olduğum" başka tepeleri görebilmek için kendimi zorlardım. Karmaşık zihin yapısı hemen her zaman mutsuzluğu beraberinde getirir. &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Beğenileriniz ve beklentileriniz gördüklerinizin üzerinde ise mutsuzluk müzmin hal alır.&lt;/span&gt; Üzeri pembe şekerlerle süslenmiş beyaz kremalı bir pasta gibi olsun isterdim evlerimizin. Kaldırımlarda çatlaklar, sokaklarda ve beyinlerde sis olmayan, ışıl ışıl parlayan bir yer. Beverly Hills' in öyle olduğu duymuştum. Ait olabileceğim bir yer vardı yani... Laz bakkal taşaklarını karıştırdığı elleri ile kağıt torbaya yumurtaları doldururken, ekmeğe elini sürmesin diye uçarak gelmiştim ekmek vitrininin önüne. Küçük kız çocukları kafalarına bir şeyler sarmış koltuk altlarında Kuranlar ile "Arap Alfabesi öğremeye" gidiyorlardı eve dönerken önümden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="500" height="366" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b6a9fb15b3c79f6c" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v24.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db6a9fb15b3c79f6c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330344047%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5C1A5EAB856353192584668064113A50AC5174BD.48A2E86BE59EDECD641C539CB4E575C1A5B906AB%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db6a9fb15b3c79f6c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DVNahGOXmij5QAeBUJmOzWlm5Y9Y&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="500" height="366" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v24.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db6a9fb15b3c79f6c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330344047%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5C1A5EAB856353192584668064113A50AC5174BD.48A2E86BE59EDECD641C539CB4E575C1A5B906AB%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db6a9fb15b3c79f6c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DVNahGOXmij5QAeBUJmOzWlm5Y9Y&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanatlarımı açabilirsem tepeleri aşabilirdim. Ait olmayı isteyeceğim yere kadar uçar, pastanın ortasındaki güle konardım. Sonra kanatlarımı dinlendirir ve uçmak isteyen başka bir çocuğa armağan ederdim. Büyüyünce anladım ki banyonun penceresi uçup gidemeyeceğim kadar küçük ve zaten kanatlarım da yok... Hiç olmadığı gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1064411132175921261?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1064411132175921261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/09/ruyalar-ulkesi-ve-ucan-cocuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1064411132175921261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1064411132175921261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/09/ruyalar-ulkesi-ve-ucan-cocuk.html' title='Rüyalar Ülkesi ve Uçan Çocuk'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TIDDxaCgjfI/AAAAAAAAARc/hMqJyaE4Aho/s72-c/flying-boy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-460631064233089881</id><published>2010-09-01T16:03:00.001+03:00</published><updated>2010-09-01T16:24:45.113+03:00</updated><title type='text'>Evet!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TH5PYbp7k7I/AAAAAAAAARU/07wug-t9aYg/s1600/evet.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 216px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TH5PYbp7k7I/AAAAAAAAARU/07wug-t9aYg/s320/evet.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511930275107148722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benim adım &lt;/span&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;Bahman Nirumand.&lt;/b&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; İranlı bir gazeteci-yazarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şah’ın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ve  aynı zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan  milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;Humeyni &lt;/b&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yeryüzünde  cenneti vaat etti bize. Demokrasi gelecek, kimse fikirleri ve siyasal  görüşleri yüzünden tutuklanmayacak, işkence yapılmayacak, kadınlara eşit  haklar verilecek, giyim serbest olacaktı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şah’ı devirdikten sonra mollaların camiye geri döneceklerinden emindik. Devleti yönetecek durumda olduklarına inanmıyorduk. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yanıldık. Kitaplardan ezberlediğimiz cümleleri, içi boş kavramları birbirimize söyleyip duruyorduk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7341379.asp?yazarid=218"&gt;Devamı...&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-460631064233089881?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/460631064233089881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/09/evet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/460631064233089881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/460631064233089881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/09/evet.html' title='Evet!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TH5PYbp7k7I/AAAAAAAAARU/07wug-t9aYg/s72-c/evet.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2719831130623156690</id><published>2010-08-29T21:20:00.000+03:00</published><updated>2010-08-31T12:51:06.995+03:00</updated><title type='text'>İlan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THlTk_gcJUI/AAAAAAAAARM/Fz1qQI9Twnw/s1600/wantedposter32uk4gn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510527514052404546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 265px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THlTk_gcJUI/AAAAAAAAARM/Fz1qQI9Twnw/s320/wantedposter32uk4gn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beni aradığını biliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an bu satırdasın.&lt;br /&gt;Evet sen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google' da "ozan ezgi berberoğlu kız arkadaş" araması yapan 85.96.24.163.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni istiyorum.&lt;br /&gt;Tanımayı yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Alive" lütfen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim için mor giy!"&lt;br /&gt;Böylece seni tanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="360" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x1xqdb_gogol-bordello-start-wearing-purple_music?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x1xqdb_gogol-bordello-start-wearing-purple_music?additionalInfos=0" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="480" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman gülücükler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2719831130623156690?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2719831130623156690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/ilan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2719831130623156690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2719831130623156690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/ilan.html' title='İlan'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THlTk_gcJUI/AAAAAAAAARM/Fz1qQI9Twnw/s72-c/wantedposter32uk4gn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-5532701721161382771</id><published>2010-08-28T04:18:00.002+03:00</published><updated>2010-08-28T04:23:30.196+03:00</updated><title type='text'>İdam Suçtur!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THhlBqM2buI/AAAAAAAAARE/3lkwjbQKftM/s1600/idam.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510265223270264546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 226px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THhlBqM2buI/AAAAAAAAARE/3lkwjbQKftM/s320/idam.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe style="BORDER-RIGHT: medium none; BORDER-TOP: medium none; OVERFLOW: hidden; BORDER-LEFT: medium none; WIDTH: 520px; BORDER-BOTTOM: medium none; HEIGHT: 555px" src="http://www.facebook.com/plugins/likebox.php?id=103199036408641&amp;amp;width=520&amp;amp;connections=10&amp;amp;stream=true&amp;amp;header=false&amp;amp;height=555" frameborder="0" scrolling="no"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sitenin fikri ilk ortaya çıktığında İranlı birçok kişi ile konuşup görüş aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir İranlı “idam cezası suçtur” cümlemi kendi dilinde okuduğunda, “yolladığın sloganın bir anlamı yok” diye yanıt verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedenini sorduğumda ise:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”İdam hükmü devlet tarafından verilir, neyin suç olup olmadığını da devlet belirler. Bu yüzden cümlenin geçerli bir anlamı yok” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikrini değiştirmesi için tek bir cümle kurmam gerekti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Devletlerin suç işleyebileceğini ABD’ ye yüzünü döndüğünde görebilirsin”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://deathpenaltyisacrime.com/"&gt;deathpenaltyisacrime.com&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-5532701721161382771?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/5532701721161382771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/idam-suctur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5532701721161382771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5532701721161382771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/idam-suctur.html' title='İdam Suçtur!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/THhlBqM2buI/AAAAAAAAARE/3lkwjbQKftM/s72-c/idam.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-9153332095063487992</id><published>2010-08-18T21:13:00.005+03:00</published><updated>2010-08-18T21:52:02.103+03:00</updated><title type='text'>Anne</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGwqQ-qDYkI/AAAAAAAAAQ8/RbmE3MEtkAQ/s1600/article-1293064-01204679000004B0-410_468x292.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506822915552928322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGwqQ-qDYkI/AAAAAAAAAQ8/RbmE3MEtkAQ/s320/article-1293064-01204679000004B0-410_468x292.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk için en dayanılmaz şey - ki kuşkusuz bir anne için de tam tersi geçerlidir- annesinin aşağılanmasına şahit olmaktır.&lt;br /&gt;"Kavgacı" bir annenin çocuğu olarak, annemi üzen bir söze ve harekete nasıl sert tepki geliştirdiğimi ve nasıl sarsıldığımı biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İki kardeşin aşağıdaki mektubunu okumanızı istiyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kâbuslarımızın gerçek olmasına lütfen izin vermeyin ve annemizin recm edilmesi olasılığına karşı sesinizi yükseltin! Bugün dünyanın her yerindeki insanlara ellerimizi uzatıyoruz. Ana yüreğinden yoksun, korku ve dehşet içinde geçen beş yılı geride bıraktık. Dünya bu felaketi görüp bir şey yapmayacak kadar zalim midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler Sakine Muhammedi Aştiyani’nin çocuklarıyız, isimlerimiz Feride ve Sayid Muhammedi Aştiyani. Çocukluğumuzdan beri annemizin tutuklu ve bir felaketle karşı karşıya olduğu gerçeğiyle birlikte yaşadık. Aslını sorarsanız, “recm” o kadar korkunç bir kelime ki bu kelimeyi kullanmamaya çalışıyoruz. Bunun yerine annemizin tehlikede olduğunu ve öldürülebileceğini söylüyor ve herkesin yardımına ihtiyacı olduğunu söylüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün neredeyse hiçbir seçeneğimiz kalmamış durumda ve annemizin avukatı durumun tehlikeli olduğunu söylüyor ve bu yüzden de sizin yardımınıza başvuruyoruz. Kim olursanız olun ya da nerede yaşıyorsanız yaşayın, dünyanın her tarafındaki insanlara sesleniyoruz. Sizlere, İranlılara sesleniyoruz, biliyoruz her biriniz sevdiğiniz bir insanı kaybetmenin acısını ve kederini içinizde taşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen annemizin evimize geri dönmesine yardımcı olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yurtdışında yaşayan İranlılara sesleniyoruz. Bu kâbusun geçekleşmesine lütfen engel olun. Annemizi kurtarın. Her an ve her saniye yaşadığımız kederi açıklamaya imkân yok. Korkumuzu ifade etmeye kelimeler yetmiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemizi kurtarmamıza lütfen yardım edin. Lütfen yetkililere onu serbest bırakmaları için mektup yazın ve talepte bulunun. Lütfen onlara annemizin davası hakkında bireysel bir şikâyet olmadığını ve kendisinin kötü bir şey yapmadığını söyleyin. Annemiz öldürülmemeli. Sesimizi duyan ve yardımımıza koşan birileri var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feride ve Sayid Muhammedi e Aştiyani &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İranlı bir anne olan Sakine &lt;strong&gt;öldürülmek isteniyor&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de &lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2010/04/her-devrin-adamlar.html"&gt;dediğimiz gibi&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ahlak bacakların arasına hapsedildiğinden,&lt;br /&gt;ağızlar, eller ve zihinler&lt;br /&gt;özgürce ahlaksızlık üretebiliyor.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlaksızlığa dur demek için bir şansınız var.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://freesakineh.org/tr/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Buradan devam edin!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-9153332095063487992?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/9153332095063487992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/anne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9153332095063487992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9153332095063487992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/anne.html' title='Anne'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGwqQ-qDYkI/AAAAAAAAAQ8/RbmE3MEtkAQ/s72-c/article-1293064-01204679000004B0-410_468x292.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6206948393814738462</id><published>2010-08-10T12:44:00.008+03:00</published><updated>2010-08-10T13:36:09.292+03:00</updated><title type='text'>Arayan Bulur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGEqVb9H6GI/AAAAAAAAAQs/QlYVeRJuvyE/s1600/db_042_DeuceMagnifier.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 223px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGEqVb9H6GI/AAAAAAAAAQs/QlYVeRJuvyE/s320/db_042_DeuceMagnifier.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503726767393204322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blog sahiplerinin gelen aramalar üzerine kritik yapması pek yeni bir şey değil.&lt;br /&gt;Ancak öyle aramalarla gelenler oluyor ki, insan paylaşmadan edemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlere şenlik anahtar kelime ve cümleler ile bloguma düşen insanlar genel olarak umduklarını bulamayıp hiçbir satırı okumadan çıkıyorlar elbette. Ama bazı örnekler var ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Google' da yaptığı arama sonucu Çerçeve' ye gelen ancak aradığını bulamayan internet sörfçülerini tatmin etme zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Google araması:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;acaba nonoş kelimesi türkçe bir kelime midir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramayı Adana' dan yapıp sayfada sadece bir saniye duran sevgili ziyaretçim. Meraklı olman gerçekten güzel. Ben de senin gibi meraklı bir zihne sahibim. Özellikle etimolojiye ben de aynı senin gibi takığım. (Kusura bakmazsın umarım, samimi olmak için ikinci tekil şahıs ile hitap ediyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunun yanıtını senin için araştırdım. Etimoloji merakımı genelde Nişanyan' ın sözlüğünde tatmin edebiliyorum. Senin de sorunun cevabı kısmen &lt;a href="http://www.nisanyansozluk.com/?k=nono%C5%9F"&gt;bu adreste&lt;/a&gt;. Merak ettiğin diğer yüzlerce sözcüğün kökenini de aynı adresten öğrenebilirsin. Cümle içinde kullanmak istediğinde örnek teşkil etmesi açısından &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2010/04/top-ozan.html"&gt;Top Ozan&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2009/10/dogruluk-mu-cesaret-mi.html"&gt;Doğruluk mu? Cesaret mi?&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; yazılarımı inceleyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimeyle bu denli ilgilenmenin sebebi sana "nonoş" diyor olmaları ise buna aldırma. Etimolojik nitelikleri kelimenin sana deniş amacını değiştirmeyecektir. Sebep büyük oranda çekememezliktir. Kendini böyle mutlu edebilirsin. Ayrıca bilmelisin ki birçok Türkçe kelime başka dillerde kötü anlama gelebilmektedir (fak &lt;&gt; "fuck", dik &lt;&gt; "dick" gibi) ya da tam tersi olabilmektedir (sik &lt;&gt; "sick"). Belki de "nonoş" bir uzak doğu dilinde "&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;gümrah ovalarda zıplayarak otlayan minik beyaz kuzu&lt;/span&gt;" anlamına geliyordur.&lt;br /&gt;Üzülme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGEqbjFW9DI/AAAAAAAAAQ0/4sYL3uCExp4/s1600/89713kill.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 211px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGEqbjFW9DI/AAAAAAAAAQ0/4sYL3uCExp4/s320/89713kill.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503726872386008114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Google araması:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;vahşice hayvanlarla porno&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul' dan arama yapan sevgili okurum. Sayfamda iki saniye durmuş olmana rağmen sana "okurum" sıfatını sundum, kıymetini bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak hayvanlarla seks (zoofili) üzerinde çok hassas olduğum konulardan biridir. Çünkü hayvanın rızası dışı olan bu cinsel istismar şekli, senin çocuğuna ya da küçük kız kardeşine yapılandan farklı değildir. Hayvanlar da korkuyu hisseder ve acı ile bağırırlar. Araman sonucu geldiğin yazımı okusaydın ne denli bir sapkınlık ve ahlaksızlık sarmalında kıvrandığını rahatça anlayabilirdin (bkz. &lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2010/04/hayvana-tecavuz.html"&gt;Hayvana Tecavüz&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramanın başına "vahşi" kelimesini eklemiş olman ciddi bir cinsel açlığın içinde olduğunu gösteriyor ki; arama sırasında ekran karşısında nasıl göründüğünü çok net tahayyül edebiliyorum. Bu hayalinin gerçek olacağı günü hayal ederek yaşıyorsan şunu unutma: Vahşi hayvanlar için pipin sadece bir lokmadan ibaret!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanların seks videolarına izleyip mastürbasyon yaptıktan sonra yıkamadığın ellerinle dua ettiğin tanrından sana akıl ve vicdan vermesini diliyorum.&lt;br /&gt;Sevgisiz günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not - 1: Tövbekâr olup işin iç yüzünü öğrenmek istersen şu an organize etmekle uğraştığım &lt;a href="http://www.nedenzoofili.com/"&gt;nedenzoofili.com&lt;/a&gt; adresini  ziyaret edebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not - 2: Bu cevap tüm şu aramaları yapan yurttaşlara da gelsin:&lt;br /&gt;"insana zorla tecavüz eden hayvanlar", "erkeğin hayvanla seksi", "hayvana tecavüz", "hayvanlar ile cinsel ilişki", "insana tecavüz eden hayvan pornosu"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar. İlginç aramalarla Çerçeve' ye gelip aradığını bulamayanlar! Lütfen bir kez daha gelin. Sorularınız cevapsız kalmayacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6206948393814738462?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6206948393814738462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/arayan-bulur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6206948393814738462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6206948393814738462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/arayan-bulur.html' title='Arayan Bulur'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGEqVb9H6GI/AAAAAAAAAQs/QlYVeRJuvyE/s72-c/db_042_DeuceMagnifier.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7174598387084345730</id><published>2010-08-09T00:36:00.000+03:00</published><updated>2010-08-10T13:20:12.267+03:00</updated><title type='text'>Klinisyenlik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGB4ENMY5NI/AAAAAAAAAQA/Rjq1B4EiIiI/s1600/veterinarians_poster-p228567322474535055t5wm_400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGB4ENMY5NI/AAAAAAAAAQA/Rjq1B4EiIiI/s320/veterinarians_poster-p228567322474535055t5wm_400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503530758303179986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Klinisyenlik zor iş...&lt;br /&gt;Hele hayvan klinisyenliği: Kabus!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İşte örnekler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Örnek - 1:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın köründe telefonum ısrarla çalar...&lt;br /&gt;Kliniğin hattını acil durumlar için cebime yönlendirdiğimden yatağımdan telefonu uykulu sesle açarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alo buyrun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Merhaba Yeditepe Kliniği mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evet ben klinik sahibi Ozan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burun estetiği fiyatı nedir ve ne kadar önceden randevu almamız lazım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burun estetiği? Köpeğinize mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yooo, ne alaka? Kendime doktor bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burası veteriner kliniği hanımefendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çat! Telefon suratıma kapanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Örnek - 2:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Merhaba doktor beeey."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Merhaba buyrun."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim kedime aşı yaptırıcam da bahçede beslediğim, bizim sosyal güvenlik şeyimizden faydalandırabilir miyiz, yoksa pay ödüyor muyuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben doktor değilim hanımefendi, telefonlara bakmak için geldim, doktor gelince ona sorarsınız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ay tüh öyle mi? Ne zaman gelir?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tatilde, bir ayı bulur. Dilerseniz başka bir yere gidin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öyle yapayım ben, sağol kardeş." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Örnek - 3:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürk mantolu bir hanım içeri girer. Buram buram parfüm kokusundan serseme dönmüş kedisini muayene masasına koyup bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Muayene masasında çok tedirgin oldu dilerseniz aşıyı kucağınızda iken yapalım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamam ama sonra iğneyi bana batırmayın doktor bey yanlışlıkla ay..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Keh keh keh, estağfirullah..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Örnek - 4:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Selam kardeş. Benim av köpeğini getirecem de, karaciğerinde bi yetmezlik var gibi, anlar mısın sen?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elbette beyefendi, getirin bir kan analizi yapıp görelim, belki ultrasonografi. Siz nasıl anladınız problemi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yav ben emin olmak için getiriyim dedim, yoksa anlıyorum sağlıkçıyım ben de..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aa çok güzel, dahiliye?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yok yav, medikal malzeme dağıtıyorum toptancılara felan..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Höng! Tepkisiz bakışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Estağfirullah efendim, o halde onaylamaya ne hacet? Siz diyorsanız doğrudur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki olaylar bizzat yaşadığım abukluklardan sadece dört tanesi.&lt;br /&gt;Altına yorumları sıralamak isterim ancak çok ağır olur. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O nedenle yorumu size bırakıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7174598387084345730?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7174598387084345730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/klinisyenlik-zor-is.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7174598387084345730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7174598387084345730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/08/klinisyenlik-zor-is.html' title='Klinisyenlik'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TGB4ENMY5NI/AAAAAAAAAQA/Rjq1B4EiIiI/s72-c/veterinarians_poster-p228567322474535055t5wm_400.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-726070013684386123</id><published>2010-07-01T19:35:00.003+03:00</published><updated>2010-07-01T20:08:08.317+03:00</updated><title type='text'>Reenkarnasyon</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCzLcYDC4jI/AAAAAAAAAP4/qb_iSjcvmAI/s1600/but.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 238px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCzLcYDC4jI/AAAAAAAAAP4/qb_iSjcvmAI/s320/but.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488985734209790514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mevsim kıştı.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Pascal günün ışımasını bekliyordu.&lt;br /&gt;Çekilmişti viran evdeki odasına,&lt;br /&gt;kafası ayaklarının üzerinde, göğü izliyor ve Yekta' yı hayal ediyordu.&lt;br /&gt;Tüm gün onunla oynayacak, karlarda yuvarlanacak, sıcak yüzünü yalayacaktı onun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kış soğuktu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Karların daireler çizdiği camın ardında yavrularını emziriyordu Sarı.&lt;br /&gt;En iri olanı itmişti ayaklarıyla.&lt;br /&gt;İncecik boyunlu güçsüz kızını tutuyordu göğsünün sıcağında daha çok.&lt;br /&gt;Adaleti daha iyi biliyordu mahallenin "boyalı camgüzelleri" nden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soğuk acıtıcıydı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaralı bacağından akan irin bile buz tutmuştu Çomar' ın.&lt;br /&gt;Tecavüzün acısı vardı rektumunda ve bağlandığı zincirin izini&lt;br /&gt;yalayarak silmeye çalışıyordu sol bacağından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş kızıla boyayamadı sabahlarını.&lt;br /&gt;Son kez göremediler minareleri, Kız Kulesi' ni ve zıplayan balıkları.&lt;br /&gt;Birer kurşun saplandı titreyen bedenlerine,&lt;br /&gt;masum bakışlarına ve umutlarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mevsim kıştı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yeni günde sokak ıssız, yavrular aç, küçük Yekta yalnızdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damlarından buz sarkıyordu evlerin.&lt;br /&gt;Bilemezlerdi sonsuz uykuya çekeceğini onları kanlı ellerin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş camlara açılan ışık koridorları yaratıyordu odalarda.&lt;br /&gt;Sarı gerinerek uyandığında yerden tam bir metre havalandı.&lt;br /&gt;Bebekleri omuzları etrafında dönerek onu selamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pascal tozlarını dökerek üst kata uçuyordu merdivenlerden;&lt;br /&gt;Çomar ise yapışık kanatlarını açmak için son kez daha kasıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi sarı-kahverengi kanatlarıyla uçuyorlardı.&lt;br /&gt;Bedenleri küçülmüş, ruhları hafiflemişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık camlardan dışarı süzüldüler anlamak için sıcağın nedenini.&lt;br /&gt;Baktılar ki tüm minareler ve Kız Kulesi dolmuştu küçük kanatlarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabaş, Toni, Reks, Korsan, Zuzu ve diğerleri...&lt;br /&gt;Kabadayı Mask bile oradaydı.&lt;br /&gt;O da kanatlanmıştı ve bırakmıştı kendini güneşin parıltısına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mevsim yazdı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İstanbul yeni bir güne uyanıyordu yüzbinlerce kelebeği ile.&lt;br /&gt;Binlerce insan geliyordu "kültür başkenti"ne.&lt;br /&gt;Hepsi geri gelmişti alınan canların.&lt;br /&gt;Çarpıyorlardı tüm bedenleri ile kentin canilerinin yüzlerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;a href="http://sabah.com.tr/Yasam/2010/07/01/kelebek_istilasi"&gt;İstanbul' u Kelebekler Bastı&lt;/a&gt;" haberinin annemin zihninde yaptığı acı çağrışım ile yazılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-726070013684386123?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/726070013684386123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/07/reenkarnasyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/726070013684386123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/726070013684386123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/07/reenkarnasyon.html' title='Reenkarnasyon'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCzLcYDC4jI/AAAAAAAAAP4/qb_iSjcvmAI/s72-c/but.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7951395545080528562</id><published>2010-06-30T13:07:00.000+03:00</published><updated>2010-07-01T19:35:11.950+03:00</updated><title type='text'>Evrim ve Bilim</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCxr2Cf8W3I/AAAAAAAAAPo/WTD3XxJHBL8/s1600/evolution.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 249px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488880621985749874" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCxr2Cf8W3I/AAAAAAAAAPo/WTD3XxJHBL8/s320/evolution.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adem uykudan uyandı. Havva karşısında tüm güzelliği ile ona bakıyordu. Öylesine mutluydu ki Adem, eksilen kaburga kemiğinin ağrısını hissetmiyordu bile. Günlerdir, amansız şeytanın soğuk boynuyla sarıldığı bu elma ağacının altında yatmış, yalnızlığını paylaşacağı o eşin gelmesini bekliyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Darwin başını alıp gitmeye kalkışmasaydı Galapagos'a ve anlatmasaydı evrenin gerçeklerini, hâlâ bu tip efsaneler üretmeye devam edecektik belki de.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan zihni yalnızdır. Yer yer depresif ve mutsuz zihin, kendini gündelik hayatın kargaşasına ya da bir kahkahaya kaptırmadığı sürece soru üretir. Zihnin ürettiği bir kısım sorular, sosyal ilişkiler ve yakın gelecekle ilgili kaygılı bekleyişin ürünleridir ki bunlar kolay olanlardır.&lt;br /&gt;Ancak zihin bununla yetinmez. Zor sorulara geçer.&lt;br /&gt;"Nereden geldim?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türlerin kökeni ve evrim teorisi insanoğlunun en merak ettiği soruya cevap bulmak için yazıldı Darwin tarafından. Büyük ihtimalle o da hemen her insan gibi çocukluğundan beri, nereden geldiğini, nasıl vücut bulduğunu soruyordu kendine. Cevap bulmanın zorluğunun fazlası ile farkındaydı ve cevapların, Meryem' in kutsal kasesinde değil uzaklarda olduğunu biliyordu. Gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş yavaş "evrenin sırrı"nı görünür kılıyordu gözlemleri. Sır diye bir şey yoktu esasında. Atom, element, hücre vardı. Yaşam ve ölüm vardı. Hiçbiri kutsal geçişler değildi; hepsi tamamen maddesel olaylardı. Canlının ortaya çıkışı ilk etapta büyük bir raslantıdan ve milyonlarca yıldır süregelen türler arasındaki güç savaşından başka bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet uyum her şeydi. Ancak bu uyum kesinlikle "akıllıca tasarlanmış" bir evrenin uyumu değildi. Düzen kısmen mevcuttu. Ama bu düzen estetik üzerine kurulu mükemmel bir düzen değildi. Her şey rastgele gelişiyordu doğada ve mevcut koşullara en yüksek adaptasyonu gösteren tür, bu "düzen" içinde varlığını sürdürme şansı yakalıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Upuzun silindirik kaplarda servis yapılan bir şerbet elbette kocaman kaşıklarla içilemezdi; bunun için bir kamış gerekli idi. Ellerinde kamışlar ve kaşıklar olan insanlar masaya oturuyor, kamışı olanlar doyarken diğerleri aç kalıyordu. Aç kalan yok oluyordu. Böylece uzun silindirlerin servis kabı olarak kullanıldığı bu toplumda sadece kamış taşıyan insanlar yaşayabiliyordu.&lt;br /&gt;Yani "kusursuz" uyum sahibi türler aslında milyonlarca kusurlunun arasından elene elene bugüne geldikleri için bu denli kusursuz görünüyorlardı.Yeryüzündeki tüm denizlerin kuruduğunu düşünürseniz binbir rengi ile salınarak yüzen bir balık ya da bir mercan ne denli kusursuz olabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey "akıllı tasarım" değildi. Türler akıllıca tasarlanıyor olsalar binlerce evrimsel geçiş formu, fosillerini bırakıp gitmezlerdi dünyamızdan. Milyonlarca türün evrildiği ve yalnızca başarılı evrilenlerin türlerinin devamlılığını sürdürebildiği çok net okunuyordu doğadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darwin tüm notlarını toparlayıp teorisini sunduğunda, “tanrının kuzusu” evrime yenik düşmüştü. Evrim bilim dünyasının manşetiydi. Gelişecek olan biyolojinin, tıbbın kaidesini örüyordu Darwin tuttuğu notlarla.&lt;br /&gt;Evrimin bir mükemmelleştirme mekanizması değil, bir tür eleme olduğunu farkeden insan, belki ilk etapta, ona mesafeli durmayı ve evrim fikrinden zihnini kaçırmayı tercih edebilir.&lt;br /&gt;İsa' dan -ve belki öncesinden- beri inanıllagelen ve insana huzur veren "eşsizlik", "mükemmellik", "tanrının suretine sahip olma" fikirleri ile kendini önemli hisseden insan için, bir anda, "bir nevi organizma", "yeri geldiğinde bir av" ve en nihayetinde "bir tür hayvan" olduğu düşüncesi ile yüzleşmek elbette sarsıcıdır.&lt;br /&gt;Çevresinde gördüğü yüzlerce hayvan türü ile, yemek, doğurmak, yavru yetiştirmek gibi aynı fizyolojik hareketleri yaptığını bilen insan, kendini her nasılsa onlarla aynı kökenden görme fikrinden her daim uzak durmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrimsel bilimin çıkış noktası olan “değişim” muhafazakâr kesimlerin ağızlarına bile almak istemedikleri bir ifadedir. Bu nedenle yaratılışcılar gerek insanın, gerek insan dışı türlerin ve çoğu yerde düşüncelerin dahi evrimlerinin karşısında durmuşlardır. Darwin’ in ardından, yaratılışcı düşüncenin yüzyıllardır, insanı doğanın hakimi, tanrıyı ise tek mutlak güç olarak kabul ettirme çabaları evrim duvarına çarpmıştır. “Yaratılış efsanesi” yandaşlarının, evrimin milyonlarca yıllık bilimsel veri birikimine karşı sunabildikleri tek argüman söyleyeninin belli olmadığı sözler ve yaratılış efsanesinin hayali öğretileridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrim ve Yaratılış Efsanesi ile ilgili yazımın ham halidir.&lt;br /&gt;Kitap tanıtım yazısı olarak yeniden düzenlenmiş şekli &lt;a href="http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&amp;amp;ay=7&amp;amp;yil=2010&amp;amp;bolum=12"&gt;Kitap Gazetesi' &lt;/a&gt;nden okunabilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7951395545080528562?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7951395545080528562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/07/evrim-ve-bilim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7951395545080528562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7951395545080528562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/07/evrim-ve-bilim.html' title='Evrim ve Bilim'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/TCxr2Cf8W3I/AAAAAAAAAPo/WTD3XxJHBL8/s72-c/evolution.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-5107540976885084448</id><published>2010-05-27T22:16:00.001+03:00</published><updated>2010-05-27T22:52:43.455+03:00</updated><title type='text'>Neden Zoofili?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S_7NJdRiJjI/AAAAAAAAAOA/5BtP1aPaBr0/s1600/zoo.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 208px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5476039759289787954" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S_7NJdRiJjI/AAAAAAAAAOA/5BtP1aPaBr0/s320/zoo.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya cevap aramak için kurulmuş gruba herkesin katılımını bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nedenzoofili.com/"&gt;nedenzoofili.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-5107540976885084448?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/5107540976885084448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/neden-zoofili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5107540976885084448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5107540976885084448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/neden-zoofili.html' title='Neden Zoofili?'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S_7NJdRiJjI/AAAAAAAAAOA/5BtP1aPaBr0/s72-c/zoo.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-5300096693726547163</id><published>2010-05-08T14:54:00.011+03:00</published><updated>2010-05-09T12:55:10.900+03:00</updated><title type='text'>Çocuklar</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-V1mEvjVxI/AAAAAAAAAN4/9igvZ_EifoM/s1600/dunga-orphans-2-557.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468906619480004370" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-V1mEvjVxI/AAAAAAAAAN4/9igvZ_EifoM/s320/dunga-orphans-2-557.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Sokak lambasının altında &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;köpeğe sarılmış uyuyan bir çocuk gördüğümüzde&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;hızla uzaklaşırız yanından. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Çaresizliğinden rahatsız oluruz, &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;bulaştırmasını istemeyiz yalnızlığını. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Yalnızlık bulaşıcıdır, &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;o yüzden dokunmak istemeyiz duygularına.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kanımızda vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek merhametli, pek misafirperver, acıma duygusu sınırsız, sevgisi sonsuz bir toplumuzdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trişka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Akciğerleri paramparça, nefes verirken burnundan kan baloncukları çıkıyor" şeklinde sunduğunuz hastaya en duyarlı hanım-kişi bile "ah yazııııık..!" diyip ojesine üflemeye devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş ölür, kedi ölür, insan ölür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kaderci, yazgıcı bir milletiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi normal şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölür canım Allah Allaaah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ölenle ölünmez ya!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları düşünüyorum...&lt;br /&gt;Kimsesiz olanları.&lt;br /&gt;Yaşadıkları yalnızlık ve dışlanmışlıkları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de varlıklarını hatırlamanın zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.shcek.gov.tr/"&gt;SHÇEK&lt;/a&gt; / &lt;a href="http://www.unicef.org/turkey/"&gt;UNICEF&lt;/a&gt; / &lt;a href="http://www.calisma.gov.tr/calisan_cocuklar/"&gt;ÇALIŞAN ÇOCUKLAR&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-5300096693726547163?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/5300096693726547163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/cocuklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5300096693726547163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5300096693726547163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/cocuklar.html' title='Çocuklar'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-V1mEvjVxI/AAAAAAAAAN4/9igvZ_EifoM/s72-c/dunga-orphans-2-557.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3540364723738910600</id><published>2010-05-08T13:24:00.003+03:00</published><updated>2010-05-08T13:32:21.964+03:00</updated><title type='text'>Doğa İçin Çal!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-U9YvMKvXI/AAAAAAAAANw/Yn3tmYlrGCs/s1600/dic-banner-8.gif"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468844817704992114" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-U9YvMKvXI/AAAAAAAAANw/Yn3tmYlrGCs/s320/dic-banner-8.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğanın bir elemanı olarak biyolojik düzen içinde doğadan aldıklarımızı hırsızlık olarak değerlendiren yok elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir hırsızlık durumu olmadığını savunan antroposentrikler okyanusları kaplayan petrol tabakalarına, buzların üzerini kırmızıya boyayan kanlara, ölü balıkların yüzdüğü derelere dönüp bir kez daha baksınlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlasınlar ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortada ciddi bir "hırsızlık" vakası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilinçle toplanan gençler, bu proje kapsamında, insanoğlunun doğadan çaldıklarının özürünü "doğa için çalarak" diliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dogaicincal.com/"&gt;dogaicincal.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3540364723738910600?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3540364723738910600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/doga-icin-cal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3540364723738910600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3540364723738910600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/05/doga-icin-cal.html' title='Doğa İçin Çal!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S-U9YvMKvXI/AAAAAAAAANw/Yn3tmYlrGCs/s72-c/dic-banner-8.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-5150184119284861284</id><published>2010-04-28T15:09:00.003+03:00</published><updated>2010-04-28T15:13:00.451+03:00</updated><title type='text'>Dört Ayaklı Umut</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9gmQeJJa5I/AAAAAAAAANA/UsP5_5EfFG4/s1600/nazli.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465160212225289106" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9gmQeJJa5I/AAAAAAAAANA/UsP5_5EfFG4/s320/nazli.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Umut bazen dört ayaklıdır İstanbul’ da. Pencereler kapanıp ışıklar söndüğü vakit, yalnızlık yayılmaya başlar kentin damarlarına. Hayat, evlerde uykuyla devam ederken bu saatlerde, sokak lambasının altında yalnız bir beden belirir. İliklerine kadar soğuğu hisseden bedenin kah titrediğini, kah tedirgin bir uykuyla yere serildiğini gölgelerde görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarın duvarları yalayıp boğaza aktığı sokaklar, kentin kılcallarıdır. Buralarda yalnızlığın ve korkunun acısıyla doyan, dört ayak ve bir kuyruktur bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimilerine göre kılcalları dolaşan mikroplardır bunlar, kimilerine göre ise bizi mutlu kılan organik unsurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki ihtimalde de mutsuzluğu, çaresizliği, korkuyu ve şefkate duyulan açlığı nesilden nesile aktarırlar zihinlerinde bu dört ayaklılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşullar ne olursa olsun, okşayan bir elle canlanır tüm umutları, hiç yıpranmamışcasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kent ve Köpekler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak köpeklerinin “sorun” olarak algılanması sadece cumhuriyet dönemine ait bir durum değildir. Şehir tarihi boyunca hem kentin unsurları hem de baş belaları olarak görülen bir biyolojik gruptur onlar. Bazen itilmiş, bazen sahiplenilmiş, bazen eğitilmiş, bazen ise “sürülmüşlerdir”. Etnik ayrımcılığın lanetlendiği günümüzde, henüz çözümlenememiş türsel ayrımcılığın birincil kurbanlarıdır sokak köpekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam hakları imzalanacak protokollere, ihalelere, belli kesimlerde sürekli tartışma konusu olan yasalara bağlıdır. Her daim iki dudağın arasındadır ölümleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğradıkları -her iki yönde- ayrımcılık göz önüne alındığında, zümrelerin kaderlerine sağlam birer metafordur kent yaşamında hapsolmuş sokak köpeklerinin yaşadıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul her konuda olduğu gibi sokak köpeklerine gösterilen ilgi ya da nefret hususunda da aşırılıkların yuvası olagelmiştir yüzyıllardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İstanbul ve Sokak Köpekleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitapla şehrin belki de en dışlanmış ama en eski sakinlerine dikkat çekiliyor. Köpekler, tıpkı insanlar gibi bu şehirde doğuyor, bu şehrin havasını soluyor ve bu şehirde ölüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ölümleri genelde içinde saygı ya da merhamet barındırmayan ruhsuz birer ritüel olarak kalıyor. Arkalarından fazlaca gözyaşı dökülmüyor, kentin diğer sakinlerinde olduğunun aksine.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eser, İstanbul’ da yaşayagelmiş sokak köpeklerinin kaderlerinin kısa bir özetini veriyor. Halk tarafından sahiplenilişleri, nefretin odağına itilişleri, Hayırsız Ada’ ya sürülüşleri...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şehrin köpekleri son yıllarda, onları seven halkı ve yerel yönetimleri sıkca karşı karşıya getiriyor. “Sokak köpeği sorununa çözüm arayışı” hedefiyle başlayan görüşmeler, karşılıklı atışmalara ve bazen şiddetli siyasi tartışmalara neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Siyasetten habersiz, çarşının balıkçı tezgahları altında bebeklerini emziren Karabaş, brandanın altında saklıyor yavrularını nefret ve zulümden. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/istanbul-ve-sokak-kopekleri-umit-sinan-topcuoglu/tanim.asp?sid=G652I4DDCV1VZPPHTRYN"&gt;Kitabı edinebileceğiniz bağlantı&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-5150184119284861284?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/5150184119284861284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/dort-ayakl-umut.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5150184119284861284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/5150184119284861284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/dort-ayakl-umut.html' title='Dört Ayaklı Umut'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9gmQeJJa5I/AAAAAAAAANA/UsP5_5EfFG4/s72-c/nazli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6068381488081980529</id><published>2010-04-26T10:17:00.005+03:00</published><updated>2010-04-26T11:21:53.184+03:00</updated><title type='text'>Her Devrin Adamları</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VKDecUXoI/AAAAAAAAAMk/3-2jVAZVmKU/s1600/biro3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 165px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464355146455867010" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VKDecUXoI/AAAAAAAAAMk/3-2jVAZVmKU/s320/biro3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;Ahlak bacakların arasına hapsedildiğinden, &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;ağızlar, eller ve zihinler &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;özgürce ahlaksızlık üretebilirdi.&lt;br /&gt;Sansür bu bölgeleri kapsamıyordu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Sol' un Sakinleri ve Emlakçıları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bundan 5 ay kadar önceydi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İşyerimin caddesinde AKP bir dükkanı kiralayıp, toplantı salonu haline getirdi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;O güne kadar sadece trafik kazaları ve izleyen kavgalarında bu denli şenlenmişti bu cadde.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir de geçen yıl, hapishanenin eski duvarı caddenin tam ortasına çöktüğünde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Akşamları eve dönerken yolum gereği sürekli önünden geçiyorum bu dükkanın.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Cayır cayır yanan ışıkların altında, ikinci el ofis malzemelerinin satıldığı yerlerde hemen göreceğiniz türden kocaman bir masa, etrafında plastik sandalyeler... Sakil bir görüntü.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Çoluk, çocuk, genç, yaşlı...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Tüm mahalleli orada.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Dikkatinizi çekmek isterim. Çiçekçi ve Salacak (praym minıstırın ahbaplarının armatörlük sevdası ile kısmen fethedilse de), Üsküdar' ın sağcıların yağmasından en az nasibini almış yeridir. İnsanlar -semte ve onun eşsiz boğaz havasına olan düşkünlüklerinden sebep- evlerinden pek taşınmazlar. Gelenler ise buranın havasına ve sakin yaşamına hemen uyum sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Eskileri her zaman "burası solun kalesidir" der dururlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Şimdi camlardan içeri bakıyorum. Kalenin sakinleri plastik sandalyeler üzerinde ilkelerini açık arttırmaya çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Oturanlardan biri eski -kendi tabiri ile- DHKP-C' li, bir diğeri Alevi, yanındaki ise Ermeni...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu insanların hepsi ya bu partinin samimiyetine artık gönülden inanmışlar ya da sadece "en büyük"ten istemenin işe yaradığını(!) anlamışlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Netice?&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Solun kalesi, kendi sakinleri tarafından satılığa çıkarılıyor...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Ağırdan Satanlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yekta ile sık sık benzer bir konuda tartışıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Mühendis olmasına rağmen yapmaması gereken işleri de üstlenerek ancak para kazanabildiğini söylüyor. Bu devirde tutunabilmek için "benim işim değil" yerine "yaparız ağabey" denmesi gerektiğini savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yanlış anlaşılmasın. Siyasi tavizleri ve devrin adamlarını o da sevmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ne var ki, mikro düzeyde tavizlerin gerekliliğini de belirtmeden geçmiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bunu tek diyen o da değil.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir çok arkadaşım benzer şeyleri öğütleyip duruyor yıllardır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;"Ben bazı şeyleri yapmamak için üniversite bitirdim" dediğimde "kendini beğenmiş", "ukala" ve "bir bok olma heveslisi" damgası yiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ancak gerçek şu ki, &lt;strong&gt;ben zaten kocaman bir bokum&lt;/strong&gt;!&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İnsanların parasını hakedebilmek için işimi layıkı ile yapmam yeterli (olmalı), bunun için titrek bir fahişenin çantasını arabasının ön koltuğuna kadar taşımak zorunda hiç hissetmedim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Aç kalacak da olsam (anneannemin büyük konuşmamak gerektiği yönünde söyledikleri aklıma geliyor) kimsenin önünde yerlere kadar eğilip; el, etek öpemem; tatminsiz ruhları okşayamam; buruşmuş taşakları havalandıramam...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Devrin Adamları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bahariye' de kokoş bir kız gördüm. Yanında ona "sahip olmanın" gururu ile yaylana yaylana yürüyen oğlana "aşkım insan bir köpek için ağlar mı ayol? yaneee?" diyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sanırım çocuk bu suçu işlemişti ve onun için bu fazlaca duygusaldı (bkz. &lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2010/04/top-ozan.html"&gt;top&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İçimden yanına gidip neler demek geldi bilseniz...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Tırnağı kırılsa hüngür hüngür ağlayacağından emin olduğum bu küçük hanım, köpek için ağlamanın acizliğinden bahsediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sonra düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Maalesef bu toprak, bu zekada ve algıda insanlarla doluydu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Elbette bir istikrardan bahsedilemezdi bu gibi insanların arasında.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;En yakınlarımda bile duyarak büyüdüğüm bir laftı:&lt;br /&gt;Para gelsin de, nasıl olursa.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İşte böyle bir haldi insanların içinde bulunduğu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Ahlak bacakların arasına hapsedildiğinden, ağızlar, eller ve zihinler özgürce ahlaksızlık üretebilirdi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sansür bu bölgeleri kapsamıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6068381488081980529?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6068381488081980529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/her-devrin-adamlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6068381488081980529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6068381488081980529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/her-devrin-adamlar.html' title='Her Devrin Adamları'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VKDecUXoI/AAAAAAAAAMk/3-2jVAZVmKU/s72-c/biro3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-273824428647907565</id><published>2010-04-24T15:32:00.004+03:00</published><updated>2010-04-24T15:37:58.532+03:00</updated><title type='text'>Hayvana Tecavüz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9Llb8AqLCI/AAAAAAAAAMc/_ofxBV-HiLU/s1600/header-zoey.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 162px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5463681566081952802" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9Llb8AqLCI/AAAAAAAAAMc/_ofxBV-HiLU/s320/header-zoey.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Son günlerde artan hayvan tecavüzü haberleri, beni tekrar bu konuyu düşünmeye sevk etti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Zoofili ya da zooseksüelite&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayvanlarla cinsel ilişki bağımlılığı olarak adlandırabileceğimiz durum vicdani ve ahlaki boyutunun yanında ciddi bir seksüel psikopatidir. Zoosadizm denen bir başka psikopati hali de havyanlarla cinsel münasebet bağımlılığına ek olarak, hayvan vücuduna uygulanan acı verici faaliyetlerden zevk duyma durumudur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dünya çapında ele alındığında hayatında en az bir kez hayvan ile cinsel münasebette bulunanların topluma oranı, erkeklerde %8 kadınlarda ise %3.6’ dır (ref. Kinsey raporları). Bu oran kırsal bölgede yaşayanlarda % 40-50 oranına kadar yükselebilmektedir.* &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kanada, Hollanda, Yeni Zelanda gibi bazı ülkelerde hayvanlar ile cinsel ilişkiye girmek kanunlar ile yasaklanmışken, Belçika ve Almanya gibi ülkelerde hayvanlarla cinsel ilişkiye izin verilmekte ancak hayvan odaklı pornografi yapılması yasaklanmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayvanla cinsel ilişkiye girmek, edilgen durumda cinsel ilişkiye zorlanan hayvan için vahşice ve insanlık dışı sonuçlar doğururken, zoonoz¹ hastalıkların insanlar arasına geçişini de kolaylaştıracak, yani bir anlamda hastalık saçacak insanların vektör olarak topluma karışmasına sebep olmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Zoofili, eylemi yapan kişi açısından psikolojik anlamda incelenirken; tecavüzün mağduru konumundaki hayvan açısından davranışbilimsel, psikolojik ve –maalesef- cerrahi alanlarda olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişileri bu eyleme sevk eden ruh durumu bir yana bırakıldığında, hayvanlarla cinsel ilişki tür gözetmeksizin yayılmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;“Tecavüze uğramış köpek” haberlerinin yaygınlaşması bir yandan vakaların fazlalaştığını işaret ederken, diğer yandan da – iyi bir haber olarak- konuya duyarlılığın arttığını göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tecavüz ve Kurbanları &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz kurbanı hayvanların akıbetleri, insanlarınkilerle paralellik göstermektedir.&lt;br /&gt;Tecavüz küçük bir kız çocuğu ile bir sokak köpeği için benzer şeyleri ifade eder. Bunlar fiziksel ve zihinsel acı, utanç ve izolasyondur. Tecavüze uğrayan bir köpek cerrahi anlamda hasara uğrayacak, zorla cinsel ilişkinin getirdiği acıyı hem nesnel olarak hem de psikolojik olarak bünyesinde taşıyacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ciddi tecavüz olaylarında organ deformiteleri ve masif kanamalar hayvanın yaşamını tehdit edebilmektedir. Veteriner hekimler organik hasarı giderebilseler de, zihinsel travmanın izlerini silmek pek de kolay olmayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz mağduru hayvanlar – tıpkı insanlarda olduğu gibi- post-travmatik sendromlara adaydırlar. Bunlar depresyon geliştirme, kaygı, yaygın anksiyete hali ve izolasyonu içerir. Hayvan, travma sonrası stres bozukluğunu, içine kapanma ve kendini soyutlama olarak gösterebilirken, tam tersi, artmış agresyon ve nedensiz saldırgan davranışlar hayvanın ve çevresindekilerin yaşamlarını tehdit eden boyutlara varabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılabileceği gibi, hayvanlarla kurulan cinsel ilişki psikolojik, sosyolojik, hukuki ve tıbbi boyutlarda ele alınabilmektedir ve hangi perspektiften bakılırsa bakılsın yadsınamaz bir bozukluğun dışavurumudur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;¹ Zoonoz: Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara verilen genel isimdir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Konu ile ilgili –ve tüm hayvan hakları istismarı içeren- vakaları güncel olarak &lt;a href="http://www.pet-abuse.com/"&gt;pet-abuse.com &lt;/a&gt;adresinden takip edebilirsiniz.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-273824428647907565?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/273824428647907565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/hayvana-tecavuz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/273824428647907565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/273824428647907565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/hayvana-tecavuz.html' title='Hayvana Tecavüz'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9Llb8AqLCI/AAAAAAAAAMc/_ofxBV-HiLU/s72-c/header-zoey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3602938078038218278</id><published>2010-04-19T14:33:00.008+03:00</published><updated>2010-04-19T14:58:07.445+03:00</updated><title type='text'>Dolar Milyoneri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8xC_YKc0GI/AAAAAAAAAMU/th7T8d7pPnA/s1600/Blue_Money.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 256px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461814104679043170" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8xC_YKc0GI/AAAAAAAAAMU/th7T8d7pPnA/s320/Blue_Money.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir arkadaşıma, başka bir arkadaşımdan borç aldığımı söylüyordum geçenlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedenini -havalı ifade emiş olmak amacıyla- "aniden nakite ihtiyacım oldu" şeklinde açıkladım. Bu ifade fazlasıyla etkili olmuş olacak ki arkadaşım "yaa üzüldüm, paralarını yatırım hesabında tutuyorsun tabi, değil mi?" diye sordu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Paralarım..? E-e-e-evet, paralarım. Öyle...".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bono, hisse senedi, tahvil... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu terimleri sadece ismen duyduğum ancak ayrıntıları hakkında en ufak bilgim olmadığından, hata payı düşük, yuvarlak bir cevap vermek durumundaydım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Ya tabii, bir miktar var işte de, malum nedenler... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çekemiyor insan ha deyince!"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne demek istediğimi kendim bile bilmezken, o cümlemi gayet açık anladığını desteklercesine kafa salladı "ya, ya..."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Eeee... Nasıl buldun peki onca parayı borç olarak?"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onca para sandığı şey 200 TL idi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir anda ciddi bir uyanış yaşadım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arkadaşımın bakış açısına zihnimi aktarığımda durumu farkettim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Onca para" diyordu. Çünkü benim ufak bir para için borç aramak durumunda kalabileceğimi düşünmüyordu bile.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çünkü onun gözünde ben işyerimi üç yıldır ayakta tutabilen ve "krizin teğet geçtiği" bir doktordum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halbuki ihtiyacım olan sadece 200 TL para idi. Çünkü kiramı ödeyememiştim. Eksik kalmıştı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Onun zihninde ise ben "paralarım" la bankaları fetheden ancak "aniden nakite sıkışmış" bir iş adamıydım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oturup hesap yaptım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşyerinden 5 birim para kazanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 birimi ev kirasına gidiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 birimi işyeri kirası ve vergiye.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 birimi ilaç alımı ve faturalara.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 birimi sigorta, muhasebe, sarf malzeme alımı ve ekstra giderlere.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1 birimi ise evin gıda ihtiyacını karşılıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne kalıyor?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sıfır birim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben bu sıfır birim ile sosyal hayatımı düzenliyor, tiyatroya gidiyor, giyim, elektronik vb ihtiyaç alımlarımı yapıyor, tatile çıkıyor, seyahat ediyor, hayvanlarıma bakıyor, ailenin sağlık giderlerini karşılıyorum...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet kalan sıfır birimle.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aylık maaşının ev kirasını karşılamadığı bir ülkede yine de şanslı mıyım?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şanslıyım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3602938078038218278?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3602938078038218278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/dolar-milyoneri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3602938078038218278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3602938078038218278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/dolar-milyoneri.html' title='Dolar Milyoneri'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8xC_YKc0GI/AAAAAAAAAMU/th7T8d7pPnA/s72-c/Blue_Money.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2359771188375029492</id><published>2010-04-16T11:06:00.005+03:00</published><updated>2010-04-16T11:20:15.628+03:00</updated><title type='text'>I Lovve Nuclear</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8gdaUKNonI/AAAAAAAAAMM/06feZmxO9rY/s1600/ilovvenuclear.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 86px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460646886112076402" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8gdaUKNonI/AAAAAAAAAMM/06feZmxO9rY/s320/ilovvenuclear.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="225"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10184027&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=fed700&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10184027&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=fed700&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ilovvenuclear.com/"&gt;&lt;strong&gt;ilovvenuclear.com&lt;/strong&gt; &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2359771188375029492?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2359771188375029492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/sevval-sam-hic-boyle-gormediniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2359771188375029492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2359771188375029492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/sevval-sam-hic-boyle-gormediniz.html' title='I Lovve Nuclear'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S8gdaUKNonI/AAAAAAAAAMM/06feZmxO9rY/s72-c/ilovvenuclear.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7893453012949851552</id><published>2010-04-06T17:57:00.023+03:00</published><updated>2010-04-17T12:48:10.712+03:00</updated><title type='text'>Top Ozan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7w-3HvzkeI/AAAAAAAAALc/PDanfPJdwGQ/s1600/child.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 246px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457305965159485922" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7w-3HvzkeI/AAAAAAAAALc/PDanfPJdwGQ/s320/child.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: right"&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: boldfont-size:85%;" &gt;"Küçüklüğümden beri çoğu zaman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: boldfont-size:85%;" &gt;insanları düşünmeye sevk etmiş,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: boldfont-size:85%;" &gt;kıskançlık hezeyanlarını dindiren&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: boldfont-size:85%;" &gt;nöroleptik olmuştur bu düşünce."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncak silahım olmadı.&lt;br /&gt;Yanlış hatırlamıyorsam bir kez anneannem aldı ancak oynanmadan durdu dolabın üzerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maytap, kızkaçıran, torpil...&lt;br /&gt;Pek beceremezdim.&lt;br /&gt;Bir tek üzerine taşla vurunca çat çat ses çıkaranları bilirim.&lt;br /&gt;Mahallenin çocukları metre metre alıp bir anda tutuştururken, ben onları tek tek taşla ezip şaşırırdım;&lt;br /&gt;"nasıl vurunca böyle yanıyor bu yaa?".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte kafamdaki ampul bu soruyla yandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin sebebini sorgulamaya başladığımda beş yaşında filandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceleri toprağa ektiğim kuş yemlerinin suyu çekince büyüyüp yeşil olduğunu düşünür ama yaprak şekline nasıl dönüştüğünü anlayamazdım; sonra biyolojiyi keşfettim.&lt;br /&gt;Dolabımda futbol topu yerine ıslak pamuklara sarılmış fasulyeler ve nohutlar doluydu.&lt;br /&gt;Kapağı kapalı dolapta birden bire kocaman oluyorlar ancak yaprakları büyümüyordu.&lt;br /&gt;Aynı çivi topuklar giyip Cadde' ye musallat olan türbanlılar gibi duruyorlardı.&lt;br /&gt;Güzel bir sarışın için güneş şarttı. Balkondaki fasülyeler yeşil, dolaptakiler sarı-beyazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akvaryumdaki balıklar soğukta daha az yemek yiyordu.&lt;br /&gt;Pencereye bakan tarafı yemyeşil oluyordu bir de akvaryumun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizimi merdivene vurduğumda önce kızarıyor, sonra morarıyor ve en son olarak da sararıyordu.&lt;br /&gt;Yaralar ya kanıyor ya da saydam bir su salıyorlardı, bazen de "iltihap" (annem böyle diyordu) olup kokuyorlardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman tanrım!&lt;br /&gt;Dünya çok karmaşıktı.&lt;br /&gt;Öğrenmem gereken "aşırı şey" vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek ilgim fen değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zaman geçiyor"du.&lt;br /&gt;Sürekli kalemimi kaldırıp bırakıyordum.&lt;br /&gt;Her sefer farklı şekilde düşüyordu.&lt;br /&gt;Hemen geçmiş oluyordu yaşanan an ve asla aynısı oluşturulamıyordu anın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman algısını bir film sahnesi ile çok net kavramıştım.&lt;br /&gt;Çekirgeyi taklit eden robot zıplarken onu eziyor, sonra da sahibine "hadi parçalarını birleştirelim, onu tekrar hayata döndürelim" diyordu.&lt;br /&gt;Sahibi ise "o öldü" cevabını verip gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümle yaşam iki titreşimin arasıydı sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin verdiği ateşle, bu uğurda on-on beş karınca öldürmüştüm. Yani "zamanın geri gelmezliği"ni kanıtlamak için kendime.&lt;br /&gt;Gelmiyordu.&lt;br /&gt;Çünkü ölünce, "ölüyordu".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra dedemi kaybettiğimde, geri geleceği umudunu hiç taşımadım bu yüzden.&lt;br /&gt;Cennet bahçelerinde meyve kokladığı avuntusunu da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat çok karmaşık hal alıyordu.&lt;br /&gt;6 yaşıma gelmiştim ancak hayata dair hiçbir şeyi çözemiyordum.&lt;br /&gt;Beynim patlayacak gibiydi.&lt;br /&gt;Ada' yı gören evimizin ahşap tavanını hatırlıyordum. Kerestelerde yuvarlak siyahlıklar vardı. Babam "onlar dal izi" diyordu. Dümdüz tavanda dal ne arıyordu? Neden bizim tavanımız için ağaç öldürüyorlardı? Sapık mıydı bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten katil ruhlu annem sürekli tavukların bacaklarını koparıp yemem için önüme koyuyordu! Bir de beyin salatası. Yack! "Çok yararlı"ydı sözde. İğrenç bir tadı vardı. Hayvan ömrü boyunca sadece acı çekmişti o beyinle, ailesini görmemişti hiç, hergün ölümü beklemişti... Doğal olarak acıydı beyninin tadı, iğrençti.&lt;br /&gt;Ağzıma zorla ve kaşık kaşık ezilmiş beyin giriyordu...&lt;br /&gt;Ooooof!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xBIuK6JXI/AAAAAAAAALk/c6WPL4z-zEc/s1600/childsuppp7CTFs.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 227px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457308466554742130" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xBIuK6JXI/AAAAAAAAALk/c6WPL4z-zEc/s320/childsuppp7CTFs.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem yemek düzenimi değiştirdi.&lt;br /&gt;Köfte yiyordum. Köfte cesede benzemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni meraklarım ev eşyalarıydı.&lt;br /&gt;Çaydanlık kaynayınca kapağını havaya atıyordu. Bir süre sonra içinde su kalmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aman tanrım buharlaşıyor!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık 6 yaşıma basmıştım ve zekam artmıştı. Anlıyordum yavaş yavaş... Hatta bu bilimsel (!) deneylerim sırasında kaynar çaydanlığı üzerime döküp ikinci dereceden yanmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı anladıkça, önceden kapıldığım dehşet duygusu yerini heyecana bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin kesin bir açıklaması, formülü ve çaresi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bu geri zekalı düşünce ile neredeyse on yaşıma kadar "eğer istemezsem ölmeyeceğimden emin" olarak yaşadığımı itiraf edebilirim.&lt;br /&gt;Çünkü "-sanırım- ölüm bir zayıflık"tı. Kendini salmaz ve teslim etmezse kimse ölmezdi.&lt;br /&gt;Bunun da yalan olduğunu sokakta ona yuva yaptığım ufak kedi -o denli yaşamak isterken- ölünce anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meraklarım durmak bilmiyordu.&lt;br /&gt;Ki daha geçen yıl Turkcell 3G hizmetinin "merak ne güzel şey, ne güzel şey merak" sloganı ile tanıtılmasına kadar bu toplumda merak hakkında söylenen tek söz "kedinin başına ne gelirse meraktan" olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal olarak 15 yıl önce meraklı bir erkek çocuğu olmak gerçek bir "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;"luktu.&lt;br /&gt;Hala da öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karıya kıza merak", "alkole merak", "eğlenceye merak" sindirilebilir durumlarken, "ota, boka, böceğe..." ve "düşünmeye" merak (&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;bkz. deli&lt;/span&gt;) hiç hoş karşılanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki bokun, muhteşem bir düzeneğin ve şaşaalı bir biyolojinin tecellisi olduğunu ben 7 yaşımda anlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin domatesi kabuğu ile salataya koydularsa asla yemezdim.&lt;br /&gt;Çünkü -bence- kabuğu hiçbir işe yaramıyor, boşuna dişlerimi yoruyordu.&lt;br /&gt;Neden mi yaramıyor? Çünkü ne zaman yesem kabuklar aynen çıkıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;(Bunu anlattığımda "ayyyy yıvrançççç" diyen salak kızların hepsi lise bile bitiremeden evlendi, ilgiyle dinleyen tek bir tanesi şu anda doktor.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturup ders kitaplarını okumaya başladım.&lt;br /&gt;Millet "sürekli ders çalışıyor" diyordu ve gerçekten büyük bir "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;"luktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü kızların memeleri yeni çıkmaya başlamıştı&lt;br /&gt;ve bir arkadaşımın tabiri ile "&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;artık mıncıklanabiliyor&lt;/span&gt;"du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında ders de çalışmıyordum. Ders kitaplarını okuyordum.&lt;br /&gt;Çünkü bir sürü merak ettiğim şeyin açıklaması orada vardı.&lt;br /&gt;Hatta hayal kırıklığına da uğramıştım.&lt;br /&gt;Su kaldırıyor, iki yandan çekilen şey sabit kalıyor, arabadaki sinek cama çarpmıyor, aynalar yansıtıyor, kurbağalar yumurtluyordu.&lt;br /&gt;Zaman hala üzerinde düşünülen bir şeydi.&lt;br /&gt;Ama onun da felsefesi benden yüzyıllar önce yapılmaya başlanmıştı. Heyhat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kaç yıldır deneyerek bulduğum bir ton şey çoktan bulunmuş, kanunlaşmış, üniversitelerde öğretiliyordu. Zaten her şeyin en iyisi üniversitede öğretiliyordu. Üniversiteler benim gibi manyaklara (ve genelde &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;lara) normal olduklarını göstermek için kurulmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xGDldlr6I/AAAAAAAAALs/zyGKV1_xxOE/s1600/painter-child.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 261px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457313875875966882" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xGDldlr6I/AAAAAAAAALs/zyGKV1_xxOE/s320/painter-child.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşım ilerledikçe estetik anlayışım gelişmeye başladı.&lt;br /&gt;İşte şimdi tam bir "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;" oluyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem kilo alınca siyah giymeyi tercih ediyordu. Daha zayıf gösteriyordu ve hatları gizliyordu. Zaten ışığı da en çok o emiyordu.&lt;br /&gt;Offf siyah bir harikaydı ve kesinlikle kırmızı ile birlikte muhteşem bir uyum sergiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kadınların saçları sarı olmalıydı ve etek giymek zorunlu tutulmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnce topuklar yürünmesi daha zor olsa da bacakları çok zarif gösteriyorlardı.&lt;br /&gt;Boyunlarda fular o kadar şık duruyordu ki, erkekler bile takmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifon muhteşemdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakası dar giymek benim gibi utangaç (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;utangaç erkek çocuğu=top&lt;/span&gt;) çocukların işiydi. Bilhassa kadınlar kesinlikle boyunlarını açmalıydı. Bu onları daha narin gösteriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fular, şifon, zarif, şık, narin... Allah' ım gerçekten "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;" oluyordum. Bunlar nasıl kelimelerdi?&lt;br /&gt;Arkadaşlarım "ananı sikerim" diyorlardı mesela en çok, "şık" ya da "zarif" değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kızdan hoşlanıyordum.&lt;br /&gt;Kız geçen haftaki beden dersinde ters takla atamadığım ve futbol oynamadığım için benim &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt; olduğumu düşünüyor, beni ciddiye almıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta okul beden eğitimi hocam, "&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yenilenen okulun molozlarını bize taşıtma ahlaksızlığı&lt;/span&gt;" nı yaparken, bana "hadi bakalım yük taşıyor Ozan, bugün erkek oluyorsun" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimle derdi "ben fen seviyorum, maymun gibi kafamın üzerinde dönemedim diye notumu kıramaz, okul birincisi olacağım" dediğimi duymuş olması olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten yüz epilasyonu yapmıyordu sanırım, hep kırmızı rujunun üzerinde bıyıkları var gibi duruyordu ve estetiğin "e"sinden haberi yoktu.&lt;br /&gt;Olsa o pis spor ayakkabıları değil, şık bir şeyleri tercih ederdi, -di, -di, -di...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşlandığım başka bir kız, arkadaşına "uf bırak salağın teki, işi gücü ders çalışmak, bir de münazaralara katılmak" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızları baştan çıkaramıyordum (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;).&lt;br /&gt;Yüzüm kıpkırmızı olana kadar, eteklerinin altına koyduğum aynayı izlemiyordum çünkü (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;). Sanırım rahatsız olmuş gibi davransalar da bunun yapılmasından hoşlanıyorlardı.&lt;br /&gt;Zira çoğu, bunu yapan erkeklerle birlikte oluyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Geçenlerde bu kızlardan birine rastladım. Yanında eşi vardı. Selamlaştık sadece. Zamanında beni beğenmeyen prenses öyle bir adamla evliydi ki; işyerime tuvaletleri temizletmek için bile almayacağım çok net. Konuşma korkunç, ses tonu, ayakkabılar, eller... Oh my GOD!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xI950u5DI/AAAAAAAAAL0/GsJOFyuXZkk/s1600/cleveland-state-graduation-caps-3f3c75376aa5d77c.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 208px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457317076797416498" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xI950u5DI/AAAAAAAAAL0/GsJOFyuXZkk/s320/cleveland-state-graduation-caps-3f3c75376aa5d77c.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise geldiğinde saygınlığım artmaya başladı. Orta okulda adım anons edilmişti çünkü. Başarılıydım. Kanıtlamıştım.&lt;br /&gt;Ayrıca yaş itibarı ile "çılgınlıklar" a açık bir döneme girmiştik.&lt;br /&gt;İnisiyatif kullanan erkekler vardı lisede, birini beğenirken, bir işi yaparken vesaire.&lt;br /&gt;Ama yine de "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;"tum/tuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans etmek çok önemliydi mesela. Ama bu kocaman bir &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;topluk&lt;/span&gt;tu hala.&lt;br /&gt;Halbuki üniversitede dans seven erkekler tercih edilecekti ama lisede bunu bilmemin imkanı var mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimi kızlar arıyordu ve sevgilim değillerdi (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;).&lt;br /&gt;Böyle bir şey olabilir miydi?&lt;br /&gt;Bir kız sadece tahrik unsuru ve sahiplenilecek, okul çıkışı uğruna kavga edilecek (neden ulan kız savunamıyor mu kendini?) bir meta idi.&lt;br /&gt;Ben ise onlarla arkadaşlık ilişkisi kurabiliyordum (oh my holy "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;").&lt;br /&gt;Bu arada kızların büyük bir kısmı kendilerini mal gibi gören erkeklerle "çıkıyorlardı" bu da ayrı.&lt;br /&gt;Neyse ki o dönem entelekt sahibi bir kız buldum da beni sevdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraton yön değiştirmişti.&lt;br /&gt;Okulda benim deneylerimin ruhundan eser yoktu. Sürekli ezberletiyorlardı ve ben ölümüne reddediyordum.&lt;br /&gt;Başarım yerlere düştü.&lt;br /&gt;Bilimin ezber olmadığını kimseye gösteremeyeceğimi farkedince "modacı olacağım", "fotoğrafçı" olacağım demeye başladım. Ama içlerinde hiç biyoloji yoktu. Hayvan yoktu. Böbrek, dalak yoktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modacı lafı yükseldiğinde artık kendim de geri dönülmez bir &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top &lt;/span&gt;olduğumu kabullendim.&lt;br /&gt;Bu kadarı cidden fazlaydı.&lt;br /&gt;Orospu bir travesti olmama ramak kalmıştı insanlar nazarında artık!&lt;br /&gt;(Orospu diye belirtmek istedim çünkü tüm travestiler orospu değildir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler istiyordum?&lt;br /&gt;Sanat (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;), el becerisi (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;), kediler ve köpekler (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top &lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;or&lt;/span&gt; deli), biyoloji (salak).&lt;br /&gt;Tamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold;font-size:180%;" &gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xO0xfxI1I/AAAAAAAAAL8/mcrxDvXWy80/s1600/victory-gardedn.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457323517012943698" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xO0xfxI1I/AAAAAAAAAL8/mcrxDvXWy80/s320/victory-gardedn.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dönüp bakıyorum.&lt;br /&gt;İyi ki "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;" olarak yetiştirilmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Saldım çayıra, mevlam kayıra" formunda yetiştirilen akranlarım okuyamadı,&lt;br /&gt;hapse girdi,&lt;br /&gt;esrara alıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü son görmeyenler istediklerini yapamadan ya da istedikleri yere gelemeden kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Top&lt;/span&gt;" erkekleri sevmeyen kızlar "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;kazma&lt;/span&gt;" gibi "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;herif&lt;/span&gt;"lerin ter kokusu ile uyumaya mahkum edildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu yaşıma kadar istediğim her şeyi yaptım.&lt;br /&gt;Okulun en çalışkanı ve en tembeli oldum;&lt;br /&gt;işyeri açtım;&lt;br /&gt;yemek yapmayı öğrendim (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;);&lt;br /&gt;bulaşık da yıkıyorum (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top kek&lt;/span&gt;);&lt;br /&gt;yırtık pantolon ve şort giydim (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;eti puf&lt;/span&gt;);&lt;br /&gt;saç uzattım ve küpe taktım (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;kaltak şirine&lt;/span&gt; (haha bu şekilde hep köpeğimi seviyorum, buraya eklemek istedim));&lt;br /&gt;istediğim eğitimi aldım (ve alıyorum)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek dünya seyahatini yapamadım.&lt;br /&gt;O da tamamen sıkılıp işyerini kapattığımda olacaktır muhakkak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür ve yaşıma göre başarılı hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: bold"&gt;Ozan çok akıllı ama biraz kibar çocuk annesi&lt;/span&gt;" derlerdi hep. O "&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: bold"&gt;ama&lt;/span&gt;" ne ise (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;). Şimdi ise "&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: bold"&gt;Ozan çok akıllı ve kibar çocuk annesi&lt;/span&gt;" diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep "&lt;span style="FONT-STYLE: italic; FONT-WEIGHT: bold"&gt;Oxford' a mı gidecek/sin? Nedir bu çalışma?&lt;/span&gt;" tenkitleriyle büyüdüm.&lt;br /&gt;Halbuki ne güzel olurdu gitseydim, yanılıyor muyum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkı söyledim (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;), dans ettim (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;topik&lt;/span&gt;), şımardım (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;topiş&lt;/span&gt;), kahkaha attım (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;topoş&lt;/span&gt;), "&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;karı gibi&lt;/span&gt;" ağladım (&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;tortop&lt;/span&gt;)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xPZ3U9dnI/AAAAAAAAAME/9YEyF8wmCIQ/s1600/090618-07-greatest-animal-dads-emperor-penguin_big.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457324154233386610" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7xPZ3U9dnI/AAAAAAAAAME/9YEyF8wmCIQ/s320/090618-07-greatest-animal-dads-emperor-penguin_big.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz siz olun, çocuğunuz bunları yaptığında tenkit etmeyin, edene de taviz vermeyin (bkz. annem).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her konuda cesaretlendirin ki, hangi konuda özelleşeceğini bulsun çocuğunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularını kontrol altında tutmayı cinsiyet ile bağdaştırmayın ("sen kızsın yakışmaz", "sen erkeksin olmaz"...). Çok rahatsızsanız toplum adabıyla bağdaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuz televizyonu açıp karşısında dans ediyorsa bunun nesi kötüdür?&lt;br /&gt;Belki de imaj bakımından "zavallı" konumdaki ülkemizin ismini duyacaktır birileri, onun sayesinde.&lt;br /&gt;Bunu (dans işini) sokakta yapıyorsa "karı mısın sen?" değil, "burası sokak oğlum, insanlar rahatsız olabilir" deyin.&lt;br /&gt;Böylece hem kibar olmayı öğrenecektir hem de dans etmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ne yaparsanız yapın, yine de o okulunda bir "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;" olacaktır.&lt;br /&gt;Çünkü çocuklar çok acımazsızdırlar ve şekilci.&lt;br /&gt;Bunu önemsemeyin.&lt;br /&gt;Gerçek başarılar "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;okulda top olan&lt;/span&gt;" küçük çocuklardan çıkar&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;en donanımlı eşi onlar bulurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin olun.&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haaa, bir de bonus:&lt;br /&gt;Bu "&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;top&lt;/span&gt;"lar çok iyi yabancı dil konuşurlar.&lt;br /&gt;Yadırganma kaygısını küçükken yendikleri ya da hiç barındırmadıkları için "what" a, "vıhat" demezler.&lt;br /&gt;("Tüm ömürlerini diğer akranları gibi cendere içinde, aile, toplum vb baskısı altında geçirmezler" e metafor olarak söylenmiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetikten -genelde- anlarlar.&lt;br /&gt;Kadınları mutlu etmeyi daha iyi bilirler doğal olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"J" harfini de severler ve Fransızca' ya bayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netice?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Yaşasın topluk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Bir de destek talebi ekleyeyim:&lt;/span&gt; &lt;a href="http://bizerkekdegilizinsiyatifi.blogspot.com/"&gt;http://bizerkekdegilizinsiyatifi.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7893453012949851552?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7893453012949851552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/top-ozan.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7893453012949851552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7893453012949851552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/04/top-ozan.html' title='Top Ozan'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S7w-3HvzkeI/AAAAAAAAALc/PDanfPJdwGQ/s72-c/child.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-42642146297927907</id><published>2010-03-24T12:22:00.006+02:00</published><updated>2010-03-24T15:17:16.897+02:00</updated><title type='text'>Gergin!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S6oPfzAyLTI/AAAAAAAAALU/A21K0Au1-Xg/s1600/stres3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S6oPfzAyLTI/AAAAAAAAALU/A21K0Au1-Xg/s320/stres3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452187337829264690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hayat = Stres&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayatı stres olarak yaşamak" diyorum ben buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli, portakal çiçeği kokan, huzur dolu geçirdiğim gün sayısı bir elin parmaklarını geçmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise son sınıfta iken MC Donald's' daki kasiyer kızın da dediği gibi "yüz hatlarım sürekli gergin!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zümrüt' te otuz tane poz arasından seçerek kimliğime yapıştırdığım fotoğrafta, yüz hatlarım, açık kalp ameliyatı yapıyormuşcasına "gergin"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So sexy!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres öyle bir yaşam biçimi haline gelmiş ki benim için; günün büyük kısmında gülüyorum ama kahkaha atan yüz hatlarım "gergin"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Okul nasıl bir şey? Adapte olabilir miyim? Ya sıra arkadaşım derste altına işerse!" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Annemle babam kavga etti, acaba boşanırlar mı?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok zayıfım, hasta mıyım?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok şişmanladım, kilo verebilecek miyim?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Orta okulda ceket giymek zorunluymuş" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Okuldan kaçtım, evi ararlar mı?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dedem ölünce ne yapacağım?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ulan lise de bitiyor, sap gibi kaldım!" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ÖSS günü ishal olur muyum?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O beni sevecek mi?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İstanbul' dan ayrı nasıl yaşarım?" stresi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beni kan tutuyor", "okul uzuyor", "aman tanrım, kanama başladı" stresleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güneş neden doğudan yükseliyor? Ya batıdan olursa, kıyamet işte odur... Yoksa aklımı mı yitiriyorum? N' aparım, kim bakar bana?" stresleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ot stresi, bir de bok elbette...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sayamayacağım milyonlarca stres. Stresleri yazarken bile stres duyuyorum desem?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım modern yaşamın bedelini stresle ödüyoruz; nakit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İstanbul seni hapsemiş, eski bir banda kaydetmiş, davul gibi gerilen derimi, kim bilir kimler inletmiş..." derken bunu mu demek istiyor acaba "sarı kız"?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Haaa.. Bir de,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ajda' ya üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetiğe yatırım yapacağına strese yapsaydı eminim şimdi daha "gergin" olurdu.&lt;br /&gt;:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-42642146297927907?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/42642146297927907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gergin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/42642146297927907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/42642146297927907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gergin.html' title='Gergin!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S6oPfzAyLTI/AAAAAAAAALU/A21K0Au1-Xg/s72-c/stres3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3488996189848602224</id><published>2010-03-16T11:40:00.007+02:00</published><updated>2010-03-17T13:15:55.499+02:00</updated><title type='text'>Altın Tozu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S59Y4O9MD6I/AAAAAAAAALM/2aPBs8TJ1X8/s1600-h/louis-vuitton-house3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S59Y4O9MD6I/AAAAAAAAALM/2aPBs8TJ1X8/s320/louis-vuitton-house3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449171797252247458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev istiyorum. &lt;br /&gt;Boğaz' ı ya da Ada' yı görsün ama muhakkak denize baksın. &lt;br /&gt;Kapıda da bir Jeep' e hayır diyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gucci, Versace, D&amp;G ve bazen Diesel olmak üzere 20-30 tane güneş gözlüğü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabılarım odalarındaki raflarda dururken, ben arkamda Louis Vuitton bavullarımı sürükleyerek St. Tropez' de ufak bir "vakasyon" için şehirden ayrılıyorum. &lt;br /&gt;Voila!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola çıkarken onlarcasının arasından seçtiğim cep telefonum, gece-gündüz, spor ve hatta yatak kıyafetlerim tamamen haute couture olarak üretiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Christian Dior sevsem de Paris' e gittiğimde Parfum sur Mesure' ü ziyaret etmeden duramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı adımlarla yürüme sebebim beni esir alan "sürekli yapacak daha fazla şeyim olduğu" hissi. Pradalar' ım kaldırımları ezerken, pardesümün eteğinden altın tozu saçıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli Avrupa' nun tozunu yutmama rağmen her cemiyette şovenist nidalar atıyor, "cennet vatanım" ayağına alkış topluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Champs Elysee ile Bağdat Caddesi' ni kıyaslıyor, araba gürültüsünü sevdiğime kendimi inandırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorkie' mi hiçbir seyahatimde yanıma alamıyorum, ah prosedürler. &lt;br /&gt;Bu geri zekalı avrupalılar kendilerini ne zannediyorlar anlamıyorum. Çoğu, onun bir aylık veteriner masrafı ile tam bir yıl geçiniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uff mon cher, bıktım bu keşmekeşten. Sanırım yaşlılığımda kuzeyde bir orman evinde yaşayacağım. &lt;br /&gt;Yok canım ne Karadeniz' i? İsveç, belki Finlandiya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç, yaz tatilerinde hamallık yaparak harç parası biriktiredursun. Ben sadece yeni  LV' min hamalıyım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3488996189848602224?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3488996189848602224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/ev-istiyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3488996189848602224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3488996189848602224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/ev-istiyorum.html' title='Altın Tozu'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S59Y4O9MD6I/AAAAAAAAALM/2aPBs8TJ1X8/s72-c/louis-vuitton-house3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-8629433956317140496</id><published>2010-03-15T15:09:00.005+02:00</published><updated>2010-03-16T11:31:14.769+02:00</updated><title type='text'>Göstermek</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S54yD-8-ZOI/AAAAAAAAALE/LAjdymF2NQ4/s1600-h/nurcan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S54yD-8-ZOI/AAAAAAAAALE/LAjdymF2NQ4/s320/nurcan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448847643184620770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Göstermek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstermek güç sembolüdür.&lt;br /&gt;"Yiğidin malı meydanda olur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstermek sempati kazandırır.&lt;br /&gt;"Göster oğlum amcalara pipini."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstermek para getirir.&lt;br /&gt;"Haydi, göster enerjini!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstermek tehdit içerir.&lt;br /&gt;"Gününü göstermek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstermek kıymet kazandırır.&lt;br /&gt;"Gösterip de vermemek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası göstermek her şeydir bir bakıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak asıl iş gösterende değil, gördüğünü yorumlayandadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Popüler kültür kölesi Ozan' ın yeni "gözde"si ve hatta "ikbal"i:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cantamdakiler.com"&gt;&lt;strong&gt;cantamdakiler.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek orijinal olmasa da fikir, sadece buna adanmış tek internet sitesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-8629433956317140496?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/8629433956317140496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gostermek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8629433956317140496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8629433956317140496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gostermek.html' title='Göstermek'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S54yD-8-ZOI/AAAAAAAAALE/LAjdymF2NQ4/s72-c/nurcan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6771926809436390557</id><published>2010-03-13T18:48:00.001+02:00</published><updated>2010-03-13T22:16:21.701+02:00</updated><title type='text'>Gelmeyin!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5vyixo9dTI/AAAAAAAAAK8/iDAgYyI_kvc/s1600-h/istanbul_ozanezgiberberoglu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5vyixo9dTI/AAAAAAAAAK8/iDAgYyI_kvc/s320/istanbul_ozanezgiberberoglu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448214853489358130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Maddi problem kelimesi sözlüğümüzden çıktı.&lt;br /&gt;Artık kullanılmıyor, kullanılsa da bir şey ifade etmiyor.&lt;br /&gt;Hayır hayır, kimseye "lotari" falan vurmadı. Halkçı bir yönetim gelip vergileri aşağı da çekmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıp? Anlamadım. &lt;br /&gt;Haaa, yok alıp verip ekonomiye de can vermedik.&lt;br /&gt;Üstadım ölüye can vermek peygamberin harcı değildir de hekimin olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Istanbul şehrinin orta kesimleri bir yana dursun, müreffeh güney kıyıları ve hatta boğaz hattı bile suya ekmek banacak düzeye gelmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayırsever yardımları bozuk para düzeyine düşerken, kibar istanbullular çıkacakları bir akşam yemeğini bile "mütevazı bir emekli yemeğine davetliyiz" şeklinde sunmak zorunda kalıyorlar yakınlarına. Zira insanlar için en lüks şeylerden biri de kaliteli beslenmenin yanında sosyal etkinlikte bulunabilme durumu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların sizin şehirlerdekilerden pek farkı yok. Hepsinin ortak kaderi sabahları Müge Anlı' nın beyinlerinin ırzına geçmesinden ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey yemeksizin ve sokak çeşmelerinden sıvı ihtiyacınızı karşılayarak (yüce Osmanlı sağolsun çeşmemiz bol) ailece bir Beşiktaş' tan Ada' yı gezip görmek yaklaşık 50 Lira. Açlıktan kan şekeriniz düşerse doktor muayenesi özelde 280, devlette 8 Lira (yüce devletlümüz sağolsun).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev sahibi olmak lüks. İş bulmak da keza.&lt;br /&gt;Üniversite mezunları genel olarak kronik işsizlik illetinden psikopatik belirtiler gösteriyorlar. Master ya da doktora gibi ileri düzey akamedik hatalar yapanların patolojisi daha ciddi boyutlarda semptomlar doğurabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş sıkıntısı pek çekmeyen mesleklerin mensupları (çok şükür bunlardan biriyim) değerlerinin dörtte biri fiyatına satılıy... pardon çalışıyor, paralarını zamanında alabilmek için el-etek öpmekten kambur oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kirli, balık sizin kıyılardan geliyor. Tarla vb işlenebilir alan falan kalmadı. Yediğimiz her şey sizin köylerden, giydiğimiz her şey Paris ya da Milano' dan geliyor (!). Yani çoğunun adı geliyor da kendisi Merter' de üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markadan bahsetmişken, "herkes bokunu kaynatıp içecek" durumda, ancak markalar sokaklarda cirit atıyor. Bu yılın modası Gucci çantanız 5 Lira' dan satılıyor. Ancak bir kötülüğü var sadece bir hafta kullanılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Arabik" akım şatafatlı yaşam görüntüsü verme çabalarını tam gaz körüklerken, batılısı-doğulusu, zengini-fakiri, evlisi-dulu hem "kainatın başkenti"ne sövüp, hem de parmağa yapışan sümük gibi ayrılmıyorlar bu şehirden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taş ve toprak asla altın değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söze kanıp toprağınızı bırakıp buraya gelmeye sakın kalkışmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gelmeyin gitmeyin,&lt;br /&gt;şehre ve kendinize eza vermeyin!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İlla geleceğiz Nelcetü'l Alem' e ya zındık" diyorsanız, tekrar keyfim olduğunda ekleyeceğim diğer yazımda, burada saadet sahibi olmanın sırlarını okuyabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6771926809436390557?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6771926809436390557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gelmeyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6771926809436390557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6771926809436390557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/gelmeyin.html' title='Gelmeyin!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5vyixo9dTI/AAAAAAAAAK8/iDAgYyI_kvc/s72-c/istanbul_ozanezgiberberoglu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6895067558639067881</id><published>2010-03-10T14:20:00.001+02:00</published><updated>2010-03-10T15:12:08.454+02:00</updated><title type='text'>Hızlı Okuma</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5eaaPSRd2I/AAAAAAAAAKs/LOBf-kMjytk/s1600-h/surprised-girl-reading-book.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5eaaPSRd2I/AAAAAAAAAKs/LOBf-kMjytk/s320/surprised-girl-reading-book.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446992049898354530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kitap okurken hatırladım da; ilköğretim yıllarında çoğu öğretmen tarafından yapılan abuk subuk bir uygulama vardı: Hızlı okuma yarışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen isteğe bağlı bazen ise öğremenin seçtiği katılımcıların mücadelesinden oluşan bu ritüel en nefret ettiğim toplu aktivite idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman noktalama işaretlerine uyarak okumaya çalışan "Küçük Ozan" olarak, ağzından salyalar saça saça dakikada bilmem kaç kelime okuyan kızlara nefretle bakardım. &lt;br /&gt;Araba arkasına takılan ufaklıklar gibi, sınıfın erkeklerinin önlük kuşaklarına yapışık yaşayan "küçük hatun" seri halde konuşma yeteneğini, çaçaronlukta ve okuma yarışlarında kullanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin garibi, ömrünün yarısını noktalama, vurgu vs gibi dilsel konuları anlatmaya vakfetmiş olan öğretmen de hızlı okuma yarışında saat tutar, noktasız, virgülsüz ama bol salyalı kelimeleri dakikanın sonunda sayıp birinciyi ilan ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde soruyorum, bu ritüel de kaybolmuş. Hala virgüllerde yarım, noktalarda tam "es" verince mutlu olan ben bu habere de pek memnun oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman siz siz olun hızlı düşünün ancak yavaş ve anlayarak okuyun çocuklar. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6895067558639067881?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6895067558639067881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/hzl-okuma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6895067558639067881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6895067558639067881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/03/hzl-okuma.html' title='Hızlı Okuma'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S5eaaPSRd2I/AAAAAAAAAKs/LOBf-kMjytk/s72-c/surprised-girl-reading-book.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-618535882484505106</id><published>2010-02-01T01:39:00.002+02:00</published><updated>2010-02-01T01:41:33.749+02:00</updated><title type='text'>Pati Kedi Pansiyonu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sahibimtatilde.com"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 306px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S2YU2YYtfhI/AAAAAAAAAKk/0TGo1dfSo00/s320/patipansiyon_main_png.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433052924960669202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yaratıcı web adresi peşinde olanlara güzel bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0); font-weight: bold;"&gt;sahibimtatilde.com&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-618535882484505106?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/618535882484505106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/02/pati-kedi-pansiyonu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/618535882484505106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/618535882484505106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2010/02/pati-kedi-pansiyonu.html' title='Pati Kedi Pansiyonu'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S2YU2YYtfhI/AAAAAAAAAKk/0TGo1dfSo00/s72-c/patipansiyon_main_png.PNG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1947583297698005357</id><published>2009-11-05T00:00:00.004+02:00</published><updated>2009-11-05T00:10:15.473+02:00</updated><title type='text'>Sıçtın Mavisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SvH7dRGheeI/AAAAAAAAAKY/33ERxtrcTpo/s1600-h/Copyrighted_Image_Reuse_Prohibited_306441.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 198px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SvH7dRGheeI/AAAAAAAAAKY/33ERxtrcTpo/s320/Copyrighted_Image_Reuse_Prohibited_306441.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400373908419475938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi İstanbul Üniversitesi' nde lisansüstü eğitimimi devam ettirmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirbilimin incelikleri ile büyülenmeyi beklerken, ardı arkası kesilmeksizin üzerime yüklenen sıkıntılı durumlar sinir sistemimi sinirbilimsel incelemeye değecek düzeyde dejenere etti. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de sınavlar öncesi son gecede, ders çalışmak yerine internette cirit atmayı tercih ettim. Karamsar ruh halimi dağıtmak için, yanlış anlaşılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada Facebook denen, dijital hipnotikte bir grup buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı "&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=35293749460&amp;amp;ref=mf"&gt;Sıçtın Mavisi&lt;/a&gt;"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üçüncü binyılın en mükemmel topluluğunu kendi ağızlarından dinleyelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Herkesin görmekten korktuğu o renk..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sınavın vardır , çalışmamış son güne bırakmışsındır.. İşte o sınav öncesi son gecede, çalışırken bi an pencereden bakarsın.. ve onu görürsün. sıçtın mavisi bir gökyüzü!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sabah olmak üzeredir , sınav çok yaklaşmıştır..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu ve bunun gibi nice durum , sabahı görmek istemediğin anda sabahın habercisidir sıçtın mavisi.. sıçtığının resmidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yetişmeyen projelerin, boktan geçen sınavların, uykusuz geçen gecelerin rengidir.."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte "&lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/2009/10/mavi-istanbul.html"&gt;Mavi İstanbul&lt;/a&gt;" isimli yazımda, İstanbul' un mavi tonlarına eklenmesi gereken bir mavi daha tanımış oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıçtın mavisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1947583297698005357?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1947583297698005357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/11/sctn-mavisi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1947583297698005357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1947583297698005357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/11/sctn-mavisi.html' title='Sıçtın Mavisi'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SvH7dRGheeI/AAAAAAAAAKY/33ERxtrcTpo/s72-c/Copyrighted_Image_Reuse_Prohibited_306441.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2418067649721129377</id><published>2009-10-28T03:30:00.002+02:00</published><updated>2010-04-26T11:26:35.336+03:00</updated><title type='text'>Ahlak</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SuefQEAQxbI/AAAAAAAAAKQ/rlqjktKuy2E/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397457776728393138" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SuefQEAQxbI/AAAAAAAAAKQ/rlqjktKuy2E/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Az zaman kaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/bienal11/"&gt;Acele edin!&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2418067649721129377?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2418067649721129377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ahlak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2418067649721129377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2418067649721129377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ahlak.html' title='Ahlak'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SuefQEAQxbI/AAAAAAAAAKQ/rlqjktKuy2E/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-905621878020013196</id><published>2009-10-20T12:43:00.006+03:00</published><updated>2009-10-20T13:06:39.500+03:00</updated><title type='text'>Seni Sevdiğimi Bilmiyordum</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2IyLoxmMI/AAAAAAAAAJ4/1xVroKoDXbg/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394618324358371522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2IyLoxmMI/AAAAAAAAAJ4/1xVroKoDXbg/s320/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bienal' in kuytu bir köşesinde, birden bire ortalıktan kaybolan aşkını arayan, onun ayak izlerine rastlamak için kendini İstiklâl Caddesi' nde dolanırken bulan bir çaresizin haykırışlarını duyuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çaresiz aşık kimi zaman bir travesti oluyor kimi zaman genç bir kız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi aynı şeyi arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve onu özgürce yaşama hakkını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394617934380036770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2Ibe2scqI/AAAAAAAAAJw/8VXiB5p2rWI/s320/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Biricik sevgilim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle konuşmak için bir kez daha duruyorum.&lt;br /&gt;Bu sefer İstiklal Caddesi’nde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On bir gündür yorgun argın yürümek beni bitirdi.&lt;br /&gt;Bu ayakkabılar böyle ağır muamele görsün diye yapılmamış ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta senin yine ortadan kaybolmuş olmanın yanında; diğer yorucu sıkıntılardan hiç bahsetmiyorum bile.&lt;br /&gt;Seninle konuşmak için bundan başka yolum yok.&lt;br /&gt;Ziyaretlerini kestiğinde seni biraz rahat bırakmam gerektiğini düşündüm.&lt;br /&gt;Telefonlarıma çıkmamaya başlayınca, belki yazışırsak kendimizi daha açık ifade edebiliriz dedim.&lt;br /&gt;Sen e-mail göndermeyi de bırakınca, daha az söze razı oldum.&lt;br /&gt;Ama sen artık mesajlarıma da cevap vermeyi reddedince, beni duyarsın umuduyla sokaklarda gezmekten başka ne yapabilirim bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye gittin tatlım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni merak edeceğimi biliyor olmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa ayrılıp gittin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana haber ulaştırmak için bir yol bulamaz mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son görüştüğümüzde benim mekansızlığım dediğin şeye kızgındın.&lt;br /&gt;Nerede olduğum, nereye gittiğim konusundaki kararsızlığıma.&lt;br /&gt;Asla bana aitmiş gibi durmayan bu şehirde neden kalmak istediğimi anlamadığını söylemiştin bana.&lt;br /&gt;Biliyorum, sanıyorsun ki bu yüzden sessizliğim, dairemdeki jakuzileri kapamam, sokakta sana dokunmamam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz dış çevremizin bir ürünüyüz, demiştin, başka bir şeyin değil.&lt;br /&gt;Benim de kendi çevremden kaçmayı bırakmam gerektiğini söylemiştin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tatlı bir şekilde yanağımdan öpüp, belki de eve gitme vaktim olduğunu söylemiştin. Sanki ben evimin neresi olduğunu bilmiyormuşum gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış çevre diye birşey yok, hepsi bu.&lt;br /&gt;Çevre dediğin sana bir şeyler verir ve bir şeyler alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim herhangi bir şeyden kaçabileceğimi sanacak kadar saf olduğumu mu sanıyorsun?&lt;br /&gt;Tek kaçış yolu teslim olmak ve teslim olacak olsaydım bunu yapmak için dünyayı geziyor olmazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden geldiğimizi anlamak istiyorum ki nereye gitmemiz gerektiğini anlayayım.&lt;br /&gt;Bu neden senin için bu denli bir tehdit oluşturuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden bir hafta haber alamadıktan sonra, annemle babamın Kadıköy’deki evinden sabahın erken saatlerinde ayrıldım.&lt;br /&gt;Annemin sorularıyla nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum.&lt;br /&gt;Gözden ırak dönülden de ırak olur derler, doğru değil ama.&lt;br /&gt;Ne gözlerimden ne de kalbimden uzaksın sen, annem ise halimi hem anlamıyor hem de şüpheleniyor benden.&lt;br /&gt;Yürüyüşe çıkmak istedim, kafam açılsın diye.&lt;br /&gt;Başka yüzler görmek, seninkini de kafamdan atmak istedim.&lt;br /&gt;Ama dışarı çıktığım gibi seni arar buldum. Evden vapura, Karaköy’e geçerken, ta İstiklal’e kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra hergün evden kalktım, sokaklarda seni aramak için evden çıktım.&lt;br /&gt;Başta her gün başka bir yoldan gidiyordum, nereye gitmiş olabileceğini tahmin etmeye çalışarak, geride bıraktığın kağıt parçalarında bulduğum ipuçlarını takip ederek. “Esra, 11.00, Mis Sokak’ın köşesi.”&lt;br /&gt;Sonra Küçük Bayram Sokak’ta bir toplantıyla ilgili bir not buldum paltomun cebinde.&lt;br /&gt;Sonra, notlar bittikçe kendimi beraber yürüdüğümüz yolları takip eder buldum.&lt;br /&gt;Evden Karaköy vapuruna, Necatibey’den yukarı, İtalyan Hastanesi’nin ve Firuzağa’nın önünden, dar sokakları dolandıktan sonra parkın önünden, Alman Hastanesi’nin arkasından, Pürtelaş’tan aşağı, sonra Ülker sokak’tan yukarı Taksim’e, İstiklal’in hepsini yürüyüp, başladığım yere geri dönüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün aynı yolu takip ettim, beraber gezdiğimiz o sokakları tekrar tekrar ayaklarımın altında çiğneyerek.&lt;br /&gt;Her gün, ayaklarımı kaldırma daha da sert bastım, senin ayak izlerini kendim oluşturmaya çalışıyormuşcasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Betona bir harita oymaya çalışıyormuşcasına; beni sana geri götürecek bir harita.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bir keresinde sevdiğim kadar sevilmeyi beklediğimi söylemiştin.&lt;br /&gt;Ama yanılıyorsun, kuru olan ille de nemlenmeyi arzulamaz, asıl arzuladığı kendi başına hareket etmektir- suya doğru, veya sudan uzağa- yağmur gelse de gelmese de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana aşkın bir duygu olmadığını, önce duygunun ortaya çıktığını, sonra aşkın ne olduğunu öğrenmek için o duygunun yaşanması gerektiğini söyleyen sendin.&lt;br /&gt;Ancak o zaman daha derin bir noktaya ulaşabiliriz demiştin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse neden vazgeçtin, sevgilim?&lt;br /&gt;Neden ille de kök salmalıyız?&lt;br /&gt;Hayatımızın bizi şu anda hayal bile edemeceğimiz bir yere taşımasına neden izin vermeyelim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimizi son gördüğümüzde bana çok fazla düşündüğümü ve yeterince konuşmadığımı söylemiştin.&lt;br /&gt;Siyaset ve gelecek hakkında, nerede para kazanacağımız ve ne zaman özgürleşeceğimiz konusunda.&lt;br /&gt;Önemli şeyler hakkında konuşmayı bırakıp sustuğumuz an hayatlarımızın bitmeye başladığı andır demiştin bana.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394618625013770034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2JDrqm5zI/AAAAAAAAAKA/uJdquHhh5qg/s320/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Ve sevgilim, şimdi senin yokluğunda, haklı olduğunu görüyorum.&lt;br /&gt;Tüm düşüncelerim senin düşüncelerin.&lt;br /&gt;Tüm sözlerim senden öğrendiğim sözler.&lt;br /&gt;Mücadelemize devam ettik ve edeceğiz.&lt;br /&gt;Çok şey kazandık, çok bedel ödedik,çok acı çektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkımızı saklamayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yanlış ne de yalnızız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz bitmedi, mücadelemiz devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya örgütlen ya da aç kal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini bedenimden çek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir özgürleşme kanununa ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir dünya mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk örgütlenmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim benim kız arkadaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeninde kapanamayan tek deliklerin kulaklar olduğunu söylemiştin bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyorum ve sana yolladığım bu seslere şekil veren nefesim tükenene kadar bunu söylemeye devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakında bir yerde olmalısın, tatlım.&lt;br /&gt;Geçen bütün bu insanların arasında bir yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de önümden geçiyor olmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni duyacak kadar yakında mısın?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Sharon Hayes&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/bienal11/"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394620940721865410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 56px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2LKeWcQsI/AAAAAAAAAKI/mtueUyc3IPA/s320/bienal.GIF" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-905621878020013196?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/905621878020013196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/bienal-in-kuytu-bir-kosesinde-birden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/905621878020013196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/905621878020013196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/bienal-in-kuytu-bir-kosesinde-birden.html' title='Seni Sevdiğimi Bilmiyordum'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/St2IyLoxmMI/AAAAAAAAAJ4/1xVroKoDXbg/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-1752953100872079266</id><published>2009-10-15T01:56:00.007+03:00</published><updated>2009-10-15T02:30:24.519+03:00</updated><title type='text'>La Antena</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZbxceF35I/AAAAAAAAAJo/xp1KLyjswms/s1600-h/12_185_LaAntena.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 270px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZbxceF35I/AAAAAAAAAJo/xp1KLyjswms/s400/12_185_LaAntena.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392598508836872082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sesimizi çalmış olabilirler, ancak hala kelimelerimiz var."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümle Jewel' in "&lt;span style="font-style: italic;"&gt; ellerim küçük, biliyorum ancak senin değil, benimler...&lt;/span&gt;" dediği mükemmel şakısı Hands' i aklıma getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünün ki, birisi çıkıp sesinizi çalmış.&lt;br /&gt;Ağzınızı açıyor, konuşamıyorsunuz.&lt;br /&gt;Müzik yok, sevgi sözcükleri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyacınız olan her şey tek kişinin elinde.&lt;br /&gt;Tüm ihtiyaçlarınızı paketleyip size sunuyor.&lt;br /&gt;Her şey için ona muhtaçsınız, yaşama dair her şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer düşünmek zor geldi ise veya söz konusu duyguyu oluşturamıyorsanız zihninizde, o halde "&lt;a href="http://2008.ifistanbul.com/filmler/the-aerial.aspx"&gt;La Antena&lt;/a&gt;" yı izleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da birine aşık olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde, çalıntı sözcüklerin baronunun çok güzel bir buluşu var.&lt;br /&gt;Bu konuda onu takdir ettiğimi belirtmem lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çeşit tamir kiti diyelim.&lt;br /&gt;Onu alıp "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;mutsuzluğunuz&lt;/span&gt;"a uyguluyorsunuz, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;reparado&lt;/span&gt;" oluyor.&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mutluluğunuz&lt;/span&gt;"la yaşamaya devam ediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yırtılmış aile portrenizi yapıştırıyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra her şey, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;reparado&lt;/span&gt;".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-1752953100872079266?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/1752953100872079266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/la-antena.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1752953100872079266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/1752953100872079266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/la-antena.html' title='La Antena'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZbxceF35I/AAAAAAAAAJo/xp1KLyjswms/s72-c/12_185_LaAntena.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7896775688983167957</id><published>2009-10-14T01:13:00.007+03:00</published><updated>2010-04-26T11:33:31.425+03:00</updated><title type='text'>Hediye</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VPR96xzMI/AAAAAAAAAMs/KMzjCor1JA4/s1600/holograms.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464360892981431490" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VPR96xzMI/AAAAAAAAAMs/KMzjCor1JA4/s320/holograms.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde çok eski bir sevgiliye, yazılmış bir e-posta buldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşündüm... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paylaştım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eskiden şehirli insanlar özel günlerde birbirlerine hediyeler verirlermiş. &lt;br /&gt;Böylece özel günü daha anlamlı kıldıklarını düşünürlermiş. &lt;br /&gt;Aslında esas hediye o günü hatırlamaktan geçermiş ya, işte, bu insanlar hatırladıklarını kanıtlamak için seçerlermiş bu yolu. &lt;br /&gt;Böylece kendilerini tatmin, karşılarındakini mutlu ederlermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hediyeler bazen giyilir, bazen yenir bazen de bir yere konulup seyredilirmiş. &lt;br /&gt;Bunlar nesnel hediyelermiş. &lt;br /&gt;Yanyana olanların hediyeleri ancak böyle nesnel olabilirmiş. &lt;br /&gt;Uzaktakiler ancak seslerini ya da yazılarını hediye edebilirlermiş birbirlerine. &lt;br /&gt;O yüzden yazı bulunmuş, telefon icat edilmiş. &lt;br /&gt;Hepsi insanlara sunulan hediyelermiş, amaçsa insanların hediye vermesiymiş birbirlerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar geçmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar tarihlere mi küsmüşler bilinmez, özel günler ‘özel’liğini yitirmiş. &lt;br /&gt;Hatırlayanlar ya açık camdan atmışlar hediyelerini ya da e-posta adreslerinden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye bu kadarmış, bitmiş. &lt;br /&gt;Hediye bu sefer e-posta ile gelmiş. &lt;br /&gt;Küçük bir sarkıymış hediye, dinlenmiş. &lt;br /&gt;Sonra kalınan yerden yaşamaya devam edilmiş."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7896775688983167957?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7896775688983167957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/hediye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7896775688983167957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7896775688983167957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/hediye.html' title='Hediye'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/S9VPR96xzMI/AAAAAAAAAMs/KMzjCor1JA4/s72-c/holograms.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-9085014240861015632</id><published>2009-10-13T00:57:00.000+03:00</published><updated>2009-10-15T01:10:07.314+03:00</updated><title type='text'>Doğruluk mu? Cesaret mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZKaxwdzPI/AAAAAAAAAJI/nX8MzZ7RSn4/s1600-h/bottle.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZKaxwdzPI/AAAAAAAAAJI/nX8MzZ7RSn4/s400/bottle.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392579427716418802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Biz küçük küçük çocukken bir oyun çok modaydı. “Doğruluk mu cesaret mi?”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunu hemen herkes bilir aslında. Bir kurban seçilir. Doğruluk mu cesaret mi diye sorulur. İki ucu kızgın değnek! Doğruluk dersin gidip “okulda kimden hoşlanıyorsun?” diye sorarlar. Ezilip büzülürsün, kıvranırsın. Sonunda “kimseden” diye cevaplarsın. Ne doğruluk kalır ortada, ne de oyuncuların tadı. Cesaret dersin olabilecek en absürd şeyi isterler. “Git hocanın çayına tükür” derler. Oyuna katıldığına bin pişman olursun, “ben oynamıyorum, kola almaya gidiyorum” deyip kaçarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim jenerasyonda bu oyun uzun yıllara yayılan bir hükümdarlığa sahipti. Yaşlar biraz ilerlemiş, yüzlerde tek tük sakallar çıkmaya başlamıştı. Hani şu “upuzun kızlar arasında pigme gibi dolaşan erkek çocuklar çağı”, onüç-ondörtlü yaşlar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde ergenliğin kapıyı çalmasıyla tüm espriler, şarkılar, fıkralarda olduğu gibi oyunlarda da cinsellik ön planı almaya başlamıştı. Bir de doksanların “oynama şıkıdım”lı, “üç köşe yetmez karelere böl beni” li histerik müzik akımının da dönemin çocuklarına etkisi göz önünde bulundurulduğunda denebilirdi ki, “fırlamalığın” pik seviyede olduğu yıllardı o yıllar.&lt;br /&gt;Biz o yıllarda ne zaman bu oyunu oynasak hep aynı seremoni yaşanırdı. Kızlar cesaret gerektirecek şeyleri yapmayı reddeden doğaları gereği hep “doğruluk” derler. “Hiç öpüştün mü?”, “epilasyon yapıyor musun?” gibi abuk ve hınzır erkek sorularına hep “hayır” cevaplarını vererek yalan söylerlerdi. Hatta bunu öylesine motor bir etki ile yaparlardi ki, neredeyse soru başlarken “hayır” kelimesi çıkmaya başlardı ağızlarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklere gelince olay tamamen rezaletti. Eline hırs alma fırsatını geçiren kız, “serde erkeklik var” diye gerim gerim gerinen oğlanın “cesaret” diyeceğinden emin olduğu için (doğruluk ne ola? Erkek dediğin cesur olacak, yiğit olacak…) hemen cebindeki kalıbı çıkarıp ortaya basardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bize nonoş taklidi yap!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen, ağzı bozuk kızlar kelimeyi “*bne”, daha cici kızlar ise “yumuşak” olarak telafuz ederler, ancak istekleri hep aynı olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tatil günü geniş bir arkadaş grubu bir pikniğe katılıyorduk. Salıncaklar kuruldu, ipler atlandı ve en keyifli su savaşları yapıldı. Yapacak bir şey kalmadığı anda yine eğlence “doğruluk mu cesaret mi” de kitlendi. Oyun her zamanki gibi başladı ve devam etti. Kızlar her sefer “doğruluk” seçip yalan söyleyerek sıralarını savıyor, erkekler de “cesaret” ışığında “nonoş” olup oturuyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir-iki derken şişe tam önümde duruverdi. Kurban bendim. Önce formaliteden “doğruluk mu cesaret mi?” diye soruldu. İki ucu kızgın değnek dedim ya; doğruluk desem “korkak korkak Ozan ödlek hahaaaaaa” diyecekler, “cesaret” desem “hadi bize nonoş taklidi yap” diyecekler. İkisi arasında gidip geldikten sonra belki bir farklılık yapıp daha yaratıcı bir cesaret örneği isterler umuduyla “cesaret” dedim. Karşımdaki dört kızın gözleri aytaşı gibi parladı. Hemen kulaktan kulağa kararlarını aldılar ve;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bize yumuşak taklidi yap” dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A-man tan-rım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık iyiden iyiye klişe olan bu isteği zedelemek için “arkadaşlar ya bir kez de farklı bir şey isteyin, bakın karşıda on kişilik bir piknik grubu var, gidip onların masalarını dağıtayım ya da bak şu hamakta uyuyan kızın ipini keseyim…”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suratlar epekşiydi. “Hayır yumuşak istiyoruuuuz! Ne nazlanıyorsun? Hem bak demin Tolga kendi sırasında ne güzel yaptı, ondan önce Ersan da yaptı, Nevzat her sıra geldiğinde değişik değişik yapıyor hem de…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bir obsesyon sergileniyordu yine. Tanrım bu kızlar ne enteresan varlıklardı. Neden sürekli bunu izlemek istiyorlardı ki? Belki de sürekli ezilen, geri plana atılan ve ilerde de böyle devam edecek olan dişi kimliklerini, üzerlerindeki baskının kaynağı olarak gördükleri dominant cinsiyete yapıştırarak, “oyunca” da olsa hırs alıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç benimdi. Doğruluk seçerek biraz dalga konusu olacak ama küçük bir yalanla sıramı savacaktım. Şimdi ise aynı şeyi bininci kez yapmak zorunda kalmıştım. Neyse ki bu obsesif grup “nonoş”luğu sadece birkaç tavırla sınırlı gördüklerinden, bu taklide bir karakter yüklememiz gerekmiyordu. Tüm erkekler “n’abersin ayol” diyerek söz konusu taklidimizi bitiriyor, ardından ise, tatmin olan karşı grubun yerlerde kıvranırcasına gülmesini ve hakkımızda yetenek kıyaslaması yapmasını dinleyerek sıramızı atlatıyorduk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Emre bu işi kesinlikle harika yapıyor!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aaa yok yok sen Mert’ inkini izlesen koparsın Emre neymiş?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma bu oyunu getiren geçen gece Sinem’ le ingilizce sözlük karıştırırken karşılaştığımız komik bir olay oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evanescence’ in My Immortal şarkısında geçen bir kelimeye bakmak için sözlüğü eline alan Sinem ilk kez “labunya” diye bir kelime gördüğünü ve ne anlama geldiğini bilip bilmediğimi bana sordu. Ben de “neymiş karşılığını oku bakalım o zaman” dediğimde “passive male homosexual” yazıyor dedi. Önce gülüştük, sonra “akademik bir sözlükte neden bu kelime geçsin ki?” diye düşünerek, aklımıza gelen ve “male homosexual” anlamı taşıyabileceğini düşündüğümüz tüm kelimelere bakmaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç tam bir faciaydı. Aynı sözlükte ablacı, as solist, balon, beş yıldız, beşlik, Bursalı, çocukçu, düğme, dümbelek, esnaf, hafız, halka, inek, kaygan, keçi, keriz, keskin, kırık, kırıtık, kova, kovan, kulampara, kuzu, lağımcı, luti, oğlan, oğlancı, parlak, sevici, şapçı, şişeci, tayinci, tekerlek, top, torba, tünek, veren, yatık, yavşak, yumuşak… ulaşabildiğimiz -aynı anlamda kullanılabilen- Türkçe kelimelerden birkaçıydı. Önce kahkahalara boğularak eğlendiğimiz bu durumun altında ya ciddi sosyolojik bir neden yatıyordu ya da bu sözlüğü bizim kızlardan biri hazırlamıştı ?. Bir dilde, anlamını kırktan fazla kelimenin karşıladığı başka bir kavram olamazdı heralde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyolojik kısmını çok deşmeden biz eğlenmemize devam ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hadi şimdi 113. sayfayı açalım, bakalım alttan 4. kelime de passive male homosexual mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi! Yine oynayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğluluk mu? Cesaret mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-9085014240861015632?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/9085014240861015632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/dogruluk-mu-cesaret-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9085014240861015632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/9085014240861015632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/dogruluk-mu-cesaret-mi.html' title='Doğruluk mu? Cesaret mi?'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZKaxwdzPI/AAAAAAAAAJI/nX8MzZ7RSn4/s72-c/bottle.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-8307893072721182920</id><published>2009-10-12T11:27:00.001+03:00</published><updated>2009-10-15T01:40:46.639+03:00</updated><title type='text'>Criminal (+18)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZRHWc2miI/AAAAAAAAAJg/BekP_Bj9V5o/s1600-h/p23.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZRHWc2miI/AAAAAAAAAJg/BekP_Bj9V5o/s400/p23.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392586790550280738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Saat 04:36&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezbaha şu ana kadar cinayetlerine devam etti . Yaklaşık bir buçuk dakika sonra şu an gözümü yakan beyaz ışığın çok uzağında olacağım. Sağır eden makine gürültülerini duyamıyor, tenimde odanın soğuğunu hissedemiyor olacağım ve ayaklarımın altında kayan bant artık başımı döndüremeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bir buçuk dakika sonra başımla gövdem arasından soğuk bir çelik geçmiş, vücudumu iki birleştirilemez parçaya ayırmış olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzeri pas ve kan izleriyle bulaşık beyaz duvarlardan yansıyan yoğun ışık beynimin içine işliyor. Doğduğum gün gördüğüm sarı ve sıcak ışıktan çok uzak, kablolardan taşınıp ölümümü izlemeye gelmiş meymenetsiz, apaçık alçak bir ışık bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlilerin gıcırtısı devam ederken gözlerimi bandın dışına çeviriyorum. Kanımı donduran görüntüler, beynimin muhakeme yeteneğinin devre dışı kaldığı, hiç bir felsefenin ya da süslü paragrafın etikliğini kanıtlayamayacağı bir kıyımın zihnime kazınan son kareleri oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işığı görebildiğim ve rüzgarın bedenimi yalayışını hissedebildiğim şu son bir buçuk dakika, evvelce aynı mekanda yemek yediğim ve gece yaslanarak uyuduğum dostumun yürüyen bir platform üzerinde, sağ arka bacağından sallanıp, başı ve gövdesi arasından alçakça açılmış bir boşluktan kanını yere boşaltmasını izleyerek geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku ya da hüzün duymuyorum. Karmaşık düşünce sistemlerinin tümünün sahibi, biliş düzeyinin tepe noktasında ve hatta tanrı silüetiyle yaratıldığı düşünceleri ile kendini yücelten bir türün, aslında bünyesinde “sadizm” barındırabilen tek canlı olduğunu görüp sadece kendilerinden tiksiniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerle birlikte ayaklarımın altında devam eden yol son rampasına giriyor. İlk kez bacaklarımın titrediğini hissediyorum! Ölümden mi korkuyorum? Hayır, hayır! Sadece bu kadar amaçsızca ölmek onuruma dokunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ bacağım tüm ağırlığımı taşıyamayacak, diz bağlarım kopuyor. Gırtlağımın tam önünde keskin bir batma ve bir sıcaklık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciğerlerim havayla dolamıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 04:37&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir parmaklığıma dayanıp beni burdan bırakmaları için haykırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, sağ duvara asılı su deposunu devirdiğim için dört gündür susuzum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilimi ağzımın içinde oynatırken zorlanıyor, gözlerimi uzak noktadaki objelere odaklayamıyorum.&lt;br /&gt;Elbette hiçbir yoksunluk hali, ailemi yeşil yaşam alanımda bırakmanın verdiği acıyı veremiyor. Memelerimi, yarı çıkmış dişleriyle çekiştiren bebeklerimin soğuk toprak üzerinde yemeksizlik ve annesizlikten can çekişerek yok olduğunu düşünmek, infazımın çabuk gelmesi için dua etmeme sebep oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atıldığım tel kutunun kapısını açıp beni kirli ellerine alan bu insan, günlerdir kanayan ve çürümüş yumurta gibi kokan yaramın üzerini tek tırnağıyla kanırtarak küfrediyor. Kendisinin düşünce sisteminden ve tümden varlığından tiksindiğim için canımı acıtabildiğini ona belli edip sadist hazlarını tatmin etmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! İşte beklediğim darbe! Beni yere atıp, kuyruk sokumuma dev bir tekme savurdu. Sanırım omuriliğim kopmuş olacak ki arka bacaklarımla direnemiyorum. Devasa büyüklükteki ayağını göğsüme bastırıp, başımı elleri arasına alıyor. Kırılan kaburgalarımın çatırtısıyla birlikte, yerini tam olarak belirleyemediğim ve üstümde tepinen insan(!) türünün dayanamayacağı cinsten bir sancı hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sol eline bir bıçak alıyor. Gösterdiğim çırpınma reflekslerinden rahatsız “neden sorun çıkartmadan geberemiyorsunuz siz” diyen bir bakış atıyor ve bıçağını vajinamın tam önüne saplıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On beş gündür göremediğim çocuklarımın yanına gitmenin keşke daha acısız bir yolu olsaydı diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilimi bilmeyen adam çığlığımla daha da tahrik oluyor ve bıçağı vücudumun üzerinde gezdirip açtığı aralıktan ellerini sokarak yıllardır bana ait olduğundan emin olduğum ve taşımaktan gurur duyduğum postumu gurursuzca üzerimden sıyırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! Beni canlı canlı yüzüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm vücudumda ateş gibi bir yanma ve bilincimi yitirmeme sebep olan bir ağrı hissediyorum.&lt;br /&gt;Ancak hala nefes alabiliyorum, evet nefes…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç oğlumun yanı başımda bir kökü kemirdiklerini görüyorum. Bir diğeri etrafımda koşarak yaban çileği yuvarlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime bakıyorum; onları taşıdığım oda darmadağın… Olmaması gelektiği gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 04:38&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışı yüzlerce wattlık ampullerle aydınlatılmış, şaşaalı binamın bodrum katındaki kafesten alınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen vaktinde getirildiğim bu kurumun çok sıkı bir çalışma prensibi ve misyonu var. 7/24 türdeşlerimi öldürerek insanları mutlu ediyorlar. Ana binanın giriş kapısında da 7/24 mesai yaptıklarını gösteren bir ışıklı tabelaları ve her saat insanların şikayetlerini dinledikleri bir telefon hatları mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ensemden büyük bir güçle asılan adam tüm hırsıyla beni çelik masanın üzerine savuruyor. İnsanların arasında uzun yıllar yaşadığımdan dillerini az çok anlayabiliyorum. Birisi beni öldürmek için doktora ihtiyaç olduğunu savunuyor, diğeri bu basit iş için kurumun kalifiye elemanlarını rahatsız etmenin gereksiz olduğu kanısında. Ama hemfikir oldukları tek bir şey var ki, o da beni bir kaç dakika içinde öldürmeleri gerektiği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonu eline alıp bir şeylere kafa sallayan ikinci adam, eliyle arkadaşına onaylama işaretini yapıyor. Ensemdeki adam tek eliyle, kafamı çelik masaya bastırırken, diğer eliyle kolumu sıkıyor. Öteki adamın elinde orta boy bir enjektör koluma doğru yaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olanca gücümle çabalayıp kafamı kurtarıyor ve ölmek istemediğimi bu anlama özürlü canlılara anlatmak için dişlerimi enjektörü tutan ele geçiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu çok sinirlendirmiş olmalıyım ki bana o ana dek öğrendiği tüm küfürleri sayarken tam alt çenemin ortasına sert bir yumruk yerleştiriyor. Takiben, ardındaki dolabı açıp tek elim büyüklüğünde bir enjektör daha çıkarıyor. Enjektörü havaya kaldırıp boşluğa doğru pistonu çekerken, zevkin en büyük dilimini ağzında çiğnercesine sırıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, içine boşluğu çektiği iğneyi kaburgalarımın arasına tek hamlede sokuyor ve pistonu sonuna kadar ittiriyor. Her şey o kadar ani oluyor ki, vücuduma giren iğnenin acısını farketmeden göğsümde eşsiz bir sıkışma hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşüm bozuluyor ve nefes alamıyorum. İstemediğim bir şeyi vücudumdan atmaya çalışırcasına kasılıyor ve havayı bir kez daha içime çekebilmek için tüm kaslarımı zorluyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 04:39&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın ilk ışıklarıyla evine dönen kadın, alkole teslim ettiği elleriyle kilidi açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak bir gıcırtıyı takiben kapanan kapının ardına uzun tüylü, havalı, kendisini onun içinde iken çok önemli hissettiği kürkünü asıp koridordan yalpalayarak devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komodinin üzerinde, arabasının tekerleklerine işediği için ölümünü istediği köpeği almalarını talep ettiği telefon numarasının yazılı olduğu kağıdı tek avucuna alıp sıkıyor ve bir şeyleri başarmış olmanın verdiği gururla gülümseyerek banyoya ilerliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkolün yanında yediği koyun parçaları midesini rahatsız etmiş olacak ki kafasını klozete gömüp kusmaya koyuluyor…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-8307893072721182920?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/8307893072721182920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/criminal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8307893072721182920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8307893072721182920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/criminal.html' title='Criminal (+18)'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/StZRHWc2miI/AAAAAAAAAJg/BekP_Bj9V5o/s72-c/p23.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-7850013535272459069</id><published>2009-10-10T04:06:00.008+03:00</published><updated>2009-10-10T04:23:24.535+03:00</updated><title type='text'>Çocukluk Arkadaşları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_gjJdrZtI/AAAAAAAAAIQ/OjwsiUfsfD4/s1600-h/kukla.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 233px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_gjJdrZtI/AAAAAAAAAIQ/OjwsiUfsfD4/s400/kukla.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390774173426214610" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harçlığımı atardım,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Üç yaşındaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahil yolunda kurulmuş bir seyyar sahnede ilk dostumla tanıştım.&lt;br /&gt;Sahne üzerinde, sıktığım soğuk, tahta el, dostlukların sadece türümüzle sınırlı olmadığını, bir cansızdan da bir sırdaş çıkacağını öğretti bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondandır en iyi arkadaşlarım günlüklerim ve Ebe Annem’ in hediye ettiği minik ayım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncaklar her çocuğun hayal dünyasının gerçek dünyadaki temsilcileri. Oyuncakları yapanlar bir zamanlar çocuk olmasalardı bunları tasarlayabilirler miydi sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu çocukluk arkadaşlarımız bizleri kendileri için yapılan huzur evlerinde yapayalnız bekliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette oyuncak arkadaşları yanlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onların en iyi arkadaşları,&lt;br /&gt;ellerinde can buldukları çocuklar değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunay Akın’ ın hayali ve gerçeği, &lt;a href="http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com/tr/"&gt;Istanbul Oyuncak Müzesi&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Her akşam üstü oyuncakçı&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;camekanından çocuk ellerinin izlerini siler&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bana iyi haber:&lt;/span&gt; Müze etkinlikleri kapsamında geleneksel kukla gösterileri de mevcuttur. :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-7850013535272459069?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/7850013535272459069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/cocukluk-arkadaslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7850013535272459069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/7850013535272459069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/cocukluk-arkadaslar.html' title='Çocukluk Arkadaşları'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_gjJdrZtI/AAAAAAAAAIQ/OjwsiUfsfD4/s72-c/kukla.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-301963515535984107</id><published>2009-10-09T23:27:00.002+03:00</published><updated>2009-10-10T01:54:02.559+03:00</updated><title type='text'>Güfte-metre</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss-9-sCgM-I/AAAAAAAAAII/d_yWV40-GUc/s1600-h/violin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss-9-sCgM-I/AAAAAAAAAII/d_yWV40-GUc/s400/violin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390736163656971234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir aristokratın ve bir proleterin nelerden tatmin olacağına dair küçük bir oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Aradaki on farkı bulunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Biraz daha uğraş güzelim&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;sabrım tam taşacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mevsimler yas tutup çöller ağlasın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Tarih bana yaptıklarını&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, tükenmezle yazacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahımla inleyen teller ağlasın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Ölenle ölünmez derler, istisna tanımam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Madem ki sen yoksun şimdi yanımda&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Çiğnediğin güller başına&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, siyah çelenk olacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Leylaklar dökülüp güller ağlasın&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Seninle bir gün daha mı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, yok hadi yok&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevgilim bu yerden gittin gideli&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Bana yatacak yorgan yastık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, çok ama çok&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ilgıt ılgıt eser sevdanın yeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Elinle çizdiğin kaderine&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, bak iyi bak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şu öksüz ruhumun sensin emeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;İyisinden sen seç kınalarını&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;, münasip yerine yak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Leylaklar dökülüp güller ağlasın&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-301963515535984107?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/301963515535984107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/gufte-metre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/301963515535984107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/301963515535984107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/gufte-metre.html' title='Güfte-metre'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss-9-sCgM-I/AAAAAAAAAII/d_yWV40-GUc/s72-c/violin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-8394734345919148721</id><published>2009-10-08T21:15:00.000+03:00</published><updated>2009-10-08T23:42:17.784+03:00</updated><title type='text'>Mavi İstanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss5N_YETOhI/AAAAAAAAAIA/lTALd-gCTI0/s1600-h/little+girl+walking+in+crowd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: undefinedpx; height: undefinedpx;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss5N_YETOhI/AAAAAAAAAIA/lTALd-gCTI0/s400/little+girl+walking+in+crowd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390331555196647954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;8 Eylül 2009, 21:15&lt;br /&gt;Beşiktaş Meydanı' ndan canlı yayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört üniversiteli önümden geçiyor, birisi kız. Kız uzun saçlı çocukla elele ve sadece onunla konuşuyor. Diğer iki çocuğun sohbet geliştirip durumu dengelemek gibi dertleri yok. İkisi de telefonlarına bakıyorlar. Yine ekran bağımlılığı :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönerci adam, yaklaşık on dört saattir caddenin tüm tozunu yalamış son et parçasını yanmaması için özenle çeviriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşımda randevulaştığı kişiyi bekleyen kadın telefonun ekranında bir şeyler okuyup, hararetle duman çekiyor ciğerlerine. Bir daha bakıyor, sonra daha kuvvetli çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümden iki metre boyunda, yüzü rahmetli Pavarotti' yi :') andıran bir adamcağız geçti ve ilgim dağıldı.:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüklerimi yazmak için yüzümü ekrana gömdüğümde, çevremde hızla değişen yaşamları kaçırdığımı hissedip üzülüyorum biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm insanları üç kategoriye ayırabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;' Bekleyen insanlar; ki bunlar aynı zamanda "sıkılan insanlar" olarak anılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'' Gündelik aktivite halindeki insanlar; yürüyen, sohbet eden, kola ve sigara içen vesaire.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi nihayetinde İstanbul şehrinde pek alışık olduğumuz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''' Koşuşturan insanlar&lt;br /&gt;(Sevgili Selen' den, doğası gereği çoğul anlam barındıran "insan" kelimesi yerine sürekli "insanlar" dediğim için özür diliyorum. ;))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentin hangi meydanına gitseniz aynı manzarayı görüp, benzer klasifikasyonları yapmanız olasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yeri farklı da koksa, rengi hep mavidir İstanbul' un. Günün uyanmasıyla gök mavisi; işe yetişirken cam göbeği mavisi; gecenin ışıklarında saks mavisi; bir ölüm haberinde buz mavisi; yeni bir nefes şehre katıldığında çivit mavisi; sevgili ile boğazı izlerken denizci mavisi ya da bazen donanma mavisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hep mavidir bu şehir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi simli bir toz içinde yaşatır biz milyonları. İçinde soluk almaya zorlandığımız ancak parıltısından vazgeçemediğimiz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar çılgınca koşmaya başladılar, sanırım vapur geldi.&lt;br /&gt;Herkes tip-3 insan oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu hatırlayalım.&lt;br /&gt;''' Koşuşturan insan modeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lacivert sim bulutunu yararak iskeleye koşuşturmaktalar, şimdi tüm insanlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-8394734345919148721?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/8394734345919148721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/mavi-istanbul.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8394734345919148721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8394734345919148721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/mavi-istanbul.html' title='Mavi İstanbul'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss5N_YETOhI/AAAAAAAAAIA/lTALd-gCTI0/s72-c/little+girl+walking+in+crowd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-6149874456753966742</id><published>2009-10-07T01:45:00.009+03:00</published><updated>2009-10-07T04:26:44.837+03:00</updated><title type='text'>"Lush" gibi kokuyorsun!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvMoNeD_LI/AAAAAAAAAHw/57lykE3VQSY/s1600-h/lush2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvMoNeD_LI/AAAAAAAAAHw/57lykE3VQSY/s400/lush2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389626370261515442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;K&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;okoşluğun Brit versiyonu Lush.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde on yedi kez Cadde' de tur atsam da Ezgi  olmasa asla dikkat etmeyeceğim (ara sokaklara değil girmek, kafamı bile çevirmem  x:)) "sabuncu".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağazada dolaşırken "yoğun kokudan migrenim tetiklenecek"  tedirginliğini üzerimden atamamışken, Ezgi' nin "ayyy Londra' daki Lush' a her  gidişimde küçük küçük hediyeler verirler, sizde neden yok?" yorumu ile "akut  güngörmüş sendromu"na girdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;aba-oğul-kutsal ruh... ve diğerleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsa "&lt;a href="http://www.lushturkey.com/pembe-isiltili-seker-kokulu-sabun/product.aspx?productid=286"&gt;the godmother&lt;/a&gt;" ile yıkansaydı eminim tanrının oğlu olduğuna inanabilirdiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ne koku, o ne haz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş tanesi 1 TL' den satılan Fax sabunlar poşetlerinde sizleri beklerken, on katını yamuk yumuk küçük bir sabun "parçası"na veririm diyorsanız, pek asortik bir aktivite imiş şu sıralar Lush' ı gezmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye' de tanıtım yoksunluğu çeken bu anglosakson torunlarına bir reklam sloganı önerisi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Leş gibi kokmayın!&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Lush" gibi kokun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiklal mağazasının önünde  duyduğum cümle:&lt;br /&gt;"Adamlar lahanayı ezip sabun yapmışlar anaaa!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Not&lt;/span&gt;: Ürünlerin hayvanlar üzerinde denenmemiş olduğunu belirtmek isterim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-6149874456753966742?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/6149874456753966742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/lush-gibi-kokuyorsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6149874456753966742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/6149874456753966742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/lush-gibi-kokuyorsun.html' title='&quot;Lush&quot; gibi kokuyorsun!'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvMoNeD_LI/AAAAAAAAAHw/57lykE3VQSY/s72-c/lush2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3206255386570004969</id><published>2009-10-07T01:14:00.000+03:00</published><updated>2009-10-07T02:45:06.236+03:00</updated><title type='text'>Ekran Bağımlılığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvTgDz4lBI/AAAAAAAAAH4/lzOWkC0ZxsI/s1600-h/MonsterMonitor.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 280px; height: 364px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvTgDz4lBI/AAAAAAAAAH4/lzOWkC0ZxsI/s400/MonsterMonitor.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389633926811128850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;E&lt;/span&gt;kran bağımlılığı insan hayatının her alanına yayılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev ve ofiste sabit konumda iken bilgisayarın ekranı, dış mekanlarda, hareketli halde iken PDA telefonun ekranı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ille de ekran.&lt;br /&gt;Doksanar derece ile birbirini kesen dört sınır çizgisinin arasından fışkıran renkli ışık demeti, ekran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonla konuşurken, karşıdakine günün olayını anlatırken, iş görüşmesi yaparken, sokakta yürürken (trafik kazası kurbanı namzetleri)... ekran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli bu sihirli dikdörtgene bakmaktan gerçek hayatın nasıl olması gerektiğini unutan insanlar, aşkı, cinselliği, kavgayı, barışmayı, ayrılığı, kavuşmayı... her şeyi bu dijital rüyada yaşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;N&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ecasetten taharet yaparken bile tek elinde sevgilisine mesaj çekenleri görüyoruz desem, durumun vahametini anlayabilirsiniz umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de azaltmaya çalıştığım "ekran bağımlılığı"na lanet okuyor,&lt;br /&gt;kuş sesi duyunca kafamızı ekrana değil ağaca çevirmemiz gerektiğini hatırlatıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3206255386570004969?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3206255386570004969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ekran-bagmllg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3206255386570004969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3206255386570004969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ekran-bagmllg.html' title='Ekran Bağımlılığı'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsvTgDz4lBI/AAAAAAAAAH4/lzOWkC0ZxsI/s72-c/MonsterMonitor.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-8866325847665325070</id><published>2009-10-06T11:24:00.005+03:00</published><updated>2009-10-06T11:45:26.850+03:00</updated><title type='text'>Ulusal Basın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SssCmPdSJJI/AAAAAAAAAHo/3D0XQ3RkteY/s1600-h/Jessica_Rabbit_5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 311px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SssCmPdSJJI/AAAAAAAAAHo/3D0XQ3RkteY/s400/Jessica_Rabbit_5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389404235086570642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ıllar önce giriştiğimiz &lt;a href="http://www.kurkehayir.gen.tr/"&gt;Kürke Hayır Platformu&lt;/a&gt; ile "ulusal basına nasıl sızılır, bir konu nasıl ilgi odağı haline getirilir?" gibi soruları büyük oranda kafamızda çözdük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu populist çirkeflikle bir saat önce yazmaya başladığınız bir siteyi bir anda proletaryanın takip ettiği basın birimlerine anında yayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben zor olanı başarıp (tanrım gülsem mi?) elit düzen kölesi Ezgi Hanım' ın önemli (evet güliciiim) yayın organı Alternatif-İstanbul' da kendimden söz ettirmiş bulunmaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin değerli cümlelerinden ben;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;U&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;nutkanlığı ile bizlerin takdirini ve sinirini kazanan Ozanfendi, kültür haberleri ile yoğurduğu ve birbirinden şık fotoğraflarıyla renklendirdiği kişisel portfolyosunun ve kişisel blogunun yıllık sadece 15 lira olan bedelini ödemeyi de unutunca, bütün girdiler ve görseller uçmuş ve elinde bomboş, simsiyah bir sayfa kalmış. &lt;p&gt;İstanbul derin uykudayken gerçekleşen bu elim olaydan sonra yüzümüze bakacak hali olmadığından kendine parasını ödemesi gerekmeyen bir blog açmış. İtiraf etmeliyim ki, ilk blogu vergi memuru Hüsamettin Bey'in kişisel webg günlüğü gibiydi, fazla siyah, fazla formal ve Ozanfendi'nin tüm Üsküdar tarafından bilinen paçoz tavrından son derece uzak. Blogu yanlışlıkla ziyaret edenler sayfalardaki aşırı ciddiyet dozundan dolayı üç ay kendine gelemiyordu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa biz Ozanfendi'yi yakından tanıyorduk.Yaratmaya çalıştığı ciddi İstanbul efendisi, papyonlu kültür kumkuması tavrının ardında yatan birkaç tane koca patsoyu 5 dakikada temizleme ve Üsküdar'ın tüm deli kadınlarıyla aynı anda başetme yeteneklerinin farkındaydık. Ben bizzat kendisini "olduğu gibi görünmesi" hususunda defalarca uyardım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun sözün kısası, Ozanfendi içindeki binbir alter egodan biri olan Jessica Rabbit'i serbest bıraktı ve ortaya şu ucuz blog çıktı: &lt;a href="http://chercheve.blogspot.com/"&gt;Chercheve&lt;/a&gt;. Bu blogda, kendi satırlarından apartmak gerekirse tam olarak şöyle yazılar okuyacaksınız: "Perdesi patlamış Ozan yazıları ve bazen ciddi ve bazen hüzünlü ve bazen aktüel ve bazen şarap mantarını koklarken ve sevgiliyi özlerken Selami Şahin.."&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aylardır Alternatif-İstanbul'a tek satır yazı girmese de, sokağın kültürüne verdiğimiz değer nedeniyle Ozanfendi'nin yeni "ayağa düşmüş" kültür mecrasına kendi dilimizce "hoşbuyurdun" demek istedik.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Alternatif-Istanbul.net&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-8866325847665325070?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/8866325847665325070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ulusal-basn.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8866325847665325070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/8866325847665325070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ulusal-basn.html' title='Ulusal Basın'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SssCmPdSJJI/AAAAAAAAAHo/3D0XQ3RkteY/s72-c/Jessica_Rabbit_5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-3520009856051608068</id><published>2009-10-06T04:30:00.008+03:00</published><updated>2009-10-07T01:39:06.304+03:00</updated><title type='text'>Ezbere Yaşam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqgKa-L47I/AAAAAAAAAG4/CEk81biwo9w/s1600-h/ezber.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 328px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqgKa-L47I/AAAAAAAAAG4/CEk81biwo9w/s400/ezber.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389296005001503666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;T&lt;/span&gt;olga hayvan hakları camiasında yapılabilecek en güzel işi yaptı.&lt;br /&gt;Ünlü kadroyu topladı ve etkili bir film çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:130%;" &gt;Ayaküstü - ekmek arası serzeniş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Sarışın, kızıl, kumral kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Uzun etekli, minili, pantolonlu kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Havalı, pespaye, asortik kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Tahsilli, kültürlü, görgüsüz kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Topuklu giyen kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Converse tutkunu kadınlar...&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, kadınlar, ahhh... kadınlar...&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı konularda ille de kadınlar.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucağında, elinde ve karnında çocukla halı fırçalayan kadın imajının hakim olduğu ülkede nasıl hayvan hakları gibi aktif bir konuda bu denli kadın iş yapabiliyor anlamıyorum.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin arasından sıyrılan "gerçek" kadınları kenara bırakırsak, gürültüden başka hiçbir şey kazandırmıyorlar bu çalışma alanında vakit harcayan kadınlar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;zberleri bozmak ancak "yerine koyma" ile yapılabilir.&lt;br /&gt;Tolga (Öztorun) bunu yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.ezberfilm.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-3520009856051608068?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/3520009856051608068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ezbere-yasam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3520009856051608068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/3520009856051608068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ezbere-yasam.html' title='Ezbere Yaşam'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqgKa-L47I/AAAAAAAAAG4/CEk81biwo9w/s72-c/ezber.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-2677112825346260160</id><published>2009-10-06T04:10:00.007+03:00</published><updated>2009-10-06T04:58:06.908+03:00</updated><title type='text'>Ekim' de Porno Başkadır</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ssqa6V4laEI/AAAAAAAAAGo/ZbOsdnGQPJU/s1600-h/12691-humpday.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ssqa6V4laEI/AAAAAAAAAGo/ZbOsdnGQPJU/s400/12691-humpday.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389290231199787074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;F&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ilmekimi zamanı gelip kapıya çatacak, eline bozuk parayı alan hemen gişeye koşacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormandan tek elinde jilet, göğüs kıllarını keserek koşanları görmeden devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;F&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ilmlerin hepsi şüphesiz güzeldir. Ancak bizim caddenin yeni travestisi için "Eskinin Süleyman' ı" muhabbeti yapılmasından azami miktarda bunalmış bir Ozan olarak tüm mahalleliyi "Gel Porno Çevirelim" e götürerek zihinsel ırzlarını lekelemeyi planlıyorum. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle "heteroseksüel panik" kavramını terminolojiye sokmak çok eğlenceli olacağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paniğin yuvası olan Anadolu' ya biraz baharatlı kaçacağını düşündüğüm filmi ve diğerlerini iple çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqcPoIBngI/AAAAAAAAAGw/tpWQvfHs0F8/s1600-h/ustbant_09.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 73px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqcPoIBngI/AAAAAAAAAGw/tpWQvfHs0F8/s400/ustbant_09.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389291696385269250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-2677112825346260160?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/2677112825346260160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ekim-de-porno-baskadr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2677112825346260160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/2677112825346260160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/ekim-de-porno-baskadr.html' title='Ekim&apos; de Porno Başkadır'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ssqa6V4laEI/AAAAAAAAAGo/ZbOsdnGQPJU/s72-c/12691-humpday.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6478110194674820890.post-156965754753684689</id><published>2009-10-06T03:08:00.002+03:00</published><updated>2009-10-06T04:47:02.070+03:00</updated><title type='text'>Kayıp Blog &amp; İsyanlarda Bir Post-Ergen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqLtW57XGI/AAAAAAAAAF8/F6T8WD_HD98/s1600-h/attention.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 322px; height: 324px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqLtW57XGI/AAAAAAAAAF8/F6T8WD_HD98/s400/attention.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389273515461139554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;B&lt;/span&gt;irkaç aylık tatil döneminde ziyaret etmediğimden ve girdileriyle ilgilenmediğimden dolayı bana küsen blog' um, bu süreçte ücretini de yatırmayı unuttuğum için kapatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası içinde kayıtlı ve başka yerde kopyası olmayan onlarca yazım buharlaşıp gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi para vermeden bu işi daha güzel yapabileceğimi göstereceğim size "ey şanımla şereflenen ve elinin tersiyle iten alçak hosting firması".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dehşet kayıp bile beni kızdırmaya yetmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden acaba?&lt;br /&gt;:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;D&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;ürüst olmam gerekir ki, bu hatanın temel kaynağı benim.&lt;br /&gt;Blog dolusu Istanbul Türkçesi, blog dolusu fotoğraf ve sanat haberi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gereksiz ciddiyet, yüklenen sinirler, kasılan beden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette yedekleme yapmayı bile unutan zevzek bir Ozan yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minibüs şoförüne ineceği durağı söyleyemeyen "halk"a (!) daha fazla "formal" olamayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perdesi patlamış Ozan yazıları ve bazen ciddi ve bazen hüzünlü ve bazen aktüel ve bazen şarap mantarını koklarken ve sevgiliyi özlerken Selami Şahin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey daha tatmin edici olacak... ve siz, okuma bilen proleterler (burada &lt;a href="http://www.blogger.com/profile/12958138515559929963"&gt;Ezgi Hanım&lt;/a&gt; kastedilmiştir :)) beni izlemeye hız verin ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alışmak bir yaradır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü ben yokken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kollarınızın sardığı koca bir boşluktur!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6478110194674820890-156965754753684689?l=chercheve.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://chercheve.blogspot.com/feeds/156965754753684689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/kayp-blog-isyanlarda-bir-post-ergen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/156965754753684689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6478110194674820890/posts/default/156965754753684689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://chercheve.blogspot.com/2009/10/kayp-blog-isyanlarda-bir-post-ergen.html' title='Kayıp Blog &amp; İsyanlarda Bir Post-Ergen'/><author><name>Ozan Ezgi Berberoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13278196779240570005</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/Ss_kL7sQIzI/AAAAAAAAAIY/zoLxBi1VlsE/S220/ol.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_b_o8eFWFJL8/SsqLtW57XGI/AAAAAAAAAF8/F6T8WD_HD98/s72-c/attention.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
